Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

16 Haziran '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
45087
 

Atatürk'ün İslam Dinine bakışı

Atatürk'ün İslam Dinine bakışı
 

Anadolu topraklarını düşman işgalinden kurtaran ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk; Özellikle son zamanlarda “bazı kesimlerin” ima etmeye çalıştığı gibi “dine karşı ve din düşmanı” bir insanı mıydı?

Atatürk ve din ilişkisi yıllardır tarşıla gelen bir konu olmuş, Atatürk’ün çağdaş bir Türkiye yaratmasının temellerini oluşturan devrimleri ise günümüzde dahi tartışılmakta ve “suiistimaller” yapılmaktadır. Atatürk’ün “din konusuna” bakışını iyi anlamak için iki konunun dikkatlice araştırılması ve takip edilmesi gerekmektedir.

 Birinci konu; Atatürk’ün din konusunda görüş ve düşünceleridir.

Atatürk’ün din anlayışını bizzat kendisinin bu konuda verdiği söylev ve demeçlerine bakarak değerlendirmek gerekmektedir. Ulu Önder’in bu konuda birçok açıklamaları olmuş, çeşitli vesilelerle din konusundaki görüşlerini de açıkça topluma iletmiştir.

“Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine son derece saygılıyız. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece, din işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve eyleme dayanan körü körüne yapılan hareketlerden sakınıyoruz. Yobazlara asla fırsat vermeyeceğiz”.

Atatürk bu açıklamasıyla dine ve inanan insanlara saygılı olduklarını , ancak; yobaz hareketlere, özelliklede din ile devlet işlerini birbirine karıştıranları, yani dini siyasete alet edenlere karşı savaşacaklarının altını özellikle çizmektedir.

Atatürk’ün din anlayışının temelinde, “saflık, temizlik ve sadelik” hâkimdir. İslam’a sonradan girmiş her türlü hurafe, safsata ve boş inançlara karşı “akılcı bir din” anlayışı benimsemiştir.

Atatürk bu konuda ki düşüncelerini de 29 Ekim 1923 tarihinde kendisiyle görüşen Fransız muhabir Pernot’a verdiği demeçte;

“Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinimize bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Bi­lime karşı, gelişmeye karşı hiçbir şey ihtiva etmiyor. Hâlbuki Türkiye’ye istiklalini veren bir Asya milletinin içinde daha karışık, ya­pay, batıl inançlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince, aydınlanacaktır.Onlar ışığa yaklaş­mazlarsa kendilerini yok etmeye mahkûm etmişler demektir. Onları kurtaracağız.” Sözleriyle de “cahil ve acizlerle” mücadele edileceğini işaret etmiştir.

Atatürk verilecek mücadelenin temelinde ise dine sonradan katılan hurafeler ve yobazlıklar olduğunu iyi bildiği için işe öncelikle Kur’anı Kerimi milletin iyi anlaması ve kavramasına ihtiyaç duyulduğunu düşünerek kutsal kitabın “Türkçe Mealinin” yazılmasına karar vermiştir.

21 Şubat 1925 Tarihinde Mecliste “Kur’an-ı Kerimin meal ve tefsirinin, hadisi şerif tercümelerinin” devlet imkânlarıyla yaptırılması için talimat vermiştir.

Elmalı Hamdi Yazır Kur’an-ı Kerimin tefsiri ve meali 9 cilt olarak hazırlanmış ve 1935 yılında yayınlanarak halkın bilgisine sunulmuştur.

Kamil Miras tarafından hazırlanan 12 ciltlik Türkçe hadis de 1928 yılında yayınlanarak halka sunulmuştur.

Atatürk, Kuran’ın Türkçeye çev­rilmesinin şu gerekçeyle yapıldığını anlatıyor:

“Türk, Kuran’ın arkasından ko­şuyor, fakat onun ne dediğini anlamıyor. İçinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapını­yor. Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın.”

Atatürk’ün din konusunda söylediği birçok demeci ve açıklamaları vardır. Ulu Önder asla bir din düşmanı değil, aksine İslam dinine mensup olmaktan ve Müslüman olmaktan büyük bir gurur duyardı.

Atatürk Kur’an-ı Kerimi iyi okuyan, aynı zamanda “Türkçe Meallerini de” iyi kavrayan biriydi. Bu açıdan bakılınca büyük insanın İslam’la asla sorunu olmamış, mücadelesi İslam’a sonradan giren bir takım “hurafe ve din yobazlıklarına” karşı mücadele edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün din konusunda ki görüş ve düşüncelerini daha net anlayabilmek için ikinci bir adım olarak “icraatlarına” bakmak gerekecektir.

Atatürk döneminde asla din düşmanlığı yapılmamış, cumhuriyet tarihinde dinle ilgili birçok “araştırma ve yapılanma” yine Atatürk döneminde yapılmıştır.

Cumhuriyet döneminde camilerimizin “envanteri” çıkarılmış, Yunan Ordusunun Anadolu’yu terk ederken yakarak gittiği camilerin yeniden yapılması için 1922 yılında Bakanlar Kurulundan karar çıkartmıştır. Atatürk Bakanlar Kurulunda yaptığı konuşmada;

“Bu camileri yenilemek görevimizdir. Bu hizmeti nutuk atmadan, gösterişe kaçmadan, siyasete alet etmeden yerine getirelim” sözleriyle de dinin siyasete alet edilmemesine büyük önem verdiğini göstermektedir.

Atatürk sağlığında birçok caminin yapılmasına “şahsi” katkıda bulunmuş,1919 yılında başlanıp, 1926 yılında tamamlanan Paris camisine;

1931 yılında ise; Atatürk’ü ziyaret eden Japon Elçisinin “Tokyo’ya bir cami yaptırılması” teklifini kabul etmiş ve bizzat Atatürk tarafından Tokyo’ya cami yaptırılarak 1938 yılında ibadete açılmıştır.

Atatürk ve din üzerine binlerce yazılmış kaynak vardır. Bu kaynaklar, Atatürk’ün bizzat söylevleri ve bu konuda ki yaptırımlarına bakıldığında bu büyük Önder’in asla bir din düşmanı olmadığı, İslam diniyle barışık birisi olduğu, hassasiyetinin ise “dinden kaynaklı hurafe ve cahilliklerle mücadele olduğu, din ile devlet işlerinin bir birine karıştırılmaması gerektiğini” benimseyen bir devlet adamı olduğudur.

Yazımızı sanatçı Sunay Akın’ın bu konuda söylediği ve halkımızca “iyi kavranması” gereken bir cümlesiyle tamamlayalım;

“Bu millet şunu biliyor mu? Bu gezegenin en doğusundaki (ve batısındaki) sabah ezanının ilk okunduğu camiyi Mustafa Kemal Atatürk yaptırmıştır.”

  Osman Özeker  16.06.2012 

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yüreğinize sağlık Osman Bey. Atatürk'le ilgili en hassas konuda çok güzel bir yazı ortaya koymuşsunuz. Atatürk'ün dinsiz olduğunu da maalesef söyleyebilmektedirler. Atatürk gibi zeki birisinin bir öyle, bir böyle olması elbette doğru olamaz. Benim kanaatim Atatürk'ün dini yönden zayıf yandaşları, pek çok şeyi (Atatürk'le ilgisi olmamasına rağmen) işlerine geldiği gibi lanse etmişlerdir. Kraldan çok kralcı misali. Sevgi ve saygılarımla.

S Zobu 
 19.06.2012 15:15
Cevap :
Burada sorun, bir çok Atatürkle ilgili, Enstitü, Araştırma Merkezleri olmasına, bu konularla ilgli bir çok yazılmış araştırmalar olmasına rağmen bütün bu gerçeklere öncelikle gençlerimize ve topluma iyi anlatamıyoruz. Bu büyük insanın fikirleri, devrimlerini ve her yeni ortaya koyduğu ve "Çağdaş, Aydınlık Türküye" ülküsünü bir türlü anlatamamamız, Atamıza özellikle de son on yıldır yapılan "kirli saldırılarda "sanki üzerimize" ölü toprağı serpilmiş gibi" sessiz ve çılız kalmamız. bence işte bütün sorun burada Bu ülkeyi kuran ve kurtaran, Çağdaş, laik cumhuriyeti bizlere emanet eden Mustafa Kemal'i ve O'nun yol arkadaşlarını ghün geçtikçe yalnız bırakıyor, en azından "sessiz kalıyor, gıkımız bile" çıkmıyor.  20.06.2012 18:32
 

Çok teşekkürler kardeşim... Atatürk'ü seven bir Türk çocuğu olarak onu ve onun İslama bakışını çok güzel özetlemişsin:)Atatürk'ü anlayabilmek için bugünün sözde Müslümancılarına bakmak yeter de artar bile... Biz Müslümanım diyene değil Müslümanlığı yaşayana değer veririz. Müslümanlık tamamen dürüst yaşamadır, özde ve sözde! Ne diyor Tanrı kitabında "Güzel düşün, güzel söyle, güzel davran" işte Müslümanlığın özü bu! Atatürk de insanlarımıza bunu öğütlemiştir! Allah'ın öğütlediğini... Müslümanlık ibadetle baki değil güzel ahlakla baki kalır. Size tekrar tekrar teşekkür ediyor ve tebriklerimi sunuyorum... Selam ve sevgilerimle:)

Halil Güven (Sökeli) 
 16.06.2012 19:21
Cevap :
Güven kardeşim güzel ifadeleriniz için teşekkürler. Gerçekten de bugün sorgulanması gereken "gerçek Müslüman kim, Müslümanlığı maske yapan k,im" Atatürk'ün çok hassas olduğu din konusunda günümüz devlet adamları basın ve medya ile birlikte cuma namazları kılıyor, sonrasında da allahın evinde sıkılmadan nutuk atıyorlar. tüm bunları elbet bir gün bu büyük millet değerlendirecektir .  16.06.2012 22:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 285
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2977
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster