Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2801
 

ATATÜRK’ten Kısa Anılar ?

Büyük Atatürk’ümüz ile ne kadar övünsek, onu ne kadar sevip saysak azdır… 

İşte size bira bir, gerçekten yaşanmış bazı anıları: 

Cumhuriyet’in kuruluşunun yedinci yıldönümü kutlamaları sırasında, tüm yabancı Büyükelçilere İstanbul’da bir resepsiyon verilir. Davet boyunca bir İngiliz Ataşesi, Mustafa Kemal Atatürk’e dik dik bakmakta, tüm konuşmaları ve davranışlarını dikkatle ve biraz da öfkeyle izlemektedir. Bu durum Atatürk’ün dikkatinden kaçmaz, bundan rahatsız olan Mustafa Kemal, yaverini bu adama gönderip, niye böyle davrandığının sebebini sorup gelmesini ister. Yaver gider ve bu Ataşe’ye davranışının sebebini sorar. İngiliz Ataşe gözlerini kısarak; “Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşı’nda babamı öldürmüştü, ona çok kızıyorum!” der. Yaveri Atatürk’e gelir ve söylediklerini aktarır. Bu sefer Atatürk kaşlarını çatar ve sert bir şekilde; “Git söyle o Ataşe’ye, üzerimde misafirdir, ama haddini bilsin! Sen de git sor bakalım bu adama; bizim topraklarda, Çanakkale’de babasının ne işi varmış!” der… 

Rusya Diktatörü Stalin, Rusya 17 Ekim Devrimi’nden yıllar sonraki bir yıldönümünde; “Rus milleti Boğazları ve Ardahan’ı almaktan asla vazgeçmeyecektir!” diye çok münasebetsiz bir açıklama yapar. Atatürk, anında bu açıklamasını öğrenir, geceyarısı öfkeyle gidip, neşeli kutlamaların sürdüğü Rus Büyükelçiliği’nin kapısına dayanır. Büyükelçi’den, Stalin’in açıklamasını resmen ister. Atatürk’ün iyi dostu olan Büyükelçi Karakan’ın eli ayağı dolaşır, hemen yazılı metini getirir, bu açıklamadan kendisi de rahatsız olmuştur. Atatürk içeri dalar, Büyükelçi’den derhal Stalin’i aramasını, bu isteklerinden vazgeçip, geçmeyeceğini resmen kendisine bildirmesini ister. Dostu Büyükelçi Karakan’a bir de; “Cevap gelene kadar burada bekleyeceğim, eğer bunlar doğru ise de, gece Rus sınırına askerimi yığacağım, bunu aynen liderine söyle! Bu gece, her iki ülkenin de kader gecesi olacak!” der. Birkaç saat sonra haber gelir, Stalin çark etmiştir ve sözlerinin yanlış anlaşıldığını telgrafla Ankara’ya bildirmiş. Atatürk Karakan’a dönüp; “Çok iyi biliyorum ki, Stalin seni hemen geri çağırır ve öldürür, istersen bize iltica edebilirsin” demiş, Büyükelçi kabul etmemiş, Atatürk de Rus Elçiliğini öyle terk etmiştir… Üç gün sonra Elçi Karakan Moskova’ya çağırılır ve Atatürk’ün dediği gibi, Stalin tarafından öldürtülür… İşte Atamız, böyle uzak görüşlü ve iyi bir insandı… 

Mustafa Kemal, dava arkadaşlarından Süreyya Yiğit ve Mazhar Müfit’e, Erzurum Kongresi sırasında ve “7 Temmuz 1919” tarihini yazdırarak şunları not ettirir: “Yaz bakalım Mazhar; 1- Zaferden sonra yönetim şeklimiz Cumhuriyet olacak. 2- Padişahlık ve Hanedanlık kaldırılacak. 3- Örtünme kaldırılıp, kadınlarımız Batılılar gibi modern giyinecek. 4- Fes kalkacak, uygar milletler gibi Şapka giyilecek. 5- Lâtin harfleri öğretilip, eski yazı kalkacak…” deyince, Mazhar Müfit; “Yeter Paşam, bunlar öyle kolay yapılacak işler değil, siz hangi ülkede olduğunuzu sanıyorsunuz” diye itiraz edince Atatürk gülerek; “Bunu zaman gösterir, sen yaz ve bu sayfayı sakla, bak nasıl gerçekleşecek” demiş. Nasıl, bunlar bir bir gerçekleşti değil mi? 

Dumlupınar Zaferi sonrasında birkaç Yunan Subay esiri Atatürk’ün çadırına getirilmiş. Bunlardan biri de Selânikli imiş ve Ata’nın siması hiç ona yabancı gelmemiş. Belirsiz üniformalı Mustafa Kemal’e sormuş; “ Siz Binbaşı mısınız?” ‘Hayır’ cevabını alınca; “Öyleyse Yarbay mı?” yine hayır cevabını almış, tekrar tekrar sormuş; “Miralay mı, Tümgeneral misiniz?” diye sorup, Atatürk’ten yine ‘hayır’ cevabını alınca; “Eee, siz ne arıyorsunuz burada?” demiş. Mustafa Kemal de; “Ben bu ordunun Başkomutanıyım” demiş. Yunan subayın gözleri büyümüş ve; “Ben bunca yıldır cephelerde savaşırım, hiçbir Başkomutanın, cephenin dibinde oturma cesareti gösterenine ilk defa rastlıyorum” demiş… 

İngiltere Kralı VIII. Edward, eşi ile 4 Eylül 1936 yılında Türkiye’yi ziyaret ettiler. Büyük bir karşılama töreni düzenlendi, Atatürk ve Türk Yöneticiler onları en iyi şekilde ağırlamaya çalışmışlar, ama bazı aksilikler de yaşanmıştı. 

İstanbul’daki akşam yemeği sırasında, Saraydaki muhteşem salonda çorba servisi yapılırken, bir Türk garsonun ayağı halıya takılınca, çorbanın bir miktarı İngiliz Kralının eşinin elbisesine dökülmüş. Öfkeyle ayağa kalkan Kraliçe; “Ne biçim uşaksın sen, dikkat etsene biraz!?” diye bağırınca, Atatürk’ün canı sıkılmış. Kraliçeye dönüp, kibarca ve kararlılıkla şöyle demiş; “Onun kusuru yok hanımefendi, kabahat bende! Çünkü ben onları ‘uşak’ olarak değil, ‘asker’ olarak yetiştirdim. Çocuğa kızmayınız, sizden ben özür diliyorum” diyerek, genç garsona sahip çıkmış… 

İşte yaşananlar, işte Büyük Atatürk’ümüz! Onunla ne kadar övünsek azdır? Ne bunları unutalım, ne de unutturalım; yeni nesillerimize de aktaralım, olur mu? Sakin KOŞAR. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atatürk yalnız uzak görüşlü değil aynı zamanda kehanet sahibi bir lider. Yalnız yaşadığı dönemi değil, ölümünden sonra yaşanacakları da bilen, hisseden dahi.. Kutlarım güzel anıkarı hatırlattığınız için. Selam ve saygılarımla.

Necati Kavlak 
 01.02.2011 22:29
Cevap :
Yorumunuza teşekkür ederim Necati Bey. Bu ülkede yaşıyorsak, bu mülklere sahipsek, bunları bize emanet edenlere hep saygılı da olmalıyız. Sağlık ve başarılar dilerim, duyarlılığınız için kutlarım...  24.02.2011 12:06
 

Efendim böylesine güzel bir paylaşım için çok teşekkür ediyorum. Yüzyılda bir gelen çok önemli bir lidere, Mustafa Kemal Atatürk'e sahip olmanın haklı gururunu yaşıyor ve taşıyorum. Halkınla bu denli bütünleşen, özgürlükçü ve devrimci bir zihniyete sahip Atamız'ın önünde saygı ile eğiliyorum. Işığınız bol, yolunuz aydınlık olsun. Nurcan Çelik Yalun

Nurcan Çelik Yalun 
 28.01.2011 12:30
Cevap :
Sevgili Nurcan; yazımı beğenip, bir de güzel yorumda bulunmanız, bizleri daha iyi yazma heyecanı veriyor. Teşekkür ediyor, sağlık ve başarılar dilerim... Sakin KOŞAR.  24.02.2011 12:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 683
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

16/07/1951 Bozüyük / Yatağan / Muğla doğumlu, 1970 Isparta - Gönen mezunu, 1986 Anadolu Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster