Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '07

 
Kategori
Havacılık
Okunma Sayısı
4236
 

Atlasjet uçağı neden düştü?

Atlasjet uçağı neden düştü?
 

Kazayla ilgili kısa bilgi
İşletmecisi: Türk Hava Yolları A.O.

Sahibi: Trident Jet (Dublin) Limited

Hava aracı tip ve modeli: BAE AVRO 146 RJ-100

Tescil işareti: TC-THG

Kaza yeri: DİYARBAKIR

Kaza tarihi: 08.01.2003

Kaza saati : 18:19 UTC

Ölü ve yaralı: 75 ÖLÜ, 5 AĞIR YARALI

UÇUŞUN HİKAYESİ

THY envanterinde bulunan BAe-146 (RJ-100) tipi, TC-THG tescil işaretli uçak, 08 Ocak 2003 tarihinde TK-634 sefer sayılı İstanbul – Diyarbakır tarifeli uçuşu esnasında, saat 18:19 UTC’de Diyarbakır Askeri Havaalanı 34 pist başına 900 metre mesafede araziye çarparak düşmüştür.

Kazada ikisi pilot, üçü kabin görevlisi ve yetmişi yolcu olmak üzere toplam 75 kişi hayatını kaybetmiş, 5 yolcu ise ağır yaralı olarak kurtarılmıştır.

Uçuş ekibi tarafından, iniş için planlanan Diyarbakır Askeri Havaalanı’na yaklaşık 70 deniz mili mesafede, Diyarbakır Yaklaşma Kontrol ile temas kurmadan önce 34 pistine VOR/DME alçalma planının brifingi ile pas geçme yöntemi ve yedek meydana dönüş planlaması yapılmıştır.

CVR’da bulunan kabin içi konuşmalarda Kaptan tarafından pistin görülemediği ve ışıkların yanıp yanmadığının fark edilmediği, 16 pist başı gibi görüntülerin olduğu ancak diğer pist başının görülemediği ifade edilmiştir.

TK 634 tarafından 8 milde inbound olduğu bilgisinin yaklaşma kontrole bildirilmesi üzerine, yaklaşma kontrol, yaklaşmaya devam edilmesini ve pist görüşü alındığında ikaz edilmesini talep etmiş ve konuşmaların karşılıklı olarak anlaşıldığı, yaklaşma kontrol ve uçak tarafından teyit edilmiştir.

Daha sonra alçalma ve yaklaşmaya devam edilerek, bir sonraki alçalma irtifası olarak, minimum alçalma irtifası olan MDA(Minimum Alçalma İrtifası) 2800 feet ayarlanmıştır. MDA 2800 ft’e gelindiğinde, pus sebebiyle pistin görülemediği her iki pilot tarafından ifade edilmiştir.

Uçak 34 pistine 900 metre kala, tam VOR istikametinde, yaklaşma ışıklarının başlangıç yerinin 30 metre kadar soluna, hafifçe yükselen ve yaklaşık eğimi %10 olan araziye ana iniş takımlarından ve gövdenin orta alt kısmından iniş takımları açık olarak ve 131 knot süratle çarpmıştır. Çarpma sonucu uçak parçalanarak istikamette 200 metre sürüklenmiştir.

SONUÇ :

1. Uçuş Ekibi tarafından, 2800 ft irtifada MDA'ya gelinmesine ve yaklaşma ışıkları veya pistin görülememesine rağmen inişte ısrarcı davranılmıştır.

2. Kötü hava koşulları kaza nedenine katkıda bulunmuştur.”(*)


1912 yılında Sefaköy’de, iki hangar ve küçük bir pistle, ülkemizde ilk havacılık çalışmaları başlamış, 1925 yılında kurulan Türk Hava Kurumu ile Türk Havacılığının kurumsal temelleri atılmış, 1933 yılında “Türk Hava Postaları” adı ve 5 uçaklık küçük bir filo ile ilk sivil hava taşımacılığımız başlatılmıştır. Denetleme görevi ise, çok net olmamakla birlikte Milli Savunma Bakanlığı yetkisine bırakılmıştır. Dünya Sivil Havacılığının gelişmesi karşısında, ulusal çıkarlarımızın korunması ile uluslararası ilişkilerimizin düzenli bir şekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için 1954 yılında Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde "Sivil Havacılık Dairesi Başkanlığı" kurulmuş, 1987 yılında "Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü" olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır.

Daha sonra da duyulan gereksinim nedeniyle, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 10.11.2005 tarihli 5431 sayılı yasa ile kamu tüzelkişiğine sahip, özel bütçeli kuruluş haline getirilmiştir. Türkiye’nin Havacılık otoritesidir. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar çerçevesinde, halen üyesi bulunduğumuz Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO), Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC), Avrupa Havacılık Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatı (EUROCONTROL) ve Avrupa Havacılık Otoriteleri Birliği (JAA) normları ve ulusal olarak geliştirilmiş normlarla, sivil havacılıkla ilgili olarak; kural koyma, uygulatma ve denetleme yetkilerine sahiptir.

Havacılık bir kurallar ve disiplin sektörüdür. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, havacılıkla ilgili tüm etkinlikler titizlikle kontrol edilmekte ve hava araçlarından meydanlara, teknik personelden uçucu personele, yer hizmetlerinden işletme hizmetlerine kadar akla gelebilecek tüm konular, belirlenmiş kurallarla izlenmektedir. Havacılık sektöründe bulunan herkes yaptığı işle ilgili olarak, bir lisansa sahip olmak zorundadır. Bu lisanslar oldukça uzun süren eğitimler ve çetin sınavlarla sahip olunan lisanslardır. Çoğu havacılık sınavında tam bilgi koşulu vardır. Yani sınavdan, 100 üzerinden 60 veya 80 alarak geçemezsiniz. Tam not alınmalıdır. Uçakların bakımları ve parçaların değiştirilmesi, yapılacak bakım ve değiştirilecek parçaya göre yetkilendirilmiş teknisyenler ve bakım merkezleri tarafından yapılır. Hiçbir teknisyen ve bakım merkezi kendi yetkisini aşan bir işlem yapamaz. Bir hava aracının “Uçuşa Elverişliliği”, o hava aracının yapım özelliklerinden başlayarak, yetki verilmiş teknisyen ve bakım merkezlerinin hazırlayacakları, çok sayıda belge ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü mühendis ve teknisyenlerinin kontrollerinden sonra lisansa bağlanmaktadır. Sektördeki bu çok sıkı kurallar nedeniyledir ki, hava taşımacılığı bu gün dünyadaki en güvenli taşımacılıktır.


İstanbul-Isparta seferini yaparken düşen uçakla ilgili olarak bir yazı yazıp yazmayacağımı soran, MB Yazarı Sayın Vakayinüvis’in “Merhaba Talip Bey, Uçak kazası hakkındaki düşüncelerinizi merak ettim. Konuyla ilgili görüşlerinizi bir blogda yazar mıydınız? Zorlama değil sadece merak ettim. Yazmayabilirsiniz de... Selamlar...” mesajına; “Sayın Vakayinüvis, Atlasjet uçağının, İstanbul-Isparta seferini yaparken düşmesiyle ilgili olarak yazılabilecekler Blog yazarları tarafından yazıldı. Benim de bu konuda yazabileceğim tek şey üzüntülerimi belirtmek olur sanıyorum. Uçak kazaları; yetkili yetkisiz pek çok insan tarafından yorumlanıp, çeşitli çıkarımlarla toplumun kafasının karıştırılacağı olaylar olmamalı diye düşünüyorum. Uçak kazalarının nedenlerinin araştırılması, uzun süreye gereksinim duyulan teknik çalışmalarla yapılır. En önemli veriler, olay yerinin incelenmesi ve "Kara kutu", "Kokpit ses kayıt cihazı" gibi cihazların kayıtlarının çözümlenmesi ile sağlanır. Son olayda, uçağın tepede ilk çarptığı nokta ile enkazın büyük kısmının olduğu yer birbirine yakın değildi ve kolluk kuvvetleri enkazın büyük kısmının bulunduğu yeri kontrol altına almışlardı. Bir Ulusal TV kanalı haber yönetmeni, ilk çarpma noktasında bazı parçaları yerlerinden kaldırıp, kameralara gösterdi. Bu davranış araştırıcıların işlerini zorlaştırdı.” yanıtını verdim.

Mesaj kutusundaki harf sınırlaması nedeniylede, anlatmak istediklerimi tam olarak anlatamamış olmanın huzursuzluğunu gün boyu yaşadım. Yattığım zaman da uyku tutmadı. Gecenin bu saatinde kalkıp bu yazıyı yazdım. Anlatmak istediklerimi tam olarak anlatabildim mi? Emin değilim. Ancak, Vakayinüvis’e verdiğim yanıtta biraz daha yerim olsaydı; Yetkili yetkisiz pek çok insanın üzerinde yorum yaptığı bu olayın, kaza kırım raporu yayınlanınca tam olarak aydınlanacağı ve yapılan tüm konuşmaların sadece spekülatif çıkarımlar olduğunu söyleyecektim. Ulusal yayın yapan bir televizyon kanalımızın haber koordinatörünün, habercilik uğruna yapılacak araştırmaya verdiği zararı anlatacaktım. Haber alma ve haber alma özgürlüğünün, bir olayı araştırma ve doğru sonuca varma çalışmalarını etkilememesi gerektiğini, havacılık kazalarında küçücük bir enkaz parçasının bile bulunduğu yerdeki konumunun, o kaza hakkında çok büyük ipuçları vereceğini yazacaktım.


Yazıma, 25 Ekim 2004 (25624 sayılı) tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ve 8 Ocak 2003 tarihinde, Türk Hava Yollarının Diyarbakır’da düşün uçağının, “Kaza-Kırım Raporu” ile başladım. Bir uçağın düşme nedenini tam olarak anlayabilmenin tek yolu budur. Kaza raporu hazırlanır, Resmi Gazete’de yayınlanır ve kamuoyu bilgi sahibi olur. Bu tür haberleri veren yayın organlarının nedenlere ilişkin yorum ve çıkarımları yalnızca kafalarımızı karıştırmaktan öteye gitmiyor.


İstanbul-Isparta seferi sırasında düşen Atlasjet’e ait uçakda yaşamını yitiren yolcu ve mürettebata rahmet, aileleri ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

*25 Ekim 2004 tarihli Resmi Gazete


fotoğraf: Milliyet İnternet.


Unutmayın1: THK Yangın Uçağı alım kampanyası için, tüm operatörlerden yangın yazıp, 3919’a gönderin. Bedeli 6 YTL’dir. Ülkemize katkısı, yemyeşil ormanlar.

Unutmayın2: Kurban Derilerini, lütfen THK’na verin. Kanatlı bir Türk Gençliği yaratılması çabamıza destek olun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne yazık ki millet olarak olaylara hep önyargılı yaklaşıyoruz Talip bey. Olayın aslını, nedenini öğranmeden, duyduğumuz azıcık bilgilerle yorumlar yapıyoruz aklımızca. Biraz sabırsızız galiba. Olasılıklar, ihtimaller üzerene anlatmak istiyoruz gördüklerimizi, duyduklarımızı, en büyük yanlış da bu bence. Sevgilerimle.

Nezahat 
 07.12.2007 12:24
Cevap :
Toplum olarak aceleci olduğumuz görüşünüze ben de katılıyorum. En kısa yoldan sonuca ulaşmak ve merakımızı gidermek bizim toplumsal özelliğimiz. Basın da bu özelliğimizi kullanıyor. Saygılarımızla..  07.12.2007 12:33
 

çok yakın bir arkadaşımı kaybettim bu kazada, bu nedenle elimizde kumanda acaba doğru bir habere ulaşırmıyız diye didinip duruyoruz, sevgili eşi ve dünya tatlısı kızı haberleri izlememekle şanslı ama bir yetklinin doğru bir haber veremediği bu durumlarda içimiz acıyor neden kaybettiğimizi anlayabilmek için çırpınıp duruyoruz, insanın başına gelince daha da iyi anlıyor, cinayetlerde katil bulununca ölenin yakınları rahat bir nefes aldı derlerdi de amaan ne garip bulunsa neolacak geri mi getirecek gideni derdim, öyle değilmiş meğer, bu da ona benziyor hakanımızı niye kaybettiğimizi öğrenebilmek için çırpınıyoruz, saygılar

Nazli 
 06.12.2007 9:04
Cevap :
Nazlı Hanım, Ateş düştüğü yeri yakıyor. Sizi o kadar iyi anlıyorumki.. Başınız sağolsun. Arkadaşınıza rahmet diliyorum.. Elbette böyle bir olayın nedenini bir an önce öğrenmek hem sizin, hem de tüm yakınlarını kaybedenlerin en doğal hakkı... Bir de kazadan sonra yaşanan bilgi kirliliğini düşünün. Neler söylenmedi. Bu söylenenler, inanıyorum sizi de üzmüştür. Ne yazıkki uçak kazalarının nedenleri bulmak uzun süren araştırmalar gerektiriyor. Ben yazımda bunları anlatmaya çalıştım. Kaza yerinde sorumsuzca haber oluşturmaya çalışanların yaptıklarının yanlışlığını segilemek istedim.. Gidenleri geri getiremiyoruz. Ama, yapılan uydurma haberlerin geride kalanlarda açtığı yaralarda göz ardı edimemeli diye düşünüyorum. Rahmetli Hakan Beyin ale yakınlarına da başsağlığı dileklerimi gönderiyorum. Saygılarımla..  06.12.2007 11:26
 

İşimiz gücümüz spekülasyon. Herkesin her konuda fikri var maşallah. Genel olarak toplumsal sıkıntımız da burada zaten. Herkes doktor herkes avukat herkes hakem herkes futbolcu. Eczanemde hergün yaşıyorum ben bunu. İlacı doktor yazıyor (ki alanında en az ennn az 6 yıl eğitim almış) ben veriyorum(ki 4 yıl eğitimini aldım 23 yıllık mesleki tecrübem de cabası). Hasta eve gidip az sonra geri geliyor. Bu ilaç iyi değilmiş diye. İlacın bioyararlılığına ait bu fikir kime ait diyorum. "Bizim komşu kutuya baktı.Bu sarı kutulu ilaçlar işe yaramaz" dedi diyor. Senin komşu bu ilacın adını okuyabiliyor mu peki diyorum. Olsun sarı kutulu ilaçlar iyi gelmiyomuş diyor. İlacın adını oku desen okuyamıyacak ama ilaç hakkında her türlü fikre sahip komşuya mı kızayım, bana ve doktora güvenmeyip, ilacını komşuya soran hastaya mı kızayım şaşıyorum. Herkes her şeyi biliyor, üstüne üstlük herkesin her söylediğine de herkes inanıyor. Toplumsal bir hastalık bence. Sevgiyle kalın...

Yıldız... 
 04.12.2007 15:12
Cevap :
Sayın Yıldız Demirel, o sarı kutulu ilacın iyi gelmediğini ben de duydum. Kırmızı kutulu olan en iyisiymiş. (!) İlacın adını ben de okuyamadım.... Haklı söze ne denir? Size sagılarımı gönderiyorum. Cumartesi günü, yaptığınız jest için bir teşekkür etme olanağım olmadı. Bari buradan teşekkür edeyim. Pilavın yanın da yemek için getirdiğiniz "Çıbık" turşusu bir harika. Koca teneke turşu, sanırım uzun süre pilavlarımıza eşlik edecek. Çok teşekkürler... Benden duymuş olmayın; önümüzdeki cumartesi Sayın İbrahim Pekbay Pilavın yanına kayseri pastırması getiriyor. Elleri ile de doğrayacak. Blogcularda bu açıklamayı okur umarım. Kaçırılmayacak bir cumartesi olacak. Saygılarımla..  04.12.2007 16:44
 

Dün tv kanallarından birisi şirketimizde bulunan similatör cihazının olduğunu öğrenmiş israrla bu simülasyonu çekip seyirciye yayınlamak istedi,bu simülasyonda herşeyi gerçekleştirebilirsiniz aynı noktaya uçağı çarpabilirsiniz, ancak o anda pilotların neler yaşadığını simüle edebilirmisiniz,doğru bilgi sadece uçuş kayıtlarından çıkarılabilecektir,bunun haricindeki yorumlar gerçekci olmayacaktır. saygılarımla Selami Altıokoğlu

Selami Altiokoglu 
 04.12.2007 14:41
Cevap :
Sayın Selami Altıokoğlu, siz de pilotsunuz. Üstelik Öğretmen Pilotsunuz. Size yapılan teklife benzer tekliflerin pek çok pilota da yapıldığını duyuyorum. Ne yazık ki, kimi medya mensupları olayın magazin kısmı ile ilgileniyor. Olayıdan etkilenenler düşünülmüyor. Isparta meydanını simülasyonu böyle düşünenler için çok iyi malzeme olur. Üzerinde inanılmaz spekülasyonlar yaratırlar. Saygılarımla..  04.12.2007 16:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 183
Toplam yorum
: 1286
Toplam mesaj
: 348
Ort. okunma sayısı
: 2058
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

10 Kasım 1954 tarihinde doğdum. Sosyal Hizmet Uzmanıyım. Pilotum. (ultralight licence no:151)..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster