Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '12

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1260
 

Atatürklü dönem günümüze kadar sürdürülebilseydi, Türkiye 2012 yılında ikinci süper güc olurdu. Dr.

Türkiye 1923-1938 döneminde ortalama yüzde 7.8 büyüyerek, son 85 yılın en parlak dönemini yaşamıştır. Yüzde eksi 2 enflasyona ve 1929 yılına kadar Osmanlı borçlarını ödeyerek gerçekleşen büyüme bugüne kadar sürdürülebilseydi, toplam milli gelirimiz muasır medeniyet diye Cumhuriyetin başlangıcında hedef gösterilen Almanya dahil tüm AB ülkelerini geçerek 5 trilyon dolara yaklaşacak, ABD den sonra ikinci süper güc olunacaktı.

Cumhuriyetin ilk 15 yılında; yetişmiş insan kaynağı Kurtuluş Savaşı'nda büyük ölçüde azalmasına karşın gerçekleşen bu göz kamaştırıcı büyüme, ne yazık ki bügüne kadar sürdürülememiştir.1938-50 döneminde  ortalama yüzde 13.5 enflasyonla, yüzde 1.2 e  inen büyüme, 1950-60 menderes döneminde yüzde 10.1 enflasyon ile, yüzde 6.3 büyüme gerçekleştirerek ikinci en hızlı büyümenin gerçekleştiği dönem olmuştur. 1960-1970 döneminde yüzde 5.9 enflasyon ile büyüme yüzde 5.5 e düşmüştür. 1971-80 doneminde 1974 petrol şokununda etkisi ile enflasyon ortalama yüzde 35 lerde olurken, büyümede yüzde 4.5 lere inmiştir. 1980  lerden günümüze çeşitli krizlere maruz kalan ekonomi yüzde 50 leri aşan enflasyon ve yüzde 4 lerin aşagısına inen büyüme ile karşı karşıya kalmıştır.

2001 yılında  Derviş ile uygulamaya giren güçlu ekononomik program, tek partinin avantajı ve programa sahip olması ile 2012 yılına kadar ekonomiyi olumsuz dış etmenlerden korumayı başarmıştır. Bu donemde yüzde 6 ya yakın büyüme, ihracatın 135 milyar dolara, ithalatın 241 milyar dolara ulaşması, ekonomiyi dünya ölçeğine ulaşmasına neden olmuştur. 2012 yılı itibari ile Dünya nın 17.ci büyük ekonomisi olan ülkemizde, tasarrufların milli gelire oranınını yüzde 14 lere düşmesi nedeni ile, dışsal tasarruflar ile büyüme yolunu seçmiş ve bu yüzden cari açığın yüzde 10 lar gibi dünyanın en yüksek oranına ulaşması nedeni ile 2011 yılı sonunda frene basılması ile milli gelirin yüzde 3 ler gibi ülke potansiyelin çok altına inmesi bile cari açığı, yine de dünya ölçeğinde çok yüksek oran olan ancak yüzde 8 lere indirilmesine sağlıyabilmiştir. Halbuki, yetişmiş insan kaynaklarını Kurtuluş Savaşı'nda kaybetmiş ülkemiz bırakın Cumhuriyetin ilk 15 yılındaki kalkınma hızını tutturabilmeyi, yüzde 7 lik kalkınma hızı ile Cumhuriyetin 100 cü yılında dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmesi muhtemeldir.

Ülkemizin 1923 yılından günümüze olan gelişmesini daha iyi anlayabilmek için; o günün süper gucu kabul edilen İngiltere ile karşılaştıralım.1923 yılında Türkiye nin toplam milli geliri 565 milyon dolar iken, İngiltere nin 11 484 milyon dolar olduğunu hatırlatalım. Yani; Cumhuriyetimizin ilk yılında toplam milli gelirimiz İngiltere nin 20 de birinden daha aşağı duzeyde idi.. İngiltere; yaklaşık 85 yılda toplam milli gelirini 241 kat artırırken, 2011 yılı milli gelirimizin 800 milyar dolar tahminine gore 1415 kat arttırma başarısını göstermiştir. Yani, Türkiye aynı dönemde İngiltere den 5.8 kat hızlı büyümüştür.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya ortalamasının 10 da birinden aşağıda olan ortalama toplam  gelirimiz,2011 yılında 1/3 düzeyini yaklaştığını hatırlatalım. 2012 itibari ile bu 4 ülkenin toplam milli geliri 10340 milyar dolar, yani ortalama olarak 2585 milyar dolar iken, ülkemizin 800 milyar dolar olmasının beklendiğini unutmayalım. Türkiye; hep kendisi icin ulaşılmaz hedef olarak gösterilen İtalya'yı 20 yıl içinde, Fransa'yı 24 yılda  ve Almanya'yı da 30 yıl içinde geçeceğini son 6 yılda ki söz konusu ülkelerin projeksyonlarından anlaşılmaktadır.

Cumhuriyeti hep aşağalayarak ikinci Cumhuriyet gibi numaralandırarak, Büyük Atatürk ün açtığı muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma amacımıza, ancak Cumhriyetin ilk yıllarındaki heyacını duyarak daha çabuk ulaşırız. Unutmayalım ki Cumhuriyetin ilk 15 yılındaki büyümeyi ülkemiz devam ettirebilseydi, petrolü, doğal gazı dışarıdan döviz ile alan Türkiye Dünya'nın süper gücü olacaktı. Cumhuriyetin temellerini oyarsak petrol, doğal gazı gibi ürünlere sahip olmasına karşın, hicbir ekonomik başarısı olmayan komşu ülkelerden çok kötü durumda olacağımız da gerçekdir. En büyük örnek olarak da o zamanki Afganistan'ın, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ülkemiz ile ekonomik düzeyinin yakın olmasını verebiliriz. Ülkemizin göz kamaştırıcı büyümesinin temelinde, laikliğin temel belirleyici olduğunu unutmamız gerekmektedir. 

 

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haklısınız kardeşim de burada cumhuriyetin de kusuru var:) Atatürk; "Cumhuriyet hamilere değil muhiplere ihtiyaç duyar" derken acaba neyi kastetti? Atatürk sonrası gelişmeler bu duruma sebep olmuştur. Şöyle ki "milli sermaye işbirlikçi sermayeyle yer değiştirmiş, milli işçi sınıfı oluşturma çabaları sonuçsuz kalmıştır. Doğaldır ki milli burjuvazi de gelişememiştir. İşbirlikçi sermaye milli burjuvazinin gelişimini engellemiştir. Böyle olunca cumhuriyet bebeklik döneminden adamlık dönemine geçememiştir. Ve çok kolay şekilde yönlendirilir olmuştur. Bundan sonrası sizin dediğinizdir işte! Saygılarımla...

Halil Güven (Sökeli) 
 09.02.2014 23:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 605
Kayıt tarihi
: 07.06.11
 
 

Ekonomi doktorası yaptım. İyi derecede İngilizce, orta derecede Almanca biliyorum. Ülkemizde kdv ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster