Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1185
 

Atını hiç durmamanın ağacına bağlamak

Atını hiç durmamanın ağacına bağlamak
 

hidalgo


"Atımı bir yerde durmamanın güzelliğine bağladım." diyordu Kemal Özer, bir şiirinde. O, şiirlerini severek okuduğum şairlerden biri. Bir ağaç var. Çam gibi, ladin, köknar, söğüt, ardıç gibi bir ağaç. Ama bu ağacın adı, "hiç durmamanın ağacı". At hiç durmamanın ağacına bağlanırsa ne olur ? Hidalgo'yu böyle bir ağaca bağlasam ne yapar acaba? Ağacı kökünden söküp bozkırlarda koşmaya devam mı eder ? Yoksa, dolapçı beygirleri gibi ağacın çevresinde mi dolanıp durur ? Bu ikinci olasılığı hiç sevmedim. Tehlikeli bir durum gibi görünüyor. Dizginleri dolanır, başı döner, belki de boğazına dolanan dizginler, boğulmasına neden olur. Hidalgo böyle bir risk almaz. Söker o, ağacı kökünden. Hidalgo önde, ağaç arkada, bozkırların yolunu tutarlar.

***

Moha Souag. Faslı yazar. Kitaplarını Fransızca yazıyor. Türkçe'ye iki kitabını çevirdim. Biri, İblis. Henüz yayınlanmadı. Belki sonbaharda... Diğeri, Acı Çay. Haziran 2008'de Kalkedon Yayınlarından çıktı. Bir süre önce, Yeni Aktüel'in 158. sayısında Acı Çay'a ilişkin bir haber vardı. Haberden bir bölüm aktarmak istiyorum.

"Şu anda dünyanın en uzun duvarı Fas'ta. Faslı yazar Moha Souag, Acı Çay adlı kitabında bu duvarın henüz yapılmadığı zamanlardan, iki Faslı gencin, Farid ve Daoud'un arkadaşlığından yola çıkarak, duvarın düşlere düşürdüğü gölgeyi anlatıyor. Farid'in düşleri Afrika'dan Avrupa'ya göçü engellemek üzere yapılan bu 2 bin 719 km'lik duvara çakılıyor. Daoud'sa düşlerini gerçekleştiriyor; kapağı Avrupa'ya atıyor, bir inşaat şirketinde iş buluyor ve... duvarın yapımında çalışıyor...

Birkaç ay önce bir arkadaşım, "Dünyadaki en uzun ve en yüksek duvar hangisi?" diye sorduğunda atılıp, "Çin Seddi" demiştim. O da bunun doğru olmadığını, en uzun duvarın Fas'la İspanya arasında, Afrika'dan Avrupa'ya göçü engellemek üzere yapılan duvar olduğunu söylemişti. Duvarın adını tam bulamadım; kimileri ona yalnızca "duvar" diyor, kimileri "ayrımcılık (apartheid) duvarı ", kimileriyse "Avrupa Kalesi"... 1987 yılında tamamlanan ilk duvarın uzunluğu, 2 bin 700 km. Bu ilk duvara 1998'de Melilla'da 11 km. ve 2001'de Ceuta'da 8 km daha eklenmiş. Birbirinden farklı bölgelerde olmakla birlikte, Avrupa ile Afrika'yı ayıran bu duvarın toplam uzunluğu 2 bin 719 km diyebiliriz şu halde.(...)"

***

Souag, Fas'ın güneydoğusunda, Errachidia'da yaşıyor. Roman kahramanlarını seçerken, günlük yaşamları içinde onları yakından tanımaya, onların hikayelerini kendi ağızlarından dinlemeye, onlardan biri gibi davranmaya özen gösteriyor. Ben bunları nereden mi biliyorum ? O, benim eski bir arkadaşım. Arada bir, kendinin de beğendiği küçük anakdotlar gelir ondan. Hani şu, kıssadan hisse aldığımız öykülerden... Sonuncusu, oldukça manidardı, paylaşmak istedim bu sayfada.

"Günün birinde, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Hayvan, acınacak sesler çıkarıp, saatlerce inler durur. Çiftçi ise çaresiz, ne yapacağını bilemez bir haldedir.
Sonunda, hayvanın epeyce yaşlandığını, kuyunun suyunun da çekilmek üzere olduğunu düşünür. Eninde sonunda, hayvanı oradan çıkarmanın kendisine pek bir yararı olmayacaktır.
Bütün komşularını yardıma çağırır. Komşular birer kürek kaparlar ve kuyuya toprak atmaya başlarlar.
Başlangıçta hayvan ne olduğunu anlayamadığından, avazı çıktığı kadar anırmaya koyulur. Sonunda, oradakilerin şaşkın bakışları altında susar. Birkaç kürek daha toprak attıktan sonra, çiftçi eğilip kuyunun dibine bakar ve gördüklerine inanamaz.
Üzerine kürekle atılan her topraktan sonra eşek, şaşırtıcı birşey yapmaktadır. Sırtına düşen toprağı silkeleyip, toprağın üzerine çıkmaktadır. Çiftçinin komşuları üzerine toprak attıkça eşek, sırtındaki toprakları silkeleyip, üzerine çıkmaya devam eder. Çok geçmeden, orada bulunanların şaşkın bakışları altında eşek kuyudan çıkar ve tırıs gitmeye koyulur !

Hayat, her türlü alçaklığı yapıp, seni bir lokmada yutmak isteyebilir. Çukurdan çıkmanın yolu silkinmek ve yoluna devam etmekten geçer. Canını sıkan şeylerin her biri, ilerlemen için yoluna döşenmiş birer çakıl taşıdır. Hiç durmamayı başarabilirsen, en derin kuyulardan çıkabilirsin. Asla vazgeçmemelisin ! Silkin ve ileri atıl ! Mutlu olmak istiyorsan, şu beş kuralı hiç unutma:
1) Yüreğinden nefret duygusunu söküp at !
2) Beynini endişelerden arındır.
3) Basit yaşa.
4) Daha verici ol.
5) Daha az bekle.

Özellikle de en karanlık anlarında bu kuralları asla unutma."
Moha SOUAG (Çev: Zelin Artuğ)

***

"Hiç durmamayı başarabilirsen, en derin kuyulardan çıkarsın."
Hidalgo ve ben, bu sözü tuttuk. Beş kurala gelince...Oldukça yapıcı görünüyor bu kurallar. Sizce de öyle değil mi ?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

mekan ve konularıyla, estetik ve duyarlılıkla güzel elbette ancak kuyuya düşen eşek hikayesini önceden duymuş veya okumuştum ama anonim olarak anımsıyorum. Kitap konusu güzelmiş bulunca alırım. Sevgiyle başarılar dilerim selam.

Nariçi 
 14.08.2008 12:15
Cevap :
Sevgili Nariçi, Yazılarınızı severek okuyorum. Bu vesileyle bunu da söylemek istedim. Haklısınız. Kuyuya düşen eşek hikayesi anonim, üstelik de "uluslararası anonim" bir hikaye. Ben yalnızca yazarın kendi kaleminden aktardığını çevirdim Türkçe'ye. Bizde de değişik versiyonları var. Özellikle de geri bırakılmış ülke insanlarına umut taşıyan bu anonim hikayelerin dünya halklarının ortak değerlerinden olması, tünelin ucunda hâlâ bir ışık var anlamına da geliyor, öyle değil mi ? Demek ki sorun, ülke sorunu değil, sınıf sorunu. Acı Çay'da da bizden bir şeyler var sanki... Mahallenin işsizi Moulay El Hassan sanki İstanbul sokaklarında yaşıyor... Farid, bizim varoşların delikanlısı gibi... Kitabı beğeneceğinizi umuyorum. Sevgiler, saygılar.  14.08.2008 13:43
 

Bilgilendiren,bilgilendirirken de düşündüren bir yazı. Yazıyı okuyunca asıl sorulması gerekli soruyu yine yazarın kendisi,bu kez Ezgi adlı okuyucusunun yorumuna karşılık yazdığı cevapta soruyor;"Eşeğin yerinde,toplum olsa ne yapardı?"...Ve,yanıtını da hiç sağa sola yalpalamadan veriyor;"İnsan gibi davranırdılar(!)..." Bu bağlamdan bakılınca diyeceğim şu ki;beş kuraldan dördüncüsüne(daha verici ol) katılmaya hiç niyetim yok.Çünkü;ben bu toplumdan çok ama çok alacaklıyım.

Kemal EYUBOĞLU 
 14.08.2008 9:39
Cevap :
Sevgideğer arkadaşım, Bu beş kuralın bir "toplam"ın "öğe"lerine değil; bir "toplum"un "birey"lerine hitaben söylendiğini düşünüyorum. Tüm bireyler tek tek bu beş kuralı uygularsa, zaten kimsenin kimseden ne alacağı olurdu, ne de kimsenin kimseye vereceği... Siz benden daha insaflı çıktınız; dördüncü kurala takıldınız yalnızca. Bense yalnızca üçüncü kuralı uygulayabiliyorum. Şimdilik... Elbette insanları diri diri yakanlardan, kendi çıkarları için insan onurunu ayağa düşürenlerden, özellikle de bunu tezgahlayanlardan nefret ediyor ve onları asla bağışlamıyorum. Elbette yarınlar için çok endişeleniyorum. Elbette canımızdan başka şey bırakmamışlar almadık, daha ne verelim ! Az beklesek ne çare, çok beklesek ne çare ! Elbette ufuk kapkara! Şimdilik, basit yaşıyor ve umudumuzu yitirmiyoruz. Sevgiler, saygılar.  14.08.2008 11:53
 

Hazla okudum... Yeni bilgiler edindim... Gönlün sağ olsun...

yeşilsoğan 
 13.08.2008 0:34
Cevap :
Blok habercime kaydedip yazılarını keyifle okuduğum blog yazarından hoş bir yorum almak beni onurlandırdı. Siz de sağolun, sevgiyle kalın.  13.08.2008 19:20
 

felsefe bütün bilimlerin anasıdır demiş bir bilge. ne kadar haklıymış değil mi? o olmadan hayatın dolanbaçlı yollarında kaybolup gitmek işten bile değil. ama şu afrika'ya bazen fena halde takılıyorum. ne bitmez çilesi varmış adamların. bir duvarları eksikti sanki... sevgiyle kalın, hidalgo'ya baki selam.

hazandagüzeldir 
 12.08.2008 23:28
Cevap :
Evet, arkadaşım. Yöntemli düşünürler oldukça, hayatın dolambaçlı yollarında kaybolmayacağız demektir. Afrika'ya gelince... Keşke o duvar en baştan olsaydı da uygarlık canavarı Batı dünyası, zehirli dilini ve uzun elini uzatamasaydı o kıtaya. Hidalgo'nun da selamları var efendim. Sevgiler.  13.08.2008 1:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1024
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster