Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
3028
 

Atatürkün kişiliği ve düşünce yapısı -4

Atatürkün kişiliği ve düşünce yapısı -4
 

Harp Okulu ve Harp Akademisi - İst./Pangaltı(1848)


Hatiplik idmanı yapıyor... Sürekli düşünüyor...Rakı ile tanışıyor...Kendine güveni tam... Ne yaptığını biliyor... Geleceğini belli ediyor... Kolay işleri sevmiyor...T eşkilatçılığı sürüyor...


Mustafa Kemal'in, fikir yönünden olgunlaşması, yani düşünce yapısının bilinçli olarak şekillenmesi, Harp Okulu ve Harp Akademisi eğitim ve öğretim yıllarında olmuştur.

Manastır Askeri İdadisi'ni bitiren Mustafa Kemal, 1889 yılında - o zamanlar İstanbul/Pangaaltı'da bulunan- Harp Okulu'na girmiştir. İki ay içinde, üstünlüğünü tanıtarak sınıfının çavuşu olmuştur. Mustafa Kemal, bu okuldaki birinci yılı için şunları söylemektedir: "Birinci sınıfta gençlik hayallerine kapıldım. Dersleri gevşeğe aldım. Yılın nasıl geçtiğinin farkında olmadım. Ancak dersler kesilince kitaplara sarıldım".

Mustafa Kemal, Harp Okulu'nda yeni bir tutku olarak askerlik derslerine merak sarmıştır. Bu arada şiir ve güzel konuşmak hevesini de sürdürmektedir. Mustafa Kemal, bu uğraşını da şöyle anlatır : "Tatil saatlerinde hatiplik idmanları yapardık. Elimizde saat, bu kadar zaman sen; bu kadar zaman ben, diye yarışma ve tartışmalar tertiplerdik".


Osmanlı Devleti'nin çaresizliği O'nu çok üzüyor

Mustafa Kemal, bu yıllarda İstanbul'da padişah yönetimini daha iyi tanımak fırsatını bulmuştur. Avrupa ve Asya kıtasının haritasını değiştirme kararı almış batılı devletler karşısında Osmanlı Devleti'nin nasıl çaresiz kaldığını görüyor ve üzülüyordu. Sürekli düşünüyor ve memleketi kurtarma yolları arıyordu. Bazan sabahlara kadar uyumadığı oluyordu.


Rakı ile ilk tanışması

Mustafa Kemal, İstanbul'a gelinceye kadar biradan başka içki kullanmamıştı. Bir tatil günü arkadaşı Ali Fuat(Cebesoy) ile Büyükada'ya gitmişlerdi. Ne lokantada yiyip içecek ne de otelde geceleyecek paraları vardı. Ali Fuat, bir şişe rakı, bir şişe bira, ekmek ve yemiş alıp çamlığa gitmişlerdi. Mastafa Kemal, bir şişe birayı bitirince:

_ Şimdi ne yapacağım? demiş.
Rakıyı ilk defa o akşam denemişti. Başı bir hoş dönmüştü. Güneş batmak üzere; sigara paketinin altına resimler çizmiş, sonra:
_ Fuat, ne iyi içki imiş bu...İnsanın şair olası geliyor.
Bu ağır ve sert içki bir daha yakasını bırakmamıştır.


Ne yaptığını biliyor ve kendine güveniyor

1902 yılında, kurmay sınıfına seçilerek Harp Akademisi'ne girdi. Daha sınav sonuçları bildirilmeden kurmay işaretlerini yakasına takmış ve o akşam eğlenmeye gitmişti. Kendisine, Ya kurmay olamasaydınız ne yapardınız?" diye sorulduğunda, "Olacağıma kesin güvenim vardı. Eğer olmasaydım ilk fırsatta askerlikten çıkar ve kendime başka bir meslek arardım" demiştir.

Ne yaptığını bilen ve kendine sonsuz güveni olan Mustafa Kemal'in düşünce yapısının keskin sınırları artık belli olmuştu. Artık etkilenme dönemini geride bırakmış, etkileme safhasına gelmişti.

Bazı arkadaşları ile el yazması bir gazete çıkararak okul içinde hürriyet fikirlerini aşılamak istiyordu. Çıkarılan gazetenin yönetimini üstlenmesi, çıkan yazıların çoğunun kendisi tarafından kaleme alınması, kişiliğinin liderlik yönünü ortaya koyuyordu.

Yarını, sanki bugünden belli idi

Ocak 1905'te Harp Akademisi'ni bitiren Mustafa Kemal, tayin beklerken Abdülhamit yönetimi tarafından tutuklanır. Tutuklanma nedeni, arkadaşları ile birlikte Abdülhamit yönetimini yeren, özgürlükçü el yazması gazete çıkarmalarıydı. Bir süre tutuklu kaldıktan sonra görev yeri olan Şam'a hareket eder.

Şam'a gitmeden önce, Beyrut'ta arkadaş çevresinde yaptığı bir konuşmada, "Dava, yıkılmak üzere olan İmparatorluktan önce bir Türk devleti çıkarmaktır. Bu nedenle, olanca kaynaklarımızı Türk Anadolu ortasında toplamalıyız" diyerek, hem Osmanlı devletinin yıkılacağını önceden görür, hem de Türklerin milli bir devlet kurma zorunluluğunu dile getirir.

Kolay işleri sevmiyor

Şam'daki görevi sırasında da boş durmaz. Vatanın kurtuluşu için çareler arar. "Bu vatan için ölümü bile göze alırız" diyen arkadaşlarına, "sorun ölmek değil, ölmeden ulusuna ve yurduna yararlı olduğunu göstermek, inandığı duygu ve düşüncelerini yerleştirmek, gerçekleştirmektir" diyerek görevin bu kadar kolay ve kestirme olmayacağını anlatmak ister.

Mustafa Kemal, burada doğruluğu ve güvenirliliği ile arkadaşlarının saygı ve sevgisini kazanır. Ve arkadaşları ile birlikte "Vatan ve Hürriyet" adlı gizli bir cemiyet kurar.


Devamı yarın


cdenizkent

__________________ :

Faydalanılan kaynaklar son bloğumda verilecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O cemiyet bir an sonun başlangıc gibi olur, ama arkasından aklındaki ufka yönelir. Emeklerinizin kitaplaşması dileğiyle, esen kalın.

Ayten Dirier 
 07.11.2008 17:31
Cevap :
Merhaba...Evet, aynen söylediğiniz gibi. Öyle olduğu için de, bloglarımı bu noktada bırakmak istedim. Aslında, ondan sonrakileri de yazmak isterdim ama, ilgi giderek azalıyor. Bu nedenle tadında bırakmak istedim. Selamlar.  07.11.2008 18:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 973
Toplam yorum
: 2471
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1385
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster