Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '07

 
Kategori
Yılbaşı
Okunma Sayısı
373
 

Atla gel...

Atla gel...
 

Geyikler, küresel ısınma sebebiyle grevdeymiş..!


-Abi ne haber?

-İç güveysinden hallice, senden ne haber?

-Ne olsun ya, New York işte, bedeni dışında hayatı, alışkanlıkları, yaşadıkları da obezleşmiş bin türlü insanın arasında yeni bir yıla girmenin telaşı, o telaşta sergilenen tüketim manyaklığını seyrediyorum.

-E oğlum o kadar şikayetçi isen ne işin var orda, atla gel?

-Atım yok, olsa binip gelecek halim yok, sen gel kardeşim...

-Bende de uçan ata verecek benjamin yok, keyfim de yok, ayrıca olsa da çağıran sensin benjamini niçin ben veriyorum, talep var çözüm yok...

-İyi geyik yaptık ama...

-Bulunduğun yer Amerika, yaşadıkların “Gung ho” motivasyonu olunca, sohbet de ister istemez geyik oluyor...

-İlginç be ağbi, hikayenin sahibi Kızılderili, pazarlayan Amerikalılar, öyle ya da böyle sahip çıkıp semiren Çinliler-Japonlar...

-Kitabını okumuş muydun?

-Tabii Gung Ho..!

Çalışma hayatının uzun bir bölümünü büyük bir şirketin Genel Merkezinde insan kaynakları yöneticisi olarak geçiren Peggy Sinclair, birdenbire kendini Walton adında küçük bir kasabada bulur. Sistemin en kötü işleyen fabrikası, Walton Works #2’nin genel müdürlüğüne atanmıştır. Fabrika verimsizlik nedeniyle kapanma tehlikesiyle karşıyadır. Sinclair, fabrikanın durumunu inceledikten sonra, kendisine verilen görevin bir terfi mi yoksa kendisine nazikçe kapının gösterilmesi mi demek olduğunu düşünürken, talih karşısına o bilge Kızılderili’yi çıkarır. Şu Kızılderili Andy Langclaw, yaşamın cilvesi bu ya, tüm sistemin en kötü işleyen fabrikası içinde yine tüm sistemin en verimli çalışan departmanının yöneticisidir. Eski personel polisi Peggy Sinclair çok geçmeden fabrikayı, kendi kariyerini, ve fabrikada çalışan 1500 işçiyi ve ailelerini kurtarmanın tek yolunun bu departmanın sırrını öğrenmek olduğunu anlar. Çağdaş Amerikan toplumun iki ezilen unsuru kadın Sinclair ve Kızılderili Langclaw kafa kafaya vererek fabrikanın kaderini değiştirmeye çalışırlar. Umutları Sincabın Ruhuna, Kunduzun Yöntemine ve Yabankazının Ödülüne, başka deyişle Gung Ho!’ya bağlıdır.

-Birden otomatiğe bağladın, bu ne serilik?

-Yok be ağbi, kitap yanımdaydı, arka sayfa yazısından okudum.

-Copilot!

-Yok abi otomatik pilot!

-Neyse, New York nerden çıktı, daha doğrusu sen Miami’de yaşıyorsun oranın suyu mu çıktı?

-Yok be ağbi, biliyorsun benim hanım American Girl...

-Eee...

-Esi, "Keeping up with the Jones" meselesi...

-Jones komşun onu biliyorum da, gerisini anlamadım, okey?

-Okey ne oluyor abi, tamamın suyumu çıktı?..Yani...

-Konuya return yapsan..?

- Gösteriş tüketimi...

Almanca Deman strativer Konsum, Fransızca Consommation improductive, İngilizce Snob effect, Demonstration effect, Conspicuous consumption falan ve saire...

-Hanımlar arası duruma, Jones motivasyonu katılınca, Miami’den New York elzem oldu yani..?

-Aynen olmasa da > entelektüel bakış açısı ile Mikro ekonomik analizde gösteriş tüketimi talep fonksiyonu konusu içinde yer alır, bilirsin, biliriz, bilirler...

-Fiil çekimi kısmını geçsek...

-Okey!..Gösteriş tüketiminin talep fonksiyonu açısından bir önemi, ekonomik birimlerin tüketimleri arasındaki bağımlılığı göstermesidir.

-Yani?

-Yani yok ağbi, Hindi yahni var; Amerikalıların "Keeping up with the Jones" dedikleri "Komşusu Jones'dan aşağı kalmak", yani kalmamak, onda var bende niçin olmasın?..Güdüsüyle günümüzde birçok hane halkının tüketimi, diğer hane halklarının tüketimlerinden etkileniyor, haliyle, bizde de olduğu gibi, yani...

-Bu duygu, bu güdü mü sizi New York’a taşıttı?

-Yok, beklenti, koşullandık hani bir yerde, daha iyi olacak, hani “Her şey güzel olacak”...

-Mazhar ile Cem’in filmi gibi...

-E yani; Gösteriş tüketiminin diğer önemi, talep fonksiyonunun negatif olan eğimine (yani fiyata göre azalan bir fonksiyon olmasına) bir istisna oluşturmasıdır. Nitekim gösteriş etkisiyle tüketim yapıldığı durumlarda, fiyat arttıkça talep de artar ya, o artış Jones’u uçan atla taşırken bizi niçin taşımasın dedik...

-Programınız ne, yeni yılı neresinde karşılayacaksınız New York’un..?

-Empire State building ağbi.

-O niye?

-Ağbi, hani Hürriyet abla var ya...

-Hıı...

-O ablasıysa bu da lakabı oluyor, yani mecaz hali olsun dedik.

-Sen şimdi ES’in çatısının, aslında Zeplin bağlamak için yapıldığını da söylersin!

-Hadi ya?!..Bilseydim tur şirketine söyler, bir Zeplin kiralar, ES’in çatısına park ederdim, ne kıyak olurdu ama be..?

-Yok artık!

-Ne var ağbi, gösteriş tüketiminin bir kurbanı olarak çok mudur istediğim?

-Doğru, doğru da hayal ile fanteziyi karıştırmamak, karıştırsak da ortalığa saçmamak lazım; sosyal statüyü kaybetmemek adına ununu elemiş eleğini asmış bir evliliğin aşk şiddetini, gündemdeki güncele bağlayıp hayat arkadaşına da haksızlık etmemek lazım...

-Ağbi şu saçının telini kıskanırım, piyanonun telinden inleyen nağmelere bayılırım gündemini mi kastettin?

-Yok, göstere göstere tüketilen değerler, değerler üzerinden yenilen herzeler, bu durumdan beslenen ruhları iğdiş edilmiş kitleler...

-Ağbi, havaalanından bizi getiren taksi şoförü Türk’tü, hoş beş sohbet derken dinlediği CD’ye takılı kalmıştı aklım, ondan sebep seni aradım...

-Kimin?

-İlhan ŞEŞEN, bizim amca ya!

-Ben O’ nun senin amcan olduğunu yeni öğrendim...

-Yok be ağbi lakabı o, yok bir akrabalık Türklük dışında...

-Hangi parça çalıyordu?
-Şimdi de çalıyor ağbi, dinle...

O gece New York’ta

Sokak köpeği gibi dolaştım

Bilmece New York’ta

Çözülür diye hayli uğraştım

O gece New York’ta

Başkalaştım...

’lık yapıyor ya>>

Sarı kara beyaz

Bütün kedilerle oynaştım

Uzaktan ama biraz

Hürriyet ablayla selamlaştım

O gece New York’ta

Manyaklaştım

>

New York New York

New York New York

Her şey var da İstanbul yok...

-Evet ağbi, her şey var da, canına yandığımın İstanbul’u yok..!

-Boş ver! Olan olmuş, sen “Geceyi Kaçırma”...

-O ne ağbi?

-Yedinci şarkı, diyor ki;Önce kendine hayır demeyi öğren, Eğlen güzelim bu gece, Sen de eğlen, Şarkılar söyle hatta, Haykırarak, Geceyi kaçırma, Geçmişe bağlayarak, Geceyi kaçırma...

-İyi seneler ağbi...

-İyi seneler kardeşim...

Saygılarımla

Yeni yılın hepimize hayırlara vesile olması dileklerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1671
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

"Beklentiler denizinde boğulmaktansa, gerçekler ve gerçekleşenler nehrinde yıkanarak arınmayı tercih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster