Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '10

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
899
 

Atila Er'in "Zekârat" öyküleri

Atila Er'in "Zekârat" öyküleri
 

Zekârat sözcüğünü kendimi anlamaya, tanımaya başladığım çocukluk yıllarımda da duyardım. Önceleri kavrayamadığım bu sözcüğün, ölümle burun buruna gelenler için söylendiğini öğrenecektim. Ölmeyen yakın kişi artık gelip gideni tanıyamaz, konuşamaz, bir şey yiyip içemez. Bu durumda olan hastaya "zekârat "a girdi denirdi. Eğer bir hastanın öleceğine kanaat getirilirse, dışarıda bulunan yakınlarına haber verilir. Çevresinde bulunan akrabalarından bilenler Yasin ya da Kur'an -ı Kerim'den başka sureler okur. Eğe kişi konuşabiliyorsa, konu komşu toplanıp helalleşirler. Şair Atila Er de çocukluğunda yakınlarında yaşadığı, uyduğu bu olayı öyküleştirmiş ve Zekârat adını verdiği öyküsünün adını kitabının adı olarak da seçmiş.

“Büyüklerimden duyardım, küçüklüğümde. İnsan ölüm halindeyken bir şeyler gözüne gözükürmüş. Görüntüyle konuşan insan da ona yanıt verir gibi bir çeşit jest ve mimik hareketleri yaparmış. Yine öyle olsa gerek. Ne zor şey şu ölüm. Şairin dediği gibi.
‘Ölüm… Bir bebeğin diş çıkarması kadar zulüm.’

“Belki” adlı öyküsünde bir bakıma özlemlerini, öngörüsünü, düşlerini anlatmış Atila Er:

“Bir sabah kalktığımda bulutların esnediğini gördüm. Anlaşılan onlar da geceyi benim gibi uykusuz geçirmişler. Farkımız: Onların yüksekte, benimse alçakta yaşıyor olmamızdı. Hep uçmayı yeğlemişimdir düşlerimde. İki kanat takıp, bir çırpıda görmek istemişimdir yaşadığım güzellikleri ve yaşayacağım acıları. Tepeden baktığımda, gördüğüm kötülükleri engellemek; iyilikleri ise ödüllendirmek isterdim. O zaman belki bu güzel evren, biraz daha geç yaşlanırdı. Çocuklar daha bir mutlu olurlardı. Gökyüzünde uçurtması özgürce uçan bir çocuk, hiç ister mi ki uçurtmasının demir kuşlar tarafından haince vurulmasını?.. İster mi ki, beyaz bulutlarda gülümserken, araya ne idüğü belirsiz kara bir bulutun sızmasını?..”

Atila Er deneme yazmayı, kitap tanıtımları yapmayı, öyküyü de seviyor. Bir izlenceyi sunarken, dost toplantılarında, yazılarında, öykülerinde onun coşkulu şiir sesini duyarsınız. Şiire dost, şiire yakın, şiirle özdeş bir kişi Er. Zekârat’daki öykülerini de okurken, onun şiir damarını izledim, şiirce seslenişlerini duyumsadım. Bir öyküsünü de şiirli başlıkla yapmış zaten. “Şiir gibi başladı, roman gibi bitti” Atila Er öykülerinde insanla buluşuyor hep. İnsanın derinliklerini, hüzünlerini, yaşantılarını, umutlarını…Geriye dönüp bakınca, çevresindekileri de… 17 Aralık 1956 Salihli doğumlu Atila Er.Demek ki 53 yaşında. Endüstri meslek Lisesi’ni bitirmiş. DSİ’den emekli. İlk şiir kitabı Düş Yorgunu 1995’te yayımlandı. Atila’yla Yürek Söylencesi adlı şiiri kitabımın çıktığı 1998’de tanışmışız. 8 şiiri kitabı yayımlamış Atila bugüne dek.2 öykü, 3 inceleme, bir anı, 3 çocuk ve bir antoloji olmak üzere 18 yapıtın sahibi. Ne güzel. Öykülerinin adları da şiirsel çağrışımlar yaratıyor: Siyah Düş, Kumru Dayı, Ben Hala Açım, Kıvırcık Saçlı Kız, Giderken, Acı Yazgı… Şair olmanın, şiirle buluşmanın sıcaklığı, coşkusu yansıyor. Kitabın ilk öyküsü Elmas Uçlu Kalem’de onun bitirdiği sanat okulunun da payı olsa gerek. “Yıllar sonra anladık ki, bu memlekette herkes mühendis olursa, o torna tezgâhında çalışacak işçi kim olacaktı?” Ülkemizde yıllardır ihmal edilen sanat okullarına da vurgu yapıyor. Bu bir gerçeğin de anlatımı değil mi zaten.

(*) Zekârat, Babıali Kitaplığı, İstanbul 2009, 168 sayfa.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Emekçi kadınlar gününde en güzel armağanı aldım . Size ve Atila Er'e buradan teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Zekerat'ı yarıladım, öyle doğal ki öykülerdeki insanlar, duygularıyla, düşünceleriyle ve içtenlikli yakarışlarıyla, psikolojileriyle sanki canlanıp sayfadan çıkıverecekler gibi geliyor. Atila Er gözlemlerini duygu ile yoğurunca bu denli canlı karakterler doğmuş öykülerinde. Kadınların acısı ve çekisi de var öykülerinde. Elimden Dilimden Yüreğimden adlı kitabından da değerli şairler Zeynel Baksaç'la, ve rahmetli Haşim Kanar'la söyleşilerini okudumve onları da tanımış oldum. . Ve yine sizin blog yazılarınız sayesinde tanıma fırsatı bulup telefonda sesini duyduğum şiirlerini özenerek okuduğum değerli insan şair Berin Taşan ile söyleşisii okudum. Söyleşiler o kadar güzeldi ki hemen içine alıyor, orada geçen kitaplardan anında bir yol haritası çizebiliyor insan okurken. Size ve sayenizde tanıma olanağına kavuştuğum değerli edebiyat insanlarına saygılarımla esenlikler diliyorum.

Ezgi Umut 
 09.03.2011 1:42
Cevap :
Atila Er vefalı, hatırnaz bir dosttur. Şiiri, öyküsü,mektupları,yazılarıyla coşkulu bir yazın dostudur. Paylaşımcıdır. Her kitabı yayımlandığında yeni bir çocuğu olmuşcasına heyecanlanır, mutlanır, sevinir. Geçtiğimiz günlerde HİÇSOKAK adlı şiir kitabının etkinliğinde de onun coşkusunu paylaştık. Yazmanın en güzel yanı yazan, üreten insanlarla bu sevinci, dostluğu paylaşmak değil mi? Yazmak bir ayrıcalık olmalı. Roman, öykü,şiir yazan, resim yapan, müzikle uğraşan; dahası sanatın, yazının her alanında üreten insanlar da sıra dışılar. İyi ki yazıyoruz,üretiyoruz,kitaplar çıkarıyoruz, okurlarla da paylaşıyoruz tüm bunları. Ben kendi adıma yazdığım için çok mutluyum. Aynı duyguları senin de yaşadığını duyumsuyorum sevgili Ezgi Umut… Dostlukla, sevgiyle…  18.03.2011 17:28
 

Yine güzel, yine anlamlı, yine faydalı bir paylaşım. Atilla Er'in ele aldığı konu hem hüzünlü hem de gerçek. Böylesi öçküleri seviyorum. Aklıma takılıyor. Yazacak çok şey var bu konuda ya yazmadım yazamadım. Kitabı bulup okumaya gayret edeceğim. EGELi yazarlarımızın pek çoğu çok güğzel adlar veriyorlar öyküğlerine. İnsanı yüğreğinden tutup çeken isimler. Atilla Beye yazma yolunda kolaylıklar diliyorum. Saygılarımla.

Ezgi Umut 
 20.02.2010 15:49
Cevap :
Atilla Er de bu paylaşımınıza çok sevinecektir mutlaka. Ulaşabilirsem o kitabın size de gönderilmesini sağlayacağım. Bol kitaplı, okumalı günlere.  21.02.2010 12:44
 

Paylaşım için teşekkürler. Sayenizde gölgede kalmayı tercih edenleri tanıyoruz. Zekârat deyimi Mardin'de "seker'ıl mevt" olarak kullanılır, ölüm sarhoşluğu (seker:sarhoşluk, mevt:ölüm) anlamında. Deyimin aslı hangisi merak ettim. Arapça bildiğim çok sözcüğün Türkçe'den bozma olduğunu bu aralar öğreniyorum! Arkadaşınızın yaşadığını babaannem can çekişirken yaşadım, sabaha kadar beklemiştik. 9.Öykü Günleri gözlemleriniz için uğradım, katılamadınız galiba... Başarılar, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 13.02.2010 17:19
Cevap :
Sevgili Dirirer, Zekârat sözcüğü ile ilgili açıklamanıza ve yazımı paylaşımınıza elbette çok teşekkür ederim. Sağolun. hele bir de bunu yaşamak insana daha farklı duygular, duyarlıklar yüklüyor. Öykü Günleri'nin açılışına katıldım. Bri çok yazar dostla buluştuk. Söyleştik. Açılış konuşmalarını dinledim. Tarık Dursun K.'yla yapılan söyleşiyi izledim. Konak Beldiye Başkanı'nın gelecek yıl etkinliğin uluslararası düzeyde kutlanacğını muştulamasına sevindim. Umarım bu günler, etkinlikler, kutlamalar yurdumuzun tüm kentlerinde de düzenlenebilir duruma gelir. Ne yazık ki Öykü Günleri'nin ikinci gününü izleyemedim. Bir sağlık sorunu yaşıyoruz yakınımızla ilgili. Eğer Pazar günü olanak bulursam katılmak istiyorum. Acaba karşılaşabilir miyiz? Saygıyla,esenlikle...  13.02.2010 23:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1455
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster