Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
490
 

Atatürk'ü Anmak mı?

Atatürk'ü Anmak mı?
 

Her yıl 10 Kasım'da saat 9'u 5 geçe sirenler eşliğinde saygı duruşunda bulunulur, Anıtkabir ziyaret edilir, Atanın yattığı yere çelenk koyulur, okullarda şiirler okunur, vs. vs. Her yıl rutin bir şekilde Atatürk anılır ölüm yıldönümünde.

Çocukken bana anlamlı gelen bu anma törenleri şimdi anlamsız gelmeye başladı artık. Atatürk'ü anmanın gereksizliğini düşündüğümden mi? Asla, asla öyle değil. Yıllardır Atatürk'ü anma törenleri yapıp, bu törenlerde yoğunlaşan bir duygu seline kapılmanın Atamıza olan vefa borcumuzu ödememize yettiği yanılgısına düştüğümüzü görüyorum. Görüyorum ki, bazı önemli tarihlerde Atatürk'ü anmak, ona bir dizi methiyeler okumak yeterli değilmiş. Biz Atatürk'ü anmaktan öteye gidememişiz. Biz Atatürk'ü anlayamamışız. Oysa ki O, ölümünden sonra sadece anılmak değil, bize bıraktığı değerlerin anlaşılıp, ebediyyen nesilden nesile devamını isterdi. Anlıyorum ki bir yerlerde eksik birşeyler var ve bu yüzden, üstelikte Atatürkün yurdu emanet ettiği gençler arasında 'Atatürk karşıtlığı' yaygınlaşmakta.

Eksik bir şeyler var, belki de Atatürk'ü ezberlettik, ama anlatamadık gençlere. Belki de Atatürk'ü dayattık ama sevdiremedik onlara. Belki de sadece rutin anma törenlerinden başka şeyler yapmak gerekliydi. Şimdi ben en çok ta bunun için üzülmekteyim. Yanılıyor olmayı çok isterdim; Yurdun her köşesinden, her ırktan, her statüden, her eğitim düzeyinden, her dinden, her dilden gençlerimiz hep bir ağızdan "Hayır! biz Atatürk'ü anlıyor ve seviyoruz" diye haykırsın isterdim. Ama benim bugün gördüğüm Türkiye, Atatürk'ün hayal ettiği Türkiye Cumhuriyeti değil kesinlikle. Bir arpa boyu yol gidemediğimizi görüyorum. Ekonomik anlamda o zamandan bu zamana epey yol katetmiş olabiliriz ama fikir anlamında aynı kısır döngünün içinde debelenip duruyoruz. Hatta o zamandan süregelen sorunlarımızı katlanarak büyümüş ve içinden çıkılmaz hale gelmiş olduğunu görüyorum. Ülkenin bölünmez bütünlüğünün bölünüp bölünmeyeceğini, türbanın genç kızlarımızın en önemli sorunuymuş gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuluşunu, Türklüğümüzün vatanseverliğimizin muhasebesinin yapılışını içim sızlayarak izliyorum ve Atatürk'ü anlayamadığımızı düşünüyorum. Atatürk'ü gerçek anlamda anlayabilmiş olsaydık sorunlarımızı sağduyulu bir şekilde çözebilir ve daha ileri bir toplum olabilirdik.

Zararın neresinden dönülse kardır. Ülke olarak kayıplarımız büyük. Atatürk ilkelerini yeni kuşaklara gerektiği gibi aktaramadık belki, O'nu her yıl aynı rutinle anmaktan öteye gidemedik belki ama, O'nu anlayıp fikirlerini benimsemiş olan Atatürk fikirdaşı, aydın, Türkiye sevdalısı gençlerimiz de yokdeğil... Bundan sonra bize düşen Atatürk'ü sadece anmak değil, çocuklarımıza anlatmak, gerçek anlamda yaşatmak ve onların yaşamının merkezine Atatürk felsefesini yerleştirmek olacaktır. Atatürk' yaşatmak, ancak ve ancak fikirlerini yaşatmak ve nesilden nesile baltalanmasına izin vermeden aktarmak şeklinde olur. Büyük önder Atatürk'ümüzü saygı ve sevgiyle anıyor ve ANLIYORUZ.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

olması ve yapılması gerekenleri çok güzel ifade etmişsiniz, tebrik ediyorum.

Kayhan YILDIZ 
 10.11.2010 17:11
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkürler Kayhan bey. Selamve saygılar.  10.11.2010 23:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 776
Kayıt tarihi
: 17.10.09
 
 

Yaşıyorum, yaşadıkça öğreniyorum, öğrendikçe düşünüyorum, düşündükçe çözümlüyorum, çözümledikçe y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster