Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '14

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
296
 

Atlar, koyunlar ölürse hayat da ölür

Atlar, koyunlar ölürse hayat da ölür
 

fotoğraf: facebook/empati sayfasından


Çobanlık günlerini, hayvanları anlatırdı, orman/ağaç sevdalısı, kalbimin kapanmayan yarası Sabah’ın ağaçları anlatışı gibi:

At merkep, koyun keçi deyip geçme. Atlar, koyunlar ölürse hayat da ölür. Merkep, keçi de öyle. Biri geçimini sırtından, öbürü ekmeğini taştan çıkarandır. Bitki örtüsünü, meşeleri en fazla sömürseler de öyle. Keşke olsalardı da görseydin, keçi diyelim, köylüler ona önem göstermez, doğru dürüst yem vermez ama Allah’ın hikmeti, çabuk yetişir, erken gelişir, çoğu zaman daha bir yaşında iken yavru ve süt vermeye başlar, ikizlik oranı yüksektir, hastalık, ölüm riski diğer hayvanlara göre azdır, içinde bulunduğumuz koşullarda elbette eskiden, hemen hemen karşılıksız olarak en çok gelir sağlayan gene odur. Her neyse keçi koyun savunmanı olmayayım, adları bile çeşit çeşittir: Yazmış ki çebicin dişisidir, kuzlayan denir: bir kuzlamış kısır, gez keçi, öveç, teke. Koyun: iki kuzlamış: dişi, bir katılmış: erkek, körpe, kuzu, toklu, burulmuş toklu-şişek, koç, kös koyun. Koç, teke katımı…

Yetişir, kafanı şişirmeyeyim. Hakçası, kendileri mühim, hayati, adları bu, şu pek önemli değil, asıl canları lazım insana. Ne yalan söyleyeyim, hayvanlarımı, çoban olduğum vakitleri özlüyorum, onları insandan daha çok özlüyorum. En azından insanlar gibi nankör, açgözlü ve hırslı değiller. Her şeyden önce kan dökmekten uzaklar, ihtirastan, nefsanî arzu peşinde koşmaktan. Allah nasıl yaratmışsa öyleler, öylesine basit, sade. Sarpa sarmış, birbirine dolanmış duygu, düşünce içindeki insanlar gibi davranmazlar.

İstedikleri, istemedikleri her şey apaçık: karınları doysun, bir bakraç temiz su içsinler, başlarını sokacak bir damları olsun; gecenin örtüsü gündüzü örttüğünde yatıp dinlenebilsinler, aydınlığı yeri göğü sardığında gün yüzü görebilsinler, havayı özgürce soluyabilsinler yeter. Aç susuz kalmasınlar; kimse hakaret edip dövmesin, aşağılamasın, eziyet, zulüm etmesin, başkaca bir şey istemezler. Bildiğim budur. Bunun dışında bir istekleri var mıdır, yok mudur, ne düşünür, ne hissederler bilemem, en azından bana anlattıkları ve dile getirdikleri bunlardır. Gerisini ancak Allah bilir.

O dağlara sevdalıydı, doruklara, yarlara, dağda yaşayanlara, kurda kuşa, belki bir gün geri gelecek Anadolu parslarına, kar leoparlarına. Varlığın gölgesi, güzelim hayat insan eliyle gün gün kaybolup gitmekte; gölgeler, atlar, koyunlar yoksa hayat da ölmüştür dese de sabır, iman ve umutla yitirdiği canların gölgelerini arardı, ruhlarını, hayatlarını. Bana dağları anlatırdı, dağlıları, koşanları, uçanları. Atları, kurtları anlatırdı, kurtların yalnızlığını, sadakatini.

Şimdi ne o anlattıkları var ne kendisi. Yazıklar olsun, yoklar artık!

 

 


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 380
Kayıt tarihi
: 26.11.12
 
 

Yazar, gazeteci (eskisi); şimdilerde işsiz, göğe ve suya yazıyor.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster