Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
4652
 

Atatürk'ün Laiklik İlkesi

Atatürk'ün Laiklik İlkesi
 

Başlarken.. 

Laiklik, devlet düzeninin ve huluk kurallarının; akla, bilime dayandırılması, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, bireye inanç özgürlüğünün tanınmasıdır.  

Özgürlük ve demokrasi anlayışına hakim, ulusal egemeliğin ve insanlık idealinin temelini kılan uygar bir yaşam biçiminin adıdır ayrıca. 

Siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın çağdaş düzenleyicisidir . 

Bireye kişilik ve özgür düşünce olanakları veren bu yolla siyaset- vicdan ayrımını gerekli kılarak vicdan ve inanç özgürlüğünü sağlayan ilkedir. Laik düzede din, siyasallaşmadan kurtarılır, yönetim aracı olmaktan çıkarılır, kişilerin vicdanlarına bırakılır. Böylece, siyasal yaşamın kaynağı bilim ve hukuk olur. 

Düşünce ve inanç alanlarının ayrılması dinin kutsallığına en uygun durumdur. 

Dünya işlerinin hukukla, din işlerinin de kendi kurallarıyla yürütülmesi ilksei, Batı demokrasilerinin de dayandığı temellerden biridir. 

Din ve vicdan özgürlüğü çok önemlidir. Değişik din ve mezheplere inananlar, bu ayrımlara karşın birlikte yaşam gereğini benimseyerek devletin kendilerine karşı eşit yaklaşımından güven duymuşlardır. Böylece bölünmeler durmuş, iç barış sağlanmış yurttaşlar ulus bilinciyle bir araya gelmişlerdir. 

1879 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesinde laiklik hakkında şöyle bir bildirge vardır; 

’Hiç kimse hatta dinsel olsa bile, beslediği düşünceden dolayı rahatsız edilemez.Yeter ki bu düşüncelerin açıklanması kanunla korunmuş olan kamu düzenini bozmasın. ‘’ 

Atatürkçü düşünce sisteminde din, bir vicdan meselesidir. Laiklik, yurttaşların din ve vicdan özgürlüğünün güvencesidir. Atatürk insana ve insanın toplumsal ilişkilerine önem vermiştir. Dine saygı, inanan kişilerin haklarına duyulan saygının sonucudur. 

Laiklik dinin kötüye kullanılmasına ve politika aracı yapılmasına karşıdır. 

Atatürk sahip olduğu geniş bilgi birikimiyle gerçek dinle batıl inançları iyi ayırıp, yeri geldikçe bu konularda toplumu aydınlatma gereği duymuştur. 

Atatürk’ün din hakkındaki görüşleri açık ve kesindir. 7 Şubat 1923’te Balıkesir Zağanos Paşa Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle demektedir; 

‘’Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz. 

Atatürk’ün din alayışı;İslamiyetin özündeki gerçeklere dayanan bir anlayıştır. 

Laikliğin esaslarından olan düşünce ve inanç özgürlüğü anayasamızın güvencesi altındadır. Herkes dinin seçmekte, bu seçimini açıklamakta din ve vicdan özgürlüğünün sınırılarını aşmaksızın serbesttir. 

Atatürk’ün laiklik ilkesinde; dinin kötüye kullanılmaması ve politika aracı yapılmaması vardır. 

Laiklik ilkesinin uygulanmasıyla Türk toplumu egemenliği kendi ellerine almıştır. Laiklik ile Türkiye Cumhuriyeti, çağdaşlaşma yolunda hızla ilerlemeye başladı. 

Laiklik dine en gerçekçi yaklaşım olduğu için dini özgürlüğe laiklik ile kavuşuldu. Türk demokrasisi de bu laik ortamda gelişme olanağına kavuştu. 

Sözün özü; 

Laiklik; her türlü inanca saygılı olmayı gerektirir. Toplumsal barışın sağlanmasıda din ve vicdan özgürlüğünün önemi büyüktür. İslam dini; özü itibariyle laik düşünceye açıktır. İslamiyete göre; dinde zorlama yoktur . Hoşgörü, inanç ve vicdan hürriyeti esastır. Laiklik aklı kullanma becerisinin en üst düzeye çıkaran bir anlayıştır. 

Laiklik ilkesinin kabulü ile toplumumuz, Ortaçağ özelliklerinden kurtularak çağdaş bir yapıya kavuşturulmuştur. 

Kaynak; 

K Kara- Önde yayıncılık 

Atatürkçülük, Atatürk'ün görüş ve direktifleri(1) 

 

Sevgi ve ışkıla. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yorumumu konuyla özdeşleştirememişsiniz, ama çok kolay: Siz yönetim biçimi olarak laikliği (laik cumhuriyeti) savunuyorsunuz, övüyorsunuz ama Yüce Allah biz insanlara yönetim biçimi olarak İsalam'ı (İslam cumhuriyetini) öneriyor... Kuran okunursa anlaşılır demek istedim ama siz hep yanlış anlamışsınız, hem tek siz de kastetmedim... Neyse bu anlamda fikrinizi beyan ederseniz beni aydınlatmış olursunuz...

Dr Atanur Yıldız 
 13.05.2011 9:48
Cevap :
Sn Atanur.. elbetteki laik Türkiye Cumhuriyeti'nde laikliği anatmam kadar doğal ne olabilir ki? Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.. Siz neden yönetimi dine karıştırıyorsunuz? İnanç kişiye özeldir.. Ayrıca ''açın Kuran'ı okuyun şeklide'' bir yorum maksadını aşan bir yorumdur.. Konumuz din ve bilim bağlantısı da değildir.. Ayrıca eğer yazılarıma bakarsanız, ne kadar inançlı bir insan olduğumu görebilirsiniz.. Üzülerek söylemeliyim ki, bu yorumu size yakıştıramadım. Selamlarımla.  13.05.2011 12:20
 

Atatürk'ün zamanında yaşanan din, din değildi, hurefelerdi... Gerçek din Kuran ve Hz. Muhammed'in sünnetinden oluşur. Bunlar da akla, bilime uygundur... Hatta bütün beşeri yönetimlerden üstündür şeriat yönetimi... Açın okuyun Kuran'ı...

Dr Atanur Yıldız 
 11.05.2011 9:44
Cevap :
Sn Atanur, yorumuzunu konuyla özdeşleştiremedim efendim.. Elbette ki gerçek din; Kuran ve Hz. Muhammed'in dini.. ne demek ''açın okuyun Kuran'ı?.. okumadığımı nerden biliyorsunuz? En doğru söz Allah'ın sözüdür, kimin sözü Allah'ın sözünden doğru olabilir?  11.05.2011 11:00
 

teşekkürler sayın yazar dinimi dilimi kimse istemesin bozmayı nasıl öğrenirim sonra doğru yaşamayı

hulusi soydal 
 10.05.2011 19:10
Cevap :
Değerli büyüğüm, ben teşekkür ederim beğeninize.. Çok zamandır yoktunuz, iyisiniz değil mi efendim.. Selam ve saygılarımla.  11.05.2011 0:10
 

Değerli öğretmenim, size kaynağını belirttiğim bir alıntı gönderiyor ve eğer, vermek isterseniz, görüşünüzü öğrenmek isterim. Sağlıcakla kalınız. -"Atatürk ibadet devrimine ezan ve namazı Türkçeleştirmekle başlamıştı. Gerçekte verdiği ilk emir ezan ve namazın Türkçeleşmesi idi. Muhafazakârların sözcülüğünü yapan İnönü, Atatürk’e yalvarmış, önce ezanı Türkçeleştirelim, sonra namaza sıra gelir, demişti. Arkadan dil ve Kur’an metni meseleleri çıkıp namazın Türkçeleşmesi gecikti idi. Atatürk sağ kalsaydı ibadet reformu olacağından da şüphe yoktu.... Kemalizm, aslında büyük ve esaslı bir din reformudur. Tanrı, bir peygambere verdiği şeriatı, ikinci bir peygamberde değiştirmekle, hatta Kur’an’ın bir ayetindeki emrini başka bir ayette kaldırmakla hükümlerin toplum evrimini izlemesi gerektiğini göstermiştir....."

Canmehmet 
 10.05.2011 14:15
Cevap :
Sn Canmehmet; öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim.Benim düşüncem; bildiğiniz gibi Kuran Allah’ın sözüdür.Kendine özel ifade tarzı vardır bu yüzden aradan 1400 yıl geçmesine rağmen edebi üstünlüğünü korur. Arapça tam çevrilemeyen dildir. Allahu ekber ‘i Allah yücedir olarak çeviremeyiz. Allah esmaul husnadaki vasıflandırdığımız sıfatlardan yücedir dersek belki yaklaşmış oluruz.. Bu yüzden ezan ya da Kuran’ı insanların kullandığı metodlarla karşılaştırmaya çalışmak yanlıştır. Kuran tüm insanlığa inmiştir. İnsanlar bilgi ve kültür bakımıdan farklı da olsa; her insan kendi seviyesine göre yararlanır. Akıcı uslbü ile hem bilgili hem de daha az bilgili hatta cahil denecek kesime de hitap eder. Sanırım bu Allah'ın Kuranındaki bir mucizesi.. İnanan her insan anlasın ya da anlamasın Kuran uslubünün oluşturduğu bütünlükle inanılmaz bir manevi haz duyar. Bu yüzden de; her ne kadar Atatürkçü, demokrat bir insan olsam da; ezan ya da Kuran Türkçe olamaz..Ama dua her dilde yapılabilir. Saygılar  11.05.2011 0:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 287
Toplam yorum
: 510
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 12078
Kayıt tarihi
: 22.11.08
 
 

Öğretmenlik yapıyorum ve anneyim. Çocukları çok seviyorum. Yüreği sevgi dolu olan insanlara, sela..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster