Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
468
 

Atilla Yayla için yazmıştım

Atilla Yayla için yazmıştım
 

2006 Yılı Kasım ayında, sıcağı sıcağına kaleme almıştım aşağıdaki yazıyı. Üzerinden bir seneden daha fazla bir zaman geçti ve yargı süreci de tamamlandı. İşte o gün dediklerimiz ve işte bugün Türk yargısının verdiği karar. Yorum, pek tabi her birimizin...

"Prof.Dr.ATİLLA YAYLA HOCAMDI*

Son birkaç gündür ülke gündemine bomba gibi düştü. İzmir'de gerçekleştirilen AKP organizasyonunda yaptığı konuşma içerisinde kullandığı iki ifade ciddi anlamda, medya destekli bir sosyal hassasiyet yarattı. Daha da önemlisi her zaman olduğu gibi bu son örnekte de yine anlamadan, yine okumadan, başkalarının dolduruşuna gelerek birilerini yargısız infaz edip yerin dibine geçiriyor, birilerini de göklere çıkarıyoruz. Oysa ne yerin dibine geçirilenler, ne de göklere çıkarılanlar bunu haketmiyor. Konuya, bir kerecik olsun her yönüyle bakmayı bir başarabilsek, ama nafile.

Atilla Yayla, Hacettepe Üniversitesi'nde çalıştığı dönemlerde üç yıl hocam oldu. Kendisinden anayasa hukuku, siyasal düşünceler tarihi, siyasi tarih gibi dersler aldım. Bölümdeki çok değerli hocalarım içerisinde Atilla Bey'in de yeri başkaydı. İngiltere'den geleli birkaç sene olmuştu. O dönemde yine kendisi gibi doçent olan Mustafa Erdoğan ile liberal düşüncenin yayılması ve toplum kesimlerine ulaştırılması yönünde bir ekol idiler. Mustafa Bey daha çok idari hukuk alanında uzman idi ve kendisinden de dersler aldım. Erdoğan, daha sonraları Türkiye Günlüğü adlı dergide yazmaya başladı. Atilla Bey, daha çok kurucu başkanı olduğu Liberal Düşünce Topluluğu'ndaki çalışmalarına ağırlık verdi. Hacettepe'den Gazi'ye ne zaman geçti, neden geçti, bu transferde yaşananlar, illiyet bağları nedir, ne değildir bilmiyorum.

Prof.Atilla Yayla, liberalizmin kuvvetli bir savunucusudur. Bu işi akademik düzeyde de başarı ile yapar. Sayesinde biz de öğrencisi olduğumuz dönemde John Locke, David Hume, J.J.Rousso, Thomas gibi teorisyenleri hatmetmiş idik. Son derece pozitif kişiliği, akademik konuları pratik uygulamalar ile kurgulayıp öğrencilere aktarış biçimi, ezberden çok kavramaya, anlamaya, muhakeme etmeye yönelik eğitim tarzı ile son derece verimli bir şekilde bilimsel istifadelerimiz oldu kendisinden.

Gelelim son olaya. İzmir'de düzenlenen AKP panelinde, Hoca, tartışma yaratan iki argüman sunmuştur. Biri "Kemalizm, ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder", diğeri de "Neden her yerde bu adamın (Atatürk) fotoğrafları var diye soracaklar" sözleridir. Öncelikle bir tespit yapmak istiyorum. Benim de yazdığım yazılara, zaman zaman bir tek cümleyi ya da kelimeyi içinden alarak olmadık yorumlar gelebiliyor. Bu işten mustarip biri olarak Atilla Yayla'nın konuşmasının tamamını dinlemeden, ya da deşifrelerini okumadan, önünü, arkasını derinlemesine tahlil etmeden, sebep-sonuç ilişkilerini bilimsel bakış açısıyla değerlendirmeden yapılan yorumların hiçbirini esas kabul etmiyorum. Bu yazıyı kaleme alırken ben de deşifreleri okumuş değilim. Panelde zaten değildim, Allah muhafaza. O nedenle okuyacağınız görüşlerimin de sadece yukarıdaki tırnak içine alınmış ifadelerin çıplak yorumları olarak kabul edilip değerlendirilmesi gerektiğini belirtmeliyim.

"Neden her yerde bu adamın (Atatürk) fotoğrafları var diye soracaklar" sözleri, her şeyden önce şık değildir. Atilla Bey, ne ifade etmek isterse istesin, kullandığı dil bu olmamalıydı. Belki de çok doğru fikirleri öne sürdü ya da sürecekti ama bu millet hayatının, üzerine çok büyük değerler atfedilen bir tarihi şahsiyetine "bu adam" ya da "tek adam" kelimeleri ile vurgu yapılması bence de kabul edilebilir bir şey değil. Ta ki batılılar böyle bir eleştiriyi getirseler dahi onlara söylenecek söz, "gidin kendi tabularınızla yüzleşin" olmalıdır. Sevdiğim, saydığım bir Hocam'dan bu sözleri duymak beni de üzdü ama bir diğer üzüldüğüm nokta ise kraldan fazla kralcı, sözümona Kemalist, Mustafa Kemal istismarcılarının ekmeğine yağ sürmesi oldu.

"Kemalizm, ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder" argümanı hangi saikle dile getirilmiştir, bu çok önemlidir. Konuyu ele alırken baz aldığınız paradigmalar, yorumlarken ve eleştirirken bizi farklı sonuçlara götürecektir. Yayla, dün katıldığı bir televizyon programında "Atatürk, ne kadar Kemalist'ti bunu tartışmak gerkir" dedi. Gerçekten de çok ama çok üzerinde durulması gereken bir konu. Bu ülke; müslümanlık adına dini, solculuk adına hakça paylaşım, yoksullukla mücadele, emeğin kutsallığı gibi sosyal konuları, Atatürkçülük adına da Atatürk'ü sömürenlerden, üzerinden geçinenlerden, asalaklardan, iki yüzlülerden çok ama çok çekmiştir. Adının önüne şucu, bucu sıfatını getirenlere, düşünce yapılarının ismini, sonuna "izm"-"ist" harfleri getirilmiş kelimelerle ifade edenlere, lütfen dikkat ve ihtiyatla yaklaşınız.

Gazi Mustafa Kemal, dünya siyasi tarihinin en ilerici isimlerinden biridir. Kemalizm diye bir "izm" gerçekten varsa ve bu Atatürk'ün düşünce sistematiğini ifade ediyorsa; bu doktrinin gericiliği temsil etmesi mümkün değildir, bunu söylemek de abesle iştigal etmektir. Kemalizm adına, Atatürk adına ve hatta cumhuriyetimizin temel ilkeleri adına, bu ülkede geçmişten bugüne, bu konulardan beslenen bazı kişi ve gruplarca fikri terör estirilmiş ve estirilmektedir. İnsanlar yargısız infazlara, sosyal linçlere maruz bırakılmaktadır.

Atilla Yayla'nın en büyük hatası, AKP gibi bir partinin organizasyonunda, böylesine farklı mecralara çekilebilecek bir argümanı ortaya atmasıdır. Kendisini şahsen tanıdığım kadarıyla, Atatürk düşmanlığı ile ilgisi; uzaktan, yakından yoktur. Son derece çağdaş kafalı bir entellektüeldir. Ama AKP kadroları ile olan son dönem münasebetleri, seminer, panel katılımları değerli Hocam'da son yıllarda bir çizgi değişikliği mi oldu sorularını benim de aklıma getirmedi değil.

Yaptığı konuşmanın desifre edilmiş metinleri yayınlanmalı ve düşünen, ölçen, biçen aydınlık beyinler tarafından; önyargılardan, tabulardan uzak, subjektivizmden arınmış, iyi niyetli yaklaşımlarla derinlemesine tahlil edilmelidir. Bu çalışma yapılırken de sakın ola ki ne Atatürk düşmanlarının, ne de Atatürkçülük'ün "A"sından anlamayan sözümona Kemalizm fukaralarının ekmeklerine yağ sürülmemelidir. Hele hele, ne AKP, ne de diğer siyasal oluşumların politik çıkar malzemesi yapmalarına asla müsaade edilmemelidir.

Atatürk, bu millet için hadsiz, hesapsız bir değerdir. Ama o bir insandır, tıpkı bizim gibi. Yüce manevi kişiliğine bir tek çamur atılmadan, yüreklerimizdeki yerine en ufak bir yara konulmadan; düşünceleri ve icraatları, akademik ortamlarda tartışılmalıdır. Tabu olmaktan çıkarılmalıdır. Kendisinin aziz hatırasına saldıranlara ya da aşağılamaya çalışanlara ise tavizlerin en küçüğü dahi verilmemelidir."

* "Prof.Dr.Atilla Yayla Hocamdı": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=14579

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Osmanlı'nın korkusu,Rus İmparatorluğu'nun,kısa bir zaman sonra,eski hedeflerine uygun; Cumhuriyet'in korkusu,Sovyet İmparatorluğu'na dönüşmesini de,basireti bağlanmamış,Cumhuriyet Aydınları'nın unutmaması gerektiği kanısındayım.Atatürk'ün ''Kemalizm'' diye bir ideolojisi olmadığını, bugünkü ''reel'' CHP'nin de, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinden idealist, bazı izler taşısa da,İnönü döneminde bozulmuş; Milli Şef İdeolojisiyle -''Ortanın Solu'' düşüncesinin sözümona sosyal demokrasiyle harmanlanmış,( çağdaş ilerleme dinamikleri de dumura uğratılmış) bir nafile sentezi olduğunu belirtmeliyim... Bu CHP;halkın gelişme dinamiklerine hiçbir katkı sunamaz...Bilgiyi arayan ülke insanının; Atatürk'ü tanımak ve yaşamak için onla ilgili,ilk kaynak yazıları çok,çok okuması gerektiğini, bilinçli konulmuş engelleri aşarak,ön yargısız; lider kültünün baskısına girmeden ve kolaya kaçmadan objektif olarak,''Gazi'yi öğrenmesi gerektiğini düşünmekteyim.Saygılarımla.Dostça selamlarımla.Zeki Etferat

zeki etferat 
 30.01.2008 17:25
Cevap :
Sevgili Zeki Bey, değerli katkınız ve paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Sevgi ve selamlarımla.  02.02.2008 8:28
 

A.Yayla'nın hatalı uslubu ve bunu kullandığı mekanla ilgili görüşlerinize,Atatürk'ün kişiliğiyle ilgili görüş ve yorumlarınıza da katılıyorum.Atatürk'ün,Fransız Devrimi ve laikliğinden oldukça etkilenmiş olduğunu,gene bu süreçten etkilenmiş; N.Kemal, Ziya gökalp, Ziya Paşa gibi Osmanlı Aydınları'nın yapıtlarını, Fransız düşünür ve yazarlarının kitaplarını ,Doğu Cephesi'nde savaşırken bile yanından ayırmadığını düşünürsek,bu üst düzeyde entellektüel,kurmay,bir Osmanlı Paşası'nın,Mustafa Kemal Atatürk'e dönüşecek dinamikleri, içinde nasıl taşıdığını anlayabiliriz...Resmi söylemler dışında I.Paylaşım Savaşı sonucu, bir''İslam İmparatorluğu'',amaçlandığı gibi yok edilmiş olsada, taşların oturmadığını,20yıl içinde,II.Paylaşım Savaşı'nın olduğunu,bu arada,Atatürk ve kadrolarının,bu zamanda ,ne yapabilirlerse yaptıklarını,Osmanlı'nın D.Umumiye borçlarının,ağırlıklı olarak,Cumhuriyet'ten tahsil edildiğini,Musul Petrolleri'nin bir şekilde,elimizden alındığını unutmamalıyız...(devam edecek)

zeki etferat 
 30.01.2008 16:58
Cevap :
...  02.02.2008 8:28
 

Anlattığınız kadar aydın bir insan nasıl oluyorda böylesine toplumu derinden yaralayacak sözler kullanabiliyor şaşırıyorum.Bu sözlerin yanlışlıkla söylendiğine yada yanlış anlaşıldığına inanmıyorum.Bence Atilla Bey sizin onu tanıdığınız zamandaki Atilla Bey değil.AKP kadroları ile olan münasebeti ve ettiği sözler onun çizgisinin değiştiğinin apaçık kanıtı gibidir.Bu konuda alacağı yada aldığı cezanın çok yerinde bir karar olduğuna inanıyorum.Saygılarımla.

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 30.01.2008 2:50
Cevap :
Sevgili Yakamoz, burada tekrar okurun görüşüne sunduğum malum yazımı, o günlerde, Atilla Bey'e de yolladım. Noktasına, virgülüne dahi dokunmadan. Ancak bana olumlu ya da olumsuz anlamda bir geri dönüşü olmadı. Bu nedenle, kendisinin adına fikir beyan etmem zaten doğru olmaz. Takdir kamuoyunun. Teşekkür ederim.  02.02.2008 8:27
 

Böylece, ülkemizdeki bazı hakimlerin daha özgürlükçü düşünemediklerini anlamış mı oluyoruz? Ben biraz böyle anlıyorum. Yani benzer konularda hukuk, haklara göre değil, konjönktüre göre kararlar vermiştir ve vermektedir. Bu kararlar tabuların yaratılmasınhda, kutsalın oluşmasında önemli etkendir. Kanun bazı şeyleri yasaklamışsa, o konuda konuşanı cezalandırmışsa ortaya, dokunulamayan, bir kutsal çıkacak demektir. Artık o insan, kavram veya nesne değildir. Toplumsal bir totemdir. Bu kısır anlayış bitmeden bu ülke özgürleşemez. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 29.01.2008 13:01
Cevap :
Sevgili Hüseyin Bey, değerli paylaşımınız için teşekkür ederim. Sevgi ve selamlarımla.  02.02.2008 8:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 902
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3723
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster