Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '09

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
4494
 

Atatürk'ün dine bakış açısı...

Atatürk'ün dine bakış açısı...
 

Bazı gerici ve yobaz kişiler Atatürk’ü din konusunda sorgulamışlardır. Ama bu kişiler ne yazık ki işin aslını bilmemektedirler.

Aynı bankada çalıştığımız bir şube müdürü arkadaşım anlatmıştı. Kendisi İstanbul’un Çarşamba semtinde müdür olarak görev yapıyordu. O semt radikal dincilerin, tarikat ve şeyhlerin çoğunlukta olduğu bir semt olarak bilinir. Orası sanki İran’ın ufak bir modelidir. O kişilerden biri bir gün bankaya bir çek tahsilatına gelir. Adamın paralı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Müdür arkadaşım adamı odasına davet eder ve bir çay ikram ederken, kendisiyle çalışıp çalışamayacaklarını sorar. Adam “Senin bankanla bir şartla çalışırım, (Müdürün arkasındaki Atatürk resmini işaret ederek) o arkandaki fotoğrafı kaldırırsan…”Bu söz üzerine arkadaşım başka hiçbir şey söylemeden adama kapıyı gösterir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluk , mahalle arkadaşlarından Bay Asaf İlbay, bir anısını şöyle anlatır:

“Mustafa Kemal’in din anlayışını kesin olarak pek az kimse öğrenebilmiştir. Orman Çiftliğinde, başbaşa kaldığımız bir gün, din konusunda ne düşündüğünü sordum. Bana şu cevabı verdi:

- Din vardır ve gereklidir. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi, fakat yapı uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçları döküldükçe yeni harç yapıp binayı pekiştirme gereği duyulmamış. Aksine olarak, bir çok yabancı unsur, (yorumlar, boş inanlar) yapıyı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, onarılamaz da. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak gereği hasıl olacaktır. Din bir vicdan sorunudur. Herkes, vicdanının buyruğuna uymakta serbesttir. Biz dine sayı gösteririz. Biz sadece, din işlerini yurt ve ulus işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz, amaç ve eylemleri bağnazlığa dayanan hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere hiçbir zaman fırsat vermeyeceğiz.”

Atatürk başka bir toplulukta din konusundaki görüşünü ve düşüncesini açıklayarak der ki:

- Din insanların gıdasıdır. Dinsiz adam boş bir eve benzer. İnsana hüzün verir, kesinlikle bir şeye inanacağız. Bu dinlerin en sonuncusu mükemmelidir. İslam dini hepsinden üstündür. Bizim dinimiz en akla uygun ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan ötürüdür ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, bilime, tekniğe ve mantığa uygunluk göstermesi gerekir. Bizim dinimiz bunlara bütünüyle uygundur.

Mustafa Kemal, dine karşı değildi ama, kutsal kitabı okunamayan bir dinin anlaşılamayacağını da iyi biliyordu. Bir gün arkadaşları ile sohbet ederken der ki:

- “Kuran’ın öncelikle Türkçeye çevrilmesini istedim. Bu da ilk olarak dilimize çevriliyor. Hazreti Muhammed’in yaşamına ait bir kitabın dilimize çevrilmesi için de bir öneride bulundum. Halk, (tekrarlanmakta) bulunan bir şeyin var olduğunu ve din adamlarının derdinin ancak kendi karınlarını doyurup, başka bir işleri olmadığını bilsinler.”

Bu amaçla 1925 yılında Atatürk İlkokuluna, günün Türkçesine çevrilmiş bir Kuran armağan ederek altını Gazi Mustafa Kemal olarak imzalamıştır.

Birinci Tarih Kongresi 1930 yılında Ankara Halkevinde toplanmıştı. Üniversite profesörleri, ortaokul, lise öğretmenleri bu toplantıda davetlidir.

Bir öğretmen şöyle bir soru sordu:

- Paşam! Din lüzumlu bir şey midir? Hilafetin kaldırılması iyi mi olmuştur?

Atatürk bu soruya gayet sakin bir tavırla hemen şu cevabı verir:

- Evet, din lüzumlu bir kuruluştur. Dinsiz ulusların devamına olanak yoktur. Yalnız şurası var ki din Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi çıkar sağlayanlar nefret edilen kimselerdir. İşte biz bu duruma karşıyız, buna izin vermiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar saf ve masum toplumumuzu aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz bu kimselerdir.

Hilafete gelince: İşin garibi bazı arkadaşlardan bilhassa dıştan bana hilafet teklifleri olmuştur. “Siz Halife olunuz” demişlerdir. Ben bu önerileri daima gülerek cevapladım. Hilafet gereksiz ve hatta zararlı bir kuruluş haline gelmiştir. Bundan beklenen amaca ulaşılamamıştır. Dünya savaşında gördük. Müslümanlar Haliife ordularına karşı savaştılar. Halife ordularını Suriye’de arkadan vuranlar olmuştur. Bunlar aynı Halifeye karşı yıllarca baş kaldırmış ve üzerlerine gönderilen Türk askerlerini şehit etmişlerdir. Hilafet yararlı halini korumuş olsaydı, Müslüman alemin buna sahip çıkmaları gerekirdi. Dinle hilafeti birbirinden ayırdetmek gerekir. Birincisi ne kadar yararlı ise ikincisi o kadar lüzumsuz bir hal halmıştır. Hilafeti kaldırdığımız günden bu güne kadar, kimsenin buna sahip çıkmaması, Müslüman dünyasının Halifesiz de yürüyeceğine ve yürümekte olduğuna en güzel örnek değil midir?

Sonuç olarak Atatürk dinimize her zaman sahip çıkmıştır. Ancak hurafelere ve din sömürüsü yapanlara da şiddetle karşı koymuştur.

Kaynak: Yapı Kredi Bankasının Atatürk’ün 100. Doğum yılı nedeniyle hazırlattığı Atatürk Cumhurbaşkanı adlı kitabından…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar...Sevgili DOST EROL beyciğim...! Şöyle bir gezinti yapıyordum BLOGDA, bu sayfanıza misafirliğe geldim bir anda..:-)) Evet işte yorumum kısaca ve öz olarak ; O günün şartlarında ve sıkıntılarda nelerin yapıldığı özet olarak belirtilmiştir.... Daha çok şeyler yazılabilir bu konuda, ( Çoğunuda çoklarımız zaten bilmekteyiz..! ) YAŞASIN TÜRKİYE ve YAŞASIN HEPİMİZ...! Sevgiler, selamlar ve saygılar... NK-ADA/TR

Necip Köni - Adana / TR 
 15.03.2011 23:17
Cevap :
:) Hoş geldiniz değerli Necip bey. Biz geçmişte neler yapıldığını biliyoruz da, geçmişi bilmeyenler, kasıtlı olarak çıkarılan sözlere inanan cehalet ürünü insanların bunları bilmesi gerekir. Katkılarınız için çok teşekkürler. Saygı ve selamlarımla.  16.03.2011 17:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 856
Toplam yorum
: 5697
Toplam mesaj
: 124
Ort. okunma sayısı
: 1852
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Uzun yıllar finans sektöründe çalışmama rağmen, psikoloji konusunda çok fazla araştırmalarım oldu. H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster