Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
449
 

Atatürk’ün meclisi -4-

Atatürk’ün meclisi -4-
 

1. Meclis (23 Nisan 1920)

Mustafa Kemal, aynı zamanda başkan seçildiği 24 Nisan 1920’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde özetle şunları söyler: "Bugünkü zor koşullar içinde alınması gereken önlemler, doğal olarak değerli kurulunuza ait olacaktır. Ancak bu konuda kendi incelemelerimize ve bilgilerimize dayanan düşüncelerimizi yüce meclisinize sunmayı yararlı görmekteyiz. Gerek gerçek hukuk kurallarına, gerek tarihteki birçok örneğine ve gerekse günümüzde aynı acı koşullar içinde yıkımla karşılaşmış olan milletlerin oluşturduğu ibret dersine göre, ülkeyi parçalanma ve dağılmadan kurtarmak için, bütün milli kuvvetlerin derhal, köklü bir kurum içinde birleştirilmesinden başka çare yoktur. Bunun biçimi ne olmalıdır? İşte sorun budur.

Meşru ve yetkili olmayan güçlerin baskısıyla, devlet güçleri birleştirilse bile, bunun devam etmesinin mümkün olmadığını bilirsiniz.Yüce meclisinizin varlığı da , her şeyden önce, meşruiyet ve yetkisinin milletçe gerekli görülmesinde en büyük kanıttır. Bu nedenle, yüce meclisinizde toplanan yüksek milli iradeye dayanarak meşruiyet ve yasallık kazanan ve saygıdeğer kurulunuzda ortaya çıkan millet vicdanının yargısına bağlı kalmak bakımından, sorumluluğu belirlenen bir gücün işleri yönetmesi zorunludur. Bu gücün doğal biçimi ise hükümettir.

Yüce meclisiniz, denetçi ve araştırmacı nitelikte bir milletvekili meclisi değildir.Bu nedenle, milletin yargısına karar vermenin sorumluluğunu, yalnızca yasa yapma ve yasa koyma ile görevli olarak değil, milletin yazgısıyla doğrudan uğraşarak taşıyacaktır… Ulusal bağımsızlığımızı ve ulusal sınırlarımız içinde yaşam hakkımızı elde edecek bir barışı sağlayacak önlemleri düşünmek ve uygulamak üzere, millet tarafından olağanüstü yetkileri olan bir meclisin Ankara’da toplanması gerektiğine milletin dikkatini çekmek için milli ve vatani görevimizi yerine getirdik… Artık yüksek meclisimizin üstünde bir güç, mevcut değildir.

İstanbul’un işgali, biçim ve nitelik olarak, Osmanlı Devleti’nin egemenliğini temelden yıkma ve tutsaklıkla alçaklığı millete bir oldu bittiyle kabul ettirme amacına yönelik bir girişimdir. İstanbul’da devlet gücüne doğrudan el konulmuş, önce meclis zorla düşürülmüştür. Şu anda yasa yapıcı güç yoktur. Sonra yürütme gücü siyasi tutsaklık altına alınmıştır. Her kim olursa olsun yabancı yasalara göre yargılanacağı açıklanmıştır. Bütün yazışmalar ve ulaşım yolları denetim altına alınmıştır; Özvarlığı korumaya ait kurumlar doğrudan kaldırılmış, tümüyle saldırganların buyruğu altına sokulmuştur… Devlet olarak örgütlenmiş topluluklarda, ana kurum olan adli gücün bağımsızlığının önemini anlatmaya gerek yoktur. ULUSAL YARGI HAKKI , BAĞIMSIZLIĞIN BİRİNCİ KOŞULUDUR. Adli gücü bağımsız olmayan bir ulusun, devlet olarak varlığı kabul edilmez.

Ülkemizin şimdiye kadar geçirdiği bunalımlara, felaketlere; kimi zaman Avrupa’yı taklit etmek, kimi devlet işlerinin yönetimini kişisel duygulara oyuncak etmek gibi, acı sonuçlarını yaşadığımız basiretsizlikler neden olmuştur.Şu anda oluşan ulusal uyanışı dile getirdiğimize inanarak, içinde bulunduğumuz zor ve bunalımlı tarihi dönemin mücadelesini, bu yolla düzene koyma yanlısıyız. Doğaldır ki, bu karar saygıdeğer kurulunuzundur. Ancak, karşı karşıya olduğumuz çöküş tehlikesine, devlet millet işlerinin uzun süreden beri sahipsiz kaldığına tekrar dikkatinizi çekerim; gereksiz biçimde sürdürülecek kurumlar arası tartışmaların, en kötü yönetimlerden daha kötü etkiler doğuracağını saygıyla bildirmeyi de bir yurtseverlik gereği görüyorum…

Ulusun yazgısını kayıtsız ve koşulsuz elinde tutan Türkiye Büyük Millet Meclisi, hızla yeni bir devlet kurmaktadır. Bu işi yaparken en karışık hukuk ve toplumbilim kuramları ile anlatılan sistemleri, değerlerini tam vererek gözden geçirmektedir. İki düşünce derhal kendini göstermiştir. Yeni bir hükümet oluşturmak ve Meclis’in komisyonları aracılığıyla ÜLKEYİ BİZZAT YÖNETMEK…” (Yani Türkiye’yi Türkiye’den Yönetmek)

Birinci Meclis’te yer alan milletvekilleri, toplumun hangi kesim ve yöresinden gelmiş olurlarsa olsunlar, büyük devlet politikalarına kararlı bir karşıtlık içindeydiler. Uluslar arası ilişkilere yön veren emperyalist politikaları, ekonomik temelleriyle birlikte tam olarak çözümlemiş olmasalar da, mücadele içinde kendiliğinden yükselen bir bilinçlenme süreci yaşamaktadırlar. Balkan savaşlarından beri aralıksız süren kanlı çatışmalar, her çeşit acıyı yaşayan bu insanlara, dünyayı ve ona egemen olmak isteyen büyük devletlerin ne olduğunu öğretmiştir. Ulusal varlığa yönelen dolaysız saldırı, toplumun her kesiminde kendiliğinden bir savunma duygusu geliştirmiş, bu duygu halka öncülük eden duyarlı insanları doğal önderler haline getirmişti. Ailelerini ve işlerini bırakarak her türlü sonucu göze alıp Ankara’ya gelenler, bu insanlardı.

Devam edecek…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 498
Toplam yorum
: 632
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1097
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster