Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
524
 

Atatürkçülük öcü bir kelime oldu. Neymiş?? Atatürkçü Düşünce Sistemi'ymiş. Pes artık!!

Atatürkçülük öcü bir kelime oldu. Neymiş?? Atatürkçü Düşünce Sistemi'ymiş. Pes artık!!
 

Atatürkçülük batıcılık değildir bunu bana yutturamazsınız !!


Amerikancı-AB’ci basının Atatürkçülük üzerinde yeni oyunları son hızla devam ediyor !!!!!

Amerikancı ve AB’ci odaklar, bir süredir Atatürk ve Atatürkçülük üzerinde bir yıpratma kampanyası başlatmış bulunuyorlar. Kampanya, sözde “Atatürkçülüğün modern çağa uyarlanması” gibi lanse edilmeye çalışılsa da aslında bugüne kadarkinden farklı bir Atatürkçülük anlayışının istendiği de gizlenmiyor.

Denildiğine göre Atatürkçülük bir ideoloji değildir, o nedenle de Atatürkçülük değil de Atatürkçü Düşünce Sistemi denilirse daha doğru olacaktır. Böylece bir çerçeve anlayışa dönüşecek olan “yeni Atatürkçülük”, içinde farklı renkleri barındırarak AB uyum çerçevesine de girmiş olacaktır.

Zaten Atatürkçülüğün bugüne kadarki yorumunun AB’ye engel olduğu bizzat AB raportörleri tarafından da kayıt altına alınmıştı. Ne diyor du rapor: Türkiye AB’ye girmek istiyorsa sert Kemalist ideoloji ve ordu kenara itilmeli.

Dikkat idilirse AB’ciler şimdi bir taşla iki kuş vurma peşindeler, Atatürkçülüğü bizzat ordunun bir kenara itmesi için bir kampanya başlattılar. Böylelikle rdu Atatürkçülüğü kenara itecek ve Atatürkçülüğü kenara iten ordu da kendiliğinden kenara çekilmiş olacak.

Tekelci medyanın zaman zaman bu tür oltalar attığı olur. Kendi fikirlerini, bizzat karşısında bulunduğu güçlere kabul ettirebilmek için basının bildik yöntemidir. Mesela Türkiye Irak’ın, İran’ın yanında ABD’nin karşısında mı, o zaman hemen laiklik oltası atılır ve ABD’ye destek çağrıları yapılır.

Şimdi benzer bir oyunu orduya karşı kullanıyorlar. Kara Kuvvetleri Komutanı’nın sözlerinin hatırlayanlarınız vardır sanırım. Ama ne olmuştu?? Basının elinde tam tersi bir şekilde lanse edilmişti. Kara Kuvvetleri Komutanımız, Atatürkçülüğün her çağda vazgeçilmez olduğunu söylüyor, bunu da Atatürkçülüğün dogmatik olmamasına bağlıyor. Ama büyük medya bunu hemen ordu Atatürkçülük dogmasına karşı tavır aldı diye veriyor. Bu, büyük basının olmasını istediği ordudur.

Yeni Atatürkçülük nasıl olacaktır?

Mesela dogmatik olmayan Atatürkçülük nasıl olacaktır?

Atatürkçülüğün özü tam bağımsızlık ve antiemperyalizmdir, ama doğmatik olmayan “yeni Atatürkçülük” Batıcılık ve emperyalizmle işbirliği yapmaktır.

Atatürkçülüğün toplumsal yapı taşı laikliktir ama dogmatik olmayan “yeni Atatrürkçülük” türbanlı laiklik, ılımlı islam rejimi olacaktır.

Atatürkçülüğün Cumhuriyet yapısı üniter ulus devlettir ama “yeni Atatürkçülük” ulus devlet yerine etnik bir federasyon getirecektir.

Görüldüğü gibi doğmatik olmayan Atatürkçülük, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti yerine, içinde Türkten başka her tür etnik grubun barındırıldığı, ılımlı şeriatçı, uşak bir Ortadoğu rejimi olacaktır.

İyi ama bu zaten mevcuttur, böyle bir rejim arıyorsanız Atatürk değil, Suudi şeyhliklerinden daha güzel örnek mi olur?

Atatürkçülük, Ortadoğu’da ve genel olarak da sömürge-yarı sömürge coğrafyada bir milletin, ulusal-laik-üniter devlet modelinin adıdır. Bu sayede de Atatürk’ün Türkiyesi, çok kısa süre içinde modern dünyanın öncü ülkelerinden biri olmuştur. Ama bu modernleşmenin temel özelliği, Batıcı olmamak ve gerici bağları kırmaktır.

Oysa yeni Atatürkçülük heveslilerinin en büyük düsturu Atatürk’ün zaten Batıcı olduğudur. Peki buna dayanak olacak en ufak bir uygulama bulabilirler mi? Bulamazlar. Bulsalar “yeni Atatürkçülük” peşinde koşmaz, bu eski uygulamlyara dönüş çağrısı yaparlar.

Oysa günümüzde eski Atatürkçülüğe dönüş çağrısını sadece eskiden beri Atatürkçü olan kesimler yapmaktadır. Bu çağrı, Atatürk’ün Altı Ok ilkesine dönüş çağrısıdır. Oysa “yeni Atatürkçülük” çağrısı yapanlar, bu Altı Ok’un altısına da karşıdırlar. Onların, aslına dönelim diyeceği bir Atatürk’leri yoktur ve hiç de olmamıştır. Çünkü Atatürk, onlar gibi, Batıcı, işbirlikçi, uşak bir insan değildi. Atatürk bu milletin içinden biriydi, bir Türktü.  

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yer gök kırmızı. Dalga dalga bayrak denizi. Behçet Kemallerin altın saçlı mavi gözlü ilahı, büyük kurtarıcı omuzlarda taşınan dev resminde sanki hemen oradan inip on binlerin arasına katılacakmış gibi öylesine canlı askerlerine gülümsüyor. Bir devre adını yazan, yok olmuş bir milleti yeniden diriltip ayağa kaldıran Selanikli Mustafa sanki “Daha ben ölmedim” diyor.

Kerim Korkut 
 03.03.2012 10:42
Cevap :
Tüm yorumlarınızı dikkatlice okudum, ne kadar güzel anlattınız.Yüreğiniz dert görmesin Sn Korkut. Teşekkürler... ''Bir Mustafa Kemal vardı, alev alev. Bir bakışıyla dağlar ovalar tutuşurdu. Kürsüye çıktımı; orada bir dev, orada bir vatan, bir cihan konuşurdu.''   03.03.2012 13:46
 

Tandoğan, Gündoğdu inliyor, haykırıyor. Marşlar, türküler, şarkılar… Cumhuriyetin coşkusu yüz binlerce yürekte ahenk ahenk müzik oluyor, kulaklarda en ücra köşelere kadar dalga dalga yankılanıyor. İstiklal marşı, Onuncu Yıl marşı hep bir ağızdan ayakta büyük bir coşkuyla okunuyor.”Dağ başını duman almış/Gümüş dere durmaz akar…” Köroğlu bile söylenir bu meydanlarda”Ok atılır kalasından/Hak saklasın…” Edip söyler ”Çocuklar inanın. İnanın çocuklar. Güzel günler göreceğiz…” Göbek havası mı sandın bunları behey sersem! Bunlar yok olan bir milletin kurtuluşunun türkü olmuş simgesi, destansı haykırışlarıdır.

Kerim Korkut 
 03.03.2012 10:41
 

Burada entel yok. Zengin, sosyete, Tarabya, Etiler, Kordon, Bornova, Kadifekale yok. İşte şu uzun saçlı küpeli genç diskodan gelmiş icabında nolacak? Sen biliyor musun bu karagözlerdeki acılı bakışların hikâyesini? Söyleyim de hafife aldığın için utan. Bu genç, namusunu, şerefini korumak için Yunan çizmeleri altında ölmeyi seçen (toprağı cennet olsun) Mehpare hanımın torunu. Şimdi Gündoğdu Meydanı’ndan Ege’nin mavi sularına bakarken yüzünü bile görmediği, albümdeki eski yırtık siyah beyaz resminden bildiği rahmetli babaannesinin ruhuyla buluşuyor.

Kerim Korkut 
 03.03.2012 10:41
 

Şair yazamaz. Ressam çizemez. Bu okyanus dalgaları gibi yalpalayan mahşeri kalabalık, kırmızı beyaz bayrak denizi Anıtkabir’e, Dolmabahçe’ye, Samsun’a ışıklar yolluyor şimşek hızında. Bu ışıklar anlayan için dostların kalbinde umut, düşmanların yüreğine ok gibi saplanacak “Cumhuriyet kararlılık mesajları” dır. ”Biz her zaman buradayız. Gerektiğinde Ulubatlı Hasan, Tek Kollu Bayram, gerektiğinde Nene Hatun, Kara Fatma’yız” İşte şurada bayrak sallayan Kadıköylü emekli öğretmen Fatma Aliye hanımın annesi, Halide Edip’in Sultanahmet mitingine katılmış. Yüz binlerle birlikte Kara çarşafıyla yumruğunu İzmir’e doğru kaldırıp ”Ya istiklal ya ölüm” diye haykırmış.

Kerim Korkut 
 03.03.2012 10:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 263
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2339
Kayıt tarihi
: 20.12.11
 
 

Doğum Yeri: Adana-Saimbeyli 1975, Yaşadığı İl: Ankara, İlgi Alanı: Ankara Gündemi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster