Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
973
 

Atatürk öğretmenine yakışmayan nedir?

Atatürk öğretmenine yakışmayan nedir?
 

Sayın Fahrettin Çitil’in (Yalnıztürk) ki, kendisi de bir öğretmendir ve uzun zamandır yazılarını takip edip, zaman zaman önerilerime eklediğim olmuştur, bir bloğuna (Başka Türkiye yok) yaptığım yorum üzerine aşağıdaki mesajı aldım.

Merhabalar,
Yüce ordumuza siyasetten elini çeksin, gibi bir benzetmenizi çok yadırgadım. Üstelik bunu bir Atatürk öğretmeninden duymak beni rahatsız etti. Hem laiklik elden gidiyor, ibarenizin kendinizce bir uydurma gibi anımsanarak yazılması da ayrıca düşündürücü. Oysa Türkiye cumhuriyetinin özü ve mayasının Atatürkçülükle laiklik olduğunu hep bizler öğrettik çocuklara. Yorumunuzdaki TSK’ ya karşı, siyasetten elini çeksin ifadenizi kabullenmediğim ve TSK’ ya saygısızlık olarak gördüğümden yayına veremeyeceğim. Üzgünüm...

Önce şaşırdım, ne yani Atatürk’ün öğretmeni ne demek? Ordu siyasete bulaşmasın demek ne zamandan beri orduya hakaret sayılıyor? Hele şu günlerde iki paşanın hapishanede olduğunu göz önüne alarak, bunu söylemek laikliğe, cumhuriyete karşı olmak mıdır? Yoksa içten içe darbe hayalleri ile orduyu yıpratan, yine ordu içinden kişiler değil midir?. Ordu bu ülkenin iç ve dış güvenliğinden sorumludur. Bu bize özel bir durum da değildir. Dünyadaki bütün ülkelerde ordunun görevi budur. Ancak geri kalınmışlık ve 3. dünya ülkesi düzeyinde gördüğümüz ülkelerde ordu darbe yaparak hükümeti devirir. Halkın seçtiği değil, kendi istediği doğrultuda da ülkeyi yönetir. Ben bir Atatürk öğretmeni olarak ordunun saygın bir şekilde görevini yapmasını istiyorum. Bu düşüncemi de kendime saklamayacağım. Çünkü evladımın ve şu an çocuk olan bir neslin daha darbelerle birlikte büyümesini istemiyorum. Atatürk’ü seviyorum, bir kadın olarak sahip olduklarım için ona binlerce şükran duyuyorum. Çocuklarımı da Atatürk sevgisi ile büyütüyorum, eğitiyorum. Bir ülkenin en saygın kurumunun da ordusu olduğunu düşünüyorum. Sayın Çitil’in söylediği gibi orduya karşı bir antipatim de yok, olması için de bir nedenim yok. Sadece diyorum ki, ordu komutanları demeç vermesin, hükümetle çekişmesin, muhtıra yayınlamasın, halkın seçimine saygı duysun ve işini yapsın ki zaten bunu da yapıyor..

Saygıdeğer öğretmenim, istediğiniz yorumu yayına almak sizin takdiriniz. TSK bu ülkenin güvenlik gücüdür, Atatürk'le bağdaşlaştırılmasını, cumhuriyetin temel ilkelerinin bekçisi olmasını da ben kabul edemiyorum. Gerçek anlamda var olan hiçbir demokraside ordu siyasetin içine girmez, girmemelidir. Görevi siyaset yapmak, muhtıra vermek, darbe yapmak değildir. Bir insanın ülke sevgisini ben ordu sevgisi olarak algılamıyorum. Sözlerimde de bir saygısızlık yok. Sadece sizinle görüş ayrılığı var. Bir ülkeyi sevmek demek, o ülke için çalışmak, okumak, üretmek demektir. Atatürk, bu cumhuriyeti kurarken de, kurduktan sonra da yönünü hep batıya çevirdi. Oysa sizler batı demokrasisi yerine bir 3. dünya ülkesi gibi ordudan medet umarak yaşayalım diyorsunuz. Ülkede ters giden bir şeyler varsa tepkiyi halk verir. Bir daha ki seçimlerde oyunu ona göre kullanır. Bu ülkenin güvencesi bizleriz, ordu değil. Ordu silahıyla güvenlik sağlar, fikirleri korumak ordunun görevi değildir. Ayrıca yaş itibariyle darbeleri de yaşamış olmanız gerekiyor. Ama hiç canınız yanmadı sanırım. Saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sistemler, iktidarları halkın oylarıyla belirleniyormuş gibi gösterirler; ama halkın istediği gibi çalışmazlar. Çünkü bir sistemin, şöyle ya da böyle işleyişinde, çıkarları olan insanlar vardır. Halk ne talep ederse etsin, bunlar sistemi, kendi çıkarları neyi gerektiriyorsa öyle işletirler. Din, milliyet gibi kavramları halkla ilişkilerinde kullanırlar. Onların gerçekte, böyle bir gündemleri yoktur! Sıradaki gündemleri, kendilerine yeni kâr kapıları açmaktır. Halk, sistemlerin kendi gerçek taleplerini karşılamasını istiyorsa, onu denetleyecek örgütlenmeleri yaratmalıdır. Gelişmemiş çoğu ülkede, halkın oyuyla başa gelen iktidarları, gerçekte, emperyalist güçler belirlemektedir. Sanırım bu görüşe katılırsınız. Sevgiler, saygılar.

zelinartug 
 01.09.2008 15:51
Cevap :
Merhaba, elbette denetim mekanizmaları çalışmayan, kurumları şeffaf olmayan bir devlet için söyledikleriniz doğru ancak bu başka bir blog konusu olabilir. Ben sadece askerlerin sivil hayata müdahalesini doğru bulmadığımı belirtmiştim. Katılımınız için teşekkürler. Selamlar, sevgilerle...  02.09.2008 13:52
 

Sevgili Öğretmenim... Yazılanları ve yorumları takip ediyorum.Konuyu anlamaya çalıştım ve vardığım yer şu:Her iki taraf da gerçek Atatürkçü...Olayda bitakım yanlış anlamalar var;sanırım bunun sebebi yazarak birbirinize ulaşmak istemenizde.Ordu-Millet-Devlet bu milleti millet yapan değerler;ancak hepsinin görevi birbirinden farklı olmakla birlikte birbirini tamamlar niteliktedir.Sizin anlatmak istedeğinizi ben çok rahat bi şekilde anladım fakat yanlış anlaşıldınız sanırım.Dilerim bu yanlış bir an evvel düzeltilir ve herkes hem yazılarını bizlerle paylaşır hem de fikirlerini.Sevgilerimle!

Serçe! 
 29.08.2008 13:57
Cevap :
Sevgili Tuğba, Atatürkçülük bu kişilerin tekelindeymiş gibi davranmaları beni kızdırıyor. Bloglarım ortada. Benim irtica ister bir halim mi var da Atatürkçü olmayan öğretmen oluyorum. Bu bloğa kadar "brova" denilen bir öğremen bir anda bambaşka biri mi oldu? Yazılan bir yorumu müfettiş edasıyla "saygısız" bulup yayınlamamak, bu yorumdan çıkarımlarda bulunmak doğruysa, benim de aldığım mesajdan çıkarımlarda bulunmam doğrudur. Ben hala aynı şeyi söylüyorum, ordu siyasetin dışında kalmalıdır ve bunu söylemek saygısızlık değildir. Yorum için teşekkürler, sevgilerimle...  29.08.2008 18:22
 

İsmini vererek yazdığınız ve ithamda bulunnmaya çalıştığınız satırların bu arkadaşımızla bir ilgisi ve alakasını ben göremiyorum. Ki o arkadaşımızı yıllar öncesinden tanıyan biri olarak ve bir öğretmen olarak sizlere bu cümleleri yakıştıramadım. Çünkü sizleri okumam için sayın Fahrettin bey ısrarla vurgu yapmıştı ve ben şuan şoktayım. Üstelik bu arkadaşımız, demokrasi için mücadele vermiş ve Atatürk ilke ve devrimlerinden başka bir ideali olmayan yiğit ve bir o kadar da nezaketli bir insandır. Pretesto ederek niçin siteden ayrıldığını daha iyi anlıyorum. Garip olan şu ki arkadaşımız ayrıldıktan sonra bile bu yazıyı teşhirden mutluluk duyuyorsunuz. Duyduğuma göre size bu yazıyla ilgili gelen yorumlarıda yayına almıyormuşsunuz ki bu daha bir acı. Sizin yorumunuz yayınlanmadı diye feryat ediyorsanız, siz niye gelen yorumları yayınlamıyorsunuz? Bunlara gerek yok, öğretmen arkadaşımız ise gerekeni yaptı ve mesajını verdi. Bu mesaja laik olmanız en iyisi. Yanlışın bitmesi gerek. Selamlar..

Cafer Akın 
 23.08.2008 11:47
Cevap :
Cafer Bey, yayına almadığım bir yorum yok, sadece bir yazarın yorumunu kendi isteği ile silerken yanlışlıkla başka bir yorumu da sildim. Tamamen kasıtsız olan birşeydi. Fahrettin Bey'in beni saygısızlıkla suçlaması hatta Atatürkçü olmadığımı ima etmesi benim için cevap gerektiren bir durumdu. Ben bu tür ithamlar karşısında cevap vermeyecek durumda değilim. Zira belli bir yaştayım, bir takım fikirlerim oluşacak kadar da okuyan biriyim. Askerlerin siyasetten uzak durmasını istemek saygısızlık değildir. Sayın Çitil'in blogtan ayrılmış olması bu yazıyı kaldırmamı gerektirmez. Kendisi cevap niteliğinde bir blog yazmıştı ama sonra ne olduysa ayrıldı. Kalıp fikirlerini savunmaya devam etseydi. Saygılarımla...  23.08.2008 13:31
 

Beni MB ortamında en çok rahatsız eden konuların biriside blog yazarlarının kendilerine gelen yorumları keyfi bir şekilde yayınlayıp yayınlamama hakkına sahip olmalarıdır. Bence eğer bir blogda herkes kendi fikrini ifade etmek özgürlüğüne sahipse, o blogla ilgili olarak yapılan her yorum da otomatikman yayınlanmalıdır. Neticede blog yazarının yoruma cevap verme hakkı zaten bakidir. Yorumun "hakaret" içermesi gibi sudan sebepler yayınlamamak için gerekçe olamaz. Kötü söz sahibine aittir. Aptalca bir yorum yapan orada deşifre olacaktır ve zararını da kendisi görecektir. Hakaret içeren yorum bile blog yazarını küçük düşürmez, küçültse küçültse yorumcuyu düşürür. Bir fikir ileri süren karşı fikirleri de dinlemesini bilmelidir. Yorumların zorunlu olarak yayınlanma fikrini desteklerseniz sevinirim. Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 27.07.2008 8:44
Cevap :
Ben hoşlanmasam da gelen yorumu yayınlıyorum, eğer MB üyesi değilse genelde cevap yazmıyorum, çünkü kim olduğu hakkında en ufak bir bilgi olmayınca yazılacak cevaplar da ortada kalıyor. Yorum sahibi silin ricasında bulunursa da hemen siliyorum. Sayın Çitil'de benim yorumumu saygısız bulmayıp yayınlasaydı bütün bunlara gerek olmayacaktı zaten. Eğer yorum seçeceksek yoruma kapalı yayınlayabiliriz, öyle bir seçeneğimiz de var. Sevgilerle...  27.07.2008 22:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 741
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 5160
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

1997 yılında öğretmenliğe başlamış bir mühendisim. Bir oğlum var. Çocukları ve yaşamı seviyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster