Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '10

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2177
 

Avatar'ın esin kaynağı Kur'an mı?

Avatar'ın esin kaynağı Kur'an mı?
 

Avatar, sinema tarihinin en yüksek bütçeli filmi.


Üç boyutlu (3D) sinema tekniğiyle üretilen ve “en yüksek bütçeli film” olarak sinema dünyasında yerini alan “Avatar” tüm yurtta vizyonda.

Na’vi adlı yok olmak üzere olan bir halkın yaşadığı Pandora adlı bir gezegende geçiyor film.

Filmin yönetmeni Titanic, Gerçek Yalanlar, Terminatör 1&2 ve Yaratığın Dönüşü filmlerinin usta yönetmeni James Cameron. 1, 84 Milyar dolarla hasılat rekoru kırdığı Titanic'in rekorunu son filmi Avatar'la zorlayan Cameron adeta kendisiyle yarışıyor.

Film de Pandora’nın savunması, Fil Suresinde bahsedildilen Ebabil kuşlarının Kabe’yi savunmasına benzetiliyor. Tespiti ilk yapam da Bugün Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren. Bakın Taşgetiren konuyu nasıl ele alıyor:

Avatar - Ebabil Kuşları

Miladi 571, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.)'in doğum yılıdır. Tarihlere "Fil vak'ası" diye geçen hadisenin Peygamberimiz'in doğduğu yıl gerçekleştiği rivayet edilir.

Yemen Kralı Ebrehe, kendi hükümranlığına rakip bir merkez olabilir endişesiyle Kabe'yi yerle bir etmek üzere harekete geçer. Ordusunda, zamanın en güçlü savaş araçlarından olan filler vardır.

Mekke'nin yakınlarına kadar gelirler.

Mekke civarında otlamakta olan deve sürülerine el koyarlar.

Onlardan bir kısmı Peygamberimiz'in dedesi Abdülmuttalip'e aittir.

Abdülmuttalip, Ebrehe'nin çadırına gider ve develerini ister.

Ebrehe ona istihza ile bakar ve:

-Hem bu memleketin büyüğü olacaksın hem de şehri savunmayı bırakıp develerinin peşinde koşacaksın der.

Abdülmuttalip, Ebrehe'ye şu cevabı verir:

-Kabe'nin sahibi var, onu O korur. Ben ise develerimden sorumluyum.

Sonra Ebrehe ordusu şehrin üzerine yürür ve bu sırada, Kur'an'da Fil Suresi'nde anlatılan olay gerçekleşir:

"Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine. Boşa çıkarmadı mı onların kötü tasarılarını. Onlara sürü sürü kuş gönderdi. Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atarak, Ve sonunda O, yenilmiş ekin yaprağına döndürdü onları..."

Kuşlar, ayaklarında taşıdıkları balçıktan pişirilmiş taşları Ebrehe'nin dev ordusu üzerine atar, Ebrehe ordusu, yenilmiş ekin yaprağına döner.

Bütün bunları neden anlatıyorum?

Avatar'ı seyrettikten sonra, bunları hatırladığım için anlatıyorum.

Ülke Pandora. Tabiatı tahrip edilmemiş bir dünya Pandora.

İnançlı ve mutlu bir halkı var. Naviler. İnançlarının sembolize olduğu, kutsal ağaçları ve zikri andıran ritüelleri var.

"Gök insanları" dedikleri bizim dünyamızdan farklılıklarının farkındalar.

Ama Pandora'ya, süper bir güç, deyin ki "Beyaz Adamlar" göz dikiyor. Çünkü orada çok kıymetli bir maden bulunuyor. Maden tam da kutsal ağacın altında.

Beyaz Adamlar, Pandora'yı teslim almakta ve kutsal ağacın altındaki madene el koymakta kararlı.

Pandoralılar ise ülkelerini vermemekte kararlılar.

Sonunda Beyaz Adam'ın istila girişimi başlıyor.

Deyin ki İsrail Gazze'ye saldırıyor ya da Amerika Vietnam'a...

Filmde, Beyaz Adam'ın silah gücü, olabilecek en korkunç boyutta sergilenmiş.

Bu silah gücüne karşılık, Pandoralılar'ın oklarının hiçbir anlam taşımayacağından eminsiniz.

Bu bölümde, bilgisayar ortamında üretilmiş müthiş sahneler yer alıyor. Hele üç boyutlu seyrettiğinizde filmin içinde yaşıyorsunuz.

Savaşın seyrini tersine çeviren şey, Pandoralılar'ın sırtlarına binerek uçak gibi kullandığı kuşlar...

O kuşlarda kuşları aşan bir şey var.

Bir ayrı güç.

Film, bence bunun özenle altını çiziyor.

Filmin hikâyesi içinde olabilecek en güzel biçimde eritilerek, bu ilahi güce sık sık atıf yapılıyor.

Film hikâyesini yazanlar ya da yönetmen, "Fil vak'ası"nı biliyor muydu, "Ebabil"den haberdar mıydı bilmiyorum. Ama dev Ebrehe Ordusu ile çağın "Beyaz Adam"ının birbiriyle birebir örtüştüğü, kutsallıklara yapılan atıfların ve "Olağanüstü Kuşlar" temasının "Kabe" ve "Ebabil"i çağrıştırdığı çok net.

Avatar, kesinlikle moral mesajlar taşıyan bir film.

Ve Avatar, Kur'an'da geçen kıssaların manevi muhtevasının, çağımız insanına, olağanüstü güzellikte taşınabileceğini örnekleyen muhteşem bir sinema eseri.

Gerekli olan ne?

Kur'an'daki kıssalarla çağımız arasında ilişki kurabilecek bir zihin grafiği ve orada üretilenleri perdeye taşıyacak sanat performansı...

İnsan, James Cameron mu gelip bunları filme dönüştürsün diye sormaktan kendini alamıyor. Ve her alanda olduğu gibi, sinema alanında da yetişmiş insanın ne kadar hayati önem taşıdığını düşünüyor.”

05 Ocak 2010, Bugün Gazetesi

Evet, Sayın Taşgetiren’in de ifade ettiği gibi Kur’an’da günümüze uyarlanabilecek ve üzerine ne filmler, ne belgeseller çekilebilecek nice yerler var.

Birileri bilerek ya da bilmeyerek yüce kitabı film ediyor.

Hayırlı olsun…

Oscar Avatar’a şaka yaptı! Okumak için tıklayınız…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok önemli ve güzel bir döneme girmiş bulunuyoruz.Hz.Mehdi'nin gelişi ve Hz.İsa 'nın yeniden yeryüzüne inişi bu dönemde gerçekleşecek ve Kuran Ahlakı hakim olacak.Bunun belirtilerini her yerde görmek mümkün.Dünyadaki gelişmeleri yakından takip edenler bunu anlayacaktır.Türk İslam Birliği adımları da atılmaya başlandı. www.islaminyukselisi.com/ bu siteyi incelemenizi öneririm.Değerli yazınız için teşekkürler önemli bir konuya dikkat çekmişsiniz.

feza 
 11.01.2010 19:13
Cevap :
Ben teşekkür ederim, ilginize ve katkınıza. Saygılar...  12.01.2010 12:15
 

bu filme henüz gidemedim.. yazınızı okuduktan sonra merakım daha bir arttı..

Gülden Işık 
 11.01.2010 15:30
Cevap :
Sıradışı bir film. İyi seyirler size...  11.01.2010 18:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 136
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 2568
Kayıt tarihi
: 15.06.06
 
 

Kimya Yüksek Mühendisi. Sporsever ve edebiyat aşığı. Periyodik tablo, T cetvel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster