Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '10

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1838
 

AVM'lerin kızışan (pi)yasa mücadelesi!

AVM'lerin kızışan (pi)yasa mücadelesi!
 

Görsel:www.guvenlikegitimi.com


"...sistem geliştikçe, sömürü hesapsız boyutlara ulaşmış...Üretenin angaryası, tüketenin iştahı, alanın hevesi, verenin çabası...Ezenin baskısı, ezilenin çığlığı ortalığı kasıp kavurmaya başlamıştır..." (1)

Alışveriş Merkezleri (AVM) benimseyelim ya da karşı olalım, sevelim ya da sevmeyelim büyük kentlerde yaşayanlar için artık gündelik hayatın önemli sayılabilecek bir parçası haline gelmiş durumdalar.

AVM iktisat açısından üretim sermayesine net katkı şeklinde -klasik reel yatırımlar olarak- görülemezler. Fakat artan sayılarına paralel olarak gerek ciro ve istihdamları gerekse uyardıkları reel yatırımlar ve diğer etkileri son yıllarda katlanarak artıyor... Ekonomideki önem, etkinlik ve sorunları da öyle...

On yıla yakın bir süredir gündemde bulunan ancak, bir türlü yasalaşmayan "Büyük Mağazalar ve Zincir Mağazalar Kanun Tasarısı"na Meclis yolunun görünmesi, bu konudaki tartışmaları da alevlendirdi.(2)

AVM sektörü derken,

Türkiye’deki alışveriş merkezi sayısı son yıllarda katlanarak artmakta. İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi büyük şehirler AVM ile çoktan fethedildi bile... Bugün yüzde 64’ü İstanbul’da olmak üzere ülkemizdeki toplam AVM sayısı 238'e ulaşmış durumda. Ayrıca planlama ve inşaat aşamasında 68 AVM daha bulunmakta. Bu kuruluşlar yaklaşık 450 bin kişiyi doğrudan istihdam ediyorlar. Bugüne kadar AVM'ne toplam 30 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirilmiş olup bunun 10 milyar dolarlık bölümü yabancı sermayeli kuruluşlara ait. Sektör ülke ekonomisinde halihazırda toplam 70 milyar liralık bir ciroyu temsil etmekte. Bu da asgari 7 milyar dolarlık bir KDV tahsilatına aracılık anlamına gelmekte. AVM'nde, organize perakendede kayıt içi oranı yüzde 99, 7 seviyesine ulaşırken AVM dışı pazarlarda bu oran sadece yüzde 16 seviyesinde bulunmakta.

Türk Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün yayınladığı “Türkiye’de Perakende Pazarı ve Alışveriş Merkezleri için Öngörüler 2015” başlıklı raporda ise, Türkiye’de gelişen gayrimenkul sektörü içinde en hızlı büyüyen, yerli ve yabancı yatırımcıların en çok yatırım gerçekleştirdiği AVM ile ilgili gelişme ve öngörüler ortaya konulmakta. Bu rapor çerçevesinde; Türkiye’de 2007’de perakende harcama büyüklüğü 226, 1 milyar dolar olup bu harcama büyüklüğü içinde alışveriş merkezlerinin payı (77, 6 milyar dolar ile) yüzde 35'i bulmakta. Kalan yüzde 65’i oluşturan 146 milyar dolarlık harcama ise geleneksel pazarlardan yapılmakta. Türkiye'de kişi başına düşen perakende metrekaresi Avrupa ile karşılaştırıldığında Avrupa ortalamasının yüzde 25’i civarında kalıyor. Aslında kişi başına milli gelir kıyaslaması dikkate alındığında (ki o da yüzde 25'ler civarında) ölçü yeterli sayılmalı! (3)

Diğer yandan organize perakende sektörü, 2009 yılında 2008 yılındaki büyüme seviyesini yakaladı. Tüketici güvenindeki ve ekonomideki genel durgunluğa rağmen bu durum olumlu bir gösterge. Metrekare endeksine baktığımızda ise, yıllık olarak yüzde 13 artış gözlemleniyor. Öte yandan bu oran, 2008 Aralık ayındaki yıllık yüzde 20'lik artışın gerisinde. Mağaza sayılarına baktığımızda ise, yıllık yüzde 14 artış var; ancak yine 2008'deki yıllık yüzde 22'lik artışa kıyasla mağaza sayısındaki artış oranı da hız kesmiş görünmekte.(4)

2009 yılında, işsizliğin arttığı, piyasaların sakin seyrettiği bir ortamda organize perakendenin -ciro ve metrekare artışlarının çok gerisinde kalsa da- net yüzde 2 istihdam artışı yarattığı, sektörün doğrudan 450 bin, dolaylı 1 milyon 300 bin kişiye iş sağladığı bilinmekte. Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD)'nin 2008 yılında açılan 28 AVM'ni inceleyen bir araştırmasına göre; 2008'de bu sektörde yapılan yatırım miktarı 2, 5-3 milyar dolar aralığında olup bu tutarın önemli bir kısmını yabancı sermaye oluşturmakta. Yıllar itibariyle Türkiye'de kurulu 238 AVM'nde (yabancı sermaye oranının yarı yarıya olduğu düşünüldüğünde) minimum 10 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi sağlandığı belirtilmekte. Önümüzdeki dönemde açılması planlanan 68 tane AVM daha hesaba katıldığında yapılacak ek yatırım tutarı yaklaşık 7 milyar dolar civarındadır. Bu da günümüz konjonktüründe oldukça önemli bir tutarda yabancı sermayenin ülkemize girişi anlamına gelmektedir.

Gündemdeki Yasa tasarısı'na gelince;

Sanayi Bakanlığı'nın AVM' ne yönelik olarak hazırladığı Yasa Tasarısı kuruluş izinlerinden, üreticiye mal bedellerinin düzenli ödenmesine, otopark mecburiyetinden, çalışma saatlerinde uyulacak yasaklara ve "özel üretim oranı" olarak raflarda bulundurulabilecek ürün miktarına kadar birçok sorunlu alanda yasal düzenleme önermekte... Söz konusu Tasarı'ya yönelik olarak tartışmaların en çok alevlendiği nokta ise, "AVM'nin çalışma saatlerini belediye encümenlerinin belirlemesini" öngören maddeye yönelik. Yasa Tasarısı'nda bire bir yer almamasına rağmen, Pazar günleri saat 18.00'den sonra AVM'nde -eğlence ve yiyecek dışındaki- mağazaların kapatılacağı söylentisi hakim. Bu madde'ye perakendeciler ciro yani "pazar" kaybı, alışveriş merkezi yatırımcıları "pazar ihtiyaçlarına" cevap vermediği, küçük esnaf ise "pazar daralmasını engelleyemeyeceği" kaygısıyla karşı çıkıyorlar.

Alışveriş merkezlerindeki ürün mağazalarının pazar günü erken kapatılmasının -çoğu haftasonu çalışan öğrencilerden oluşan- 80 binin üzerinde çalışanı işsiz bırakacağı düşünülüyor. APMD yetkililerin ifadelerine göre "Her yıl 500 bin gencimizin iş gücüne katıldığı bir ortamda pazar günü kapatılmak demek sektörden yüzde 18 işçi çıkartmak demektir."

Yasa Tasarısı'na göre, ayrıca, 400 metrekareden küçük zincir mağazalarda da otopark mecburiyeti aranacak! Bu da yatırım sahiplerini ciddi bir maliyet endişesine sevketmekte.

Bu tablo net olarak ortaya koyuyor ki,

Bu büyüklük ve hacimdeki bir sektör bugüne kadar mutlaka bir yasal düzenlemeye tabi olmalıydı. Ancak, konunun ilk gündeme gelişinden günümüze değin geçen dokuz yıllık süreçte gruplar arasında uzlaşma sağlanmadığı için gerekli yasal düzenleme de layıkıyla yapılamadı. Bu arada geçen her geçen yıl da mevcut yapıyı biraz daha sorunlu bir konuma sürükledi. O nedenle gündemde olan -tartışmalı- Yasa Tasarısı'nın üzerinde uzlaşma sağlanarak bir an önce çıkmasında yarar bulunmaktadır.

Bunun için büyük mağaza yatırımcıları ile onlara mal tedarik eden üreticilerin ilişkileri kurallandırılmalıdır. Tedarikçiler mal verdikleri yerli yabancı Büyük Mağaza yönetimlerinin kendilerinden aldıkları ürünlerin ödemelerinde sürelere uyulmamasından şikayetçidirler. Ayrıca, raf parası, promosyona katılım gibi tek yönlü kararların getirdiği yüklerden şikayet etmektedirler. Bu konuların uygulamada aksama olmayacak şekilde kurala bağlanmasının gerekliliği vardır.

Bakkallar ülkemizin toplumsal geleneğinde mahalle açısından sosyal özellikleri de olan kuruluşlardır. Büyük Mağazaların mahalle içinde yer alan küçük metrekareli uzantıları, bakkallık sistemini de acımasız bir dönüşüme zorlamaktadır. Bu dönüşümün daha yumuşak geçişle sağlanması için de yasanın belli özellikler taşıması gerekmektedir.

Büyük Mağazacılar, hafta sonu alışveriş saati kısıtlamalarının istihdamlarını olumsuz etkileyeceğini belirtip, işten çıkarmalar olabileceğini öne sürmektedirler. Ancak, bununla birlikte yedi gün izinsiz çalışma konusunu görmezden gelip "tatil içeren" herhangi bir öneride bulunmamaktadırlar. Büyük Mağaza çalışanlarının haftalık izin kullanmalarını sağlayacak düzenleme de yasada mutlaka yer almalıdır.

Son dönemde Büyük mağazalar "özel markalı üretim" alanını giderek geliştirmektedir. O açıdan bu alanda (private label) toplam cirodaki pay için yüzde 20'lik bir kısıtlamasının getirilmesi Büyük Mağazalara kendi markalarıyla ürün veren tedarikçiler açısından kanımızca gerekli bir uygulamadır.

Sektörle ilgili birçok sorunlu alanda yasal düzenleme yapılırken, sistemin doğru ve sürekli işlemesi için yasaya, özel, kamu, emek ve sermayeyi temsilen tüm çıkar grupları temsilcilerinin katılacağı bir tür "İstişare ve İzleme Kurulu" oluşumu eklenmesinin de gerektiği kanısındayız. Böylesi bir yapılanma, Yasanın gerekliliği konusunda birleşen tüm tarafların mevcut ve olası sorunlara salt kendi çıkarları açısından değil, bütüncül olarak yaklaşabilmeleri açısından önemli bir yarar sağlayabilecektir.

Kaynakça:

(1) "O'na Katılmak...", Erol Toy, Gürer yayınları, I. Baskı, Şubat 2007, İstanbul. s.17

(2) 'AVM'lerde "Pazar Kavgası" büyüyor'. 10 Şubat 2010. http://www.dunyagazetesi.com.tr/haber.asp?id=77759&cDate=

(3) Bu konudaki daha önceki yazım için bkz.: http://blog.milliyet.com.tr/Gelisen_iki_sektor_ve_iki_davranis_egilimi!/Blog/?BlogNo=131960

(4) http://www.iha.com.tr/haber/detay.aspx?nid=107294&cid=5

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

AVM lerin mantar gibi hemen hemen her şehirde ve metropollerde nerdeyse her semtte ve yenilerinin sürekli açılmasını ben sağlık sektöründe özel hastanelerin açılmasına benzetiyorum.Bir dönem devlet politikaları özel hastaneleri çok fazla destekledi ve abartılı bir şekilde özel hastaneler açıldı ve şimdi ihitiyacın çok üzerinde özel hastane açıldığı için sağlık bakanlığı yeni özel hastanelerin açılmasını çıkartılan yasalarla kısıtlama yoluna gitti.Aynı kısıtlamaların bir süre sonra AVM ler içinde yapılabileceğini düşünüyorum. Bilemiyorum bu ülkenin gerçekten bu kadar çok alışveriş merkezine ihtiyacı var mı???Sayı anlamında sürekli alışveriş merkezlerini ve özel hastaneleri arttırmak istihtam ve iktisadi olarak olumlu yönleri olsa da ihtiyacın ve gereksinim dışı özel hastane ve alışveriş merkezlerinin sayısının artmasını çok doğru bulmuyorum.Tabi sermaye sahipleri için bu sektörler çok daha cazip olabilir yatırım açısından ama olayın başka boyutlarını da düşünmek lazım.

ET 
 23.02.2010 0:02
Cevap :
AVM lerin hemen hemen herye, çok sayıda ve sürekli açılmasını ulusal sermayenin öncelikleri açısından ben de uygun bulmuyorum. Sonuç itibariyle bu sektöre yönelen birikimler bir üretim sermayesi değil, ticari sermayedir. Üretim ayağı, buralara ürün veren firmaların pazarlama organizasyonları ile eklemleşme derecesine bağlıdır. Fakat dışa (çokca) açık bir ekonomide bunu zorlayan dış (küresel) dinamiklerin varlığı da bir gerçek. Daha dikkatli bakıldığında küreselleşme- ekonominin dışa açıklık derecesi - yabancı sermaye ve fonlar- tüketim malları ithalatı - dış açığın artması ve AVM'ler bir zincirin halkaları gibidir. Bu yapılar sanki " tüketim kültürünün mabedleri" gibiler! Nasıl bizim çocukluk ve gençliğimizde bacası tüten fabrikalar "üretim kültürünün mabetleri" idiyse öyle... Sağlık sektöründen (özel hastaneler) verdiğiniz örnek de çok anlamlı ve sektördeki olası gelişmeler konusunda örnek oluşturmalı. Bu özgün ve değerli katkınız için teşekkürler ve dostça selamlarımla Ergün bey...  23.02.2010 11:14
 

AVM'ler mevzunun teknik yanı bir tarafa Ersin Bey büyük şehirlerde toplanma ve vakit geçirme yeri oldu. Hayatımıza girdi fenada olmadı gibi görünüyor..Selamlar

cinford 
 21.02.2010 21:11
Cevap :
Yorumunuzda dile getirdiğiniz yaklaşım da bir gerçek. Buralar, hiç şüphesiz ki albenili buluşma-eğlenme-toplanma-hoşca vakit geçirme yerleri ama kanımca insanları hem doğadan hem de üretim kültüründen daha da uzaklaştırmaktalar... Yanıtıma ek olarak -yukarıda- Ergün T. Bey'in yorumu ve kendilerine verdiğim yanıtı da size olan yanıtımın bir devamı gibi düşünebilirsiniz. Değerli katkınız için teşekkürler ve dostça selamlarımla...  23.02.2010 11:22
 

Yönümüzü batıya dönüp arka arkaya giderken, ekonomik başarısızlığı, AVM'ler çoğaldıkça örtmeye çalışan bir iktidar, mahalle halkının tüm maddi sıkıntılarını çeken Bakkallar yok sayılıyor. Elbette AVM'ler bir gelişmişlik göstergesidir. Ancak bizim AVM'ler Global Sermayenin bir ürünü. Selamlar...

Mesut KARİP 
 21.02.2010 19:07
Cevap :
Son derece haklısınız saygıdeğer Mesut bey. Küreselleşme- ekonominin dışa açıklık derecesi - yabancı sermaye ve fonlar- tüketim malları ithalatı - dış açığın artması ve AVM'ler bir zincirin halkaları gibidir. Ayrıca bu yapılar sanki " tüketim kültürünün mabedleri"ni andırmakta ve insanları hem doğadan hem de üretim kültüründen daha da uzaklaştırmaktalar... Değerli katkınız için içten teşekkürler, dostça sevgi ve saygılarımla...  25.02.2010 16:29
 

Parakendeciliğin sermaye yoğunlaşma sürecini oluşturmuyor mu? sevgiler.

Kadri KANPAK 
 18.02.2010 10:56
Cevap :
Kesinlikle öyle Sn. Kanpak. Önce birikir, sonra yoğunlaşır daha sonra da kural tanımaz bir şekilde yayılmaya başlar bu "sermaye"...Her sermaye türünde olduğu gibi. En azından kurallarla dizginlenmesi gerek! Dostça selamlarımla.  18.02.2010 13:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 335
Toplam yorum
: 3204
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2374
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster