Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

13 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1333
 

Atatürk'ün sofra adabı

Atatürk'ün sofra adabı
 

Büyük kurtarıcı Atatürk özel yaşamının her alanında olduğu gibi sofra adabına verdiği önemle tanınmaktadır.

Atatürk’ün sofrası, özellikle akşamları kurdurduğu sofralara büyük özen gösterir, sofranın düzenlenmesi, yemeklerin seçilmesi bizzat Atatürk tarafından yapılırdı. Sofra Atatürk’ün karar ve düşüncelerinin merkezi, davetlilerin ise adeta feyz kaynağıdır.

Ulu Önder Atatürk kurtuluş yıllarında sofra adabına pek önem vermez, yemek konularında da “seçici” olmazdı.

Savaş şartlarının gerektirdiği o yıllarda özellikle askerimizin adeta “milli yemeği” olan kuru fasulya pilavı çok sever, fırsat buldukça karnını bu yemeklerle doyururdu.

Özellikle Cumhuriyetin ilanından sonra Çankaya’da düzenlenen akşam yemekleri davet edilen misafirlerle birlikte bir “akademi” hüviyetine bürünür, devlet ve milletin geleceği ile ilgili fikir ve düşüncelerin tartışıldığı bir hüviyet kazanırdı.

Atatürk ülke ve devlet meselelerinde önemli kararların alınması aşamasında konuyla ilgili uzman niteliğindeki kişileri köşke yemeğe davet eder,konuyu ortaya atar ve kişilerin görüşlerini sohbet ortamında dinler,gerekirse davetlilerden detaylı bilgileri sunmalarını isterdi.

Atatürk’ün sofrasıyla ilgili manevi kızı Sabiha Gökçen’in şu sözleri önemlidir:

“Şu bilinmelidir ki, Gazi Paşanın sofrası asla bir işret âlemi yeri, bir vakit geçirme, bir zaman öldürme yeri değildi. Dünya ve yurt sorunlarının, ilmin, felsefenin, sanatın, insanlık idealinin ve uygar Türk ulusunun geleceğinin sabahlara kadar tartışıldığı bir okuldu bu sofra.”

Sabiha Gökçenin de bizzat ifade ettiği gibi Atatürk’ün kurduğu akşam sofraları sanatın, muzikinin ve düşüncelerin paylaşıldığı, zaman zaman sofrada bir iki kadeh içkininde içilmesine müsaade edildiği bügünün deyimiyle “yaren sofralarıydı”.Sofra ve içki bahane, oluşturulan ortam ise feyz alınan, ders alınan ve belleklere kazınılan güzel anılardı.

Atatürk’ün akşam sofralarının vaz geçilmezleri ise kara tahta, tebeşir, silgi ve zaman zaman kütüphanelerden gelen kitaplardır.

( Atatürk zaman zaman görüş almak ve bilgi vermek istediği konuları kara tahtaya yazarak misafirlerine daha detaylı anlatırdı.)

Atatürk’ün akşam düzenlediği ve dostlarıyla birlikte yediği yemeklerde genelde sebze ağırlıklı yemekler bulunur, ara sıra et ve tavuk türü menüler sofraya ilave edilirdi. Atatürk’ün yemek seçiminde de hassas davranır, kurtuluş savaşından çıkmış yoksul bir milletin mensubu olduğu bilincini asla göz ardı etmezdi.

Halkının güç bela karnını doyurduğu, evlerinde etleri kurban bayramından bayramına gördüğünü hiç unutmamış, milletinin yiyemediği et yemeklerini kendi sofrasında bulundurmamıştır.

Atatürk’ün özellikle akşam sofralarında içki bulundurduğu ve içkiyi çok kullandığı iddialarına gelince;

Mustafa Kemal içkiyi sevdiğini, fakat içki müptelası olmadığını özellikle ifade etmiştir. Ruşen Eşref Ünaydın Atatürkle ilgili bir anısını nakletmiş ve kendisine;

“İçkiyi severim fakat istediğim zaman bunu keserim. Vazifem esnasında bir damlasını dahi ağzıma koymam. Vatan işlerine içki karıştırmam. İçki ve vazife ayrı şeylerdir”. Sözleriylede bu konuya açıklık getirmiştir.

Atatürk özellikle o ünlü “NUTKUNU” hazırladığı üç ay boyunca ağzına bir damla içki koymamış, inatla ve sabırla “nutuğunu” bitirmiştir.

Atatürk Ramazan aylarında müzikli yemeklere ara verir, özellikle kandil gecelerinde Çankaya’da Kuran-ı Kerim’den sureler okuturdu. Zaman zaman HZ Peygambere öğvüler yağdırır, kendisinin iyi bir devlet adamı ve güçlü bir komutan olduğunu etrafına söylermiş.

Atatürk’ün sofra adabı ile ilgili o kadar çok anlatılacak yaşanmış anılar ve hikâyeler var ki bu konuda ciltler dolusu kitap yazılabilecektir. Atatürk’ün en yakınındakiler, O’nun sofralarına davet edilen herkesin Atatürkle ilgili anıları, yaşanmılıkları vardır. Biz bu yazımızda genel hatlarıyla sizlere Atatürkümüzün, o büyük komutanın “sofra adablarını” , özellikle de yeni kuşaklara anlatmaya, meraklarını uyandırmayı amaç edindik.

Günümüzün gençleri mutlaka Atatürk’ü iyi araştırmalı, yaşantısını, fikirlerini, düşüncelerini iyi etüt etmeli ve ondan alacağı veyslerle aydınlık ışıklara, çağdaş ve ileri ufuklara daha azimle ve güçle koşmalıdır.

SONSUZLUK  (Osman Özeker) 13.05.2014 

Asi Güvercin, gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 287
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 3057
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster