Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1119
 

Avrasya Tüneli, Fehriye, Olof Palme ve Siyasi Vaatler

Avrasya Tüneli, Fehriye, Olof Palme ve Siyasi Vaatler
 

Geçen gün cep telefonuma bir mesaj gelmiş… "Ne var bunda" diyeceksiniz, "bize her gün yüzlerce mesaj geliyor." Bana o kadar çok gelmiyor gerçi ama, yine de bankaların gönderdikleri hafızayı doldurmaya yetiyor elbette…

Bu yüzden ben öyle sık sık mesajlara bakmayı sevmem. 3-5 günde bir boşaltmak için şöyle bir bakar geçerim. “Hani önemli bir şey varsa…” diyeceksiniz belki ama, bana önemli bir şey iletmek isteyen telefon eder, ya da bir biçimde mutlaka ulaşır değil mi?

Neyse uzatmayalım telefondaki mesajda, Asya ile Avrupa arasında otomobil geçişini sağlayacak bir tünelin temel atma töreni yapılacağından bahsediyordu.

İki kıtayı birbirine bağlayacak Marmaray projesinden sonra, lastik tekerlekli araçların geçişine imkân verecek böyle bir tünel, bir anlamda “köprü” görevini görecek önemli bir proje değil mi?

Üçüncü köprü üzerine yıllardan beri devam eden tartışmalardan, “hayır” kampanyalarından, rant kavgalarından sonra, deniz altında uygulanacak bu modern projenin herkes tarafından övgüyle, sevinçle karşılanması gerekmez miydi?

Doğrusu ben bu işten bir şey anlamadım. Kars’taki ruhsatsız otelin açılışı bile kamuoyunda bu kadar ilgi görürken böyle önemli bir olayın sessiz sedasız gerçekleştirilmesi doğrusu bana biraz garip geldi. Sanki seçim öncesi göz boyamak için atılan “Erbakan temellerinden” biri gibi…

Aslında son zamanlarda işlerimin yoğunluğu sebebiyle dış dünyaya biraz kapanmıştım. Blogda da Şubat ayı boyunca bu yazdığım ilk yazı. Herhalde kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu olayı ben takip edemedim diye düşündüm. Bu sabah gazete manşetlerine göz attığımda, yanıldığımı fark ettim.

Çünkü böylesi büyük bir proje sadece 2 gazetede tam; bir gazetede yarım manşet olabilmişti. Bir gazete ise olayı daha farklı bir açıdan manşete taşımıştı.

Bugün gazetesi “Deniz Altında Çift kat Yol” başlığıyla haberi verirken, Vatan gazetesi de “Deniz Altına Otoyol” manşetini seçmişti. Yeni Şafak’ın yarım manşetinde “Beş Yıl Sonra Trafik Çilesi Bitecek” diyordu.

Güneş gazetesi ise “Artık Engel Tanımayız” diye manşet atmıştı. Başbakan, Marmaray projesinde karşılaşılan bazı engellemelere karşı söylemişti bu sözü.

Haberin devamını okumayanlar bunun neyle ilgili olduğunu elbette anlayamazlardı ama, altta başbakanın bir fotoğrafı olduğuna göre, Ak Parti’nin yeni bir “baskısı(!)” yeni bir “sınır tanımazlığı(!)” yeni bir “istibdadı(‘)” zannedecekleri belliydi.

Habertürk gazetesi “Denizin Altına Otoyol Geliyor”; Hürriyet gazetesi “Avrasya Tüneli 3,5 Yılda Bitecek”; Milliyet Gazetesi “Otomobile Avrasya”; Posta gazetesi “Denizin Altına Otoyol”; Star gazetesi “Boğaza İki Tünel Bir Köprü”; Türkiye gazetesi “153 Yıllık Rüya Gerçek Oluyor”; Zaman gazetesi de “İkinci Tüp Geçit 3,5 Yılda Bitecek” başlığıyla habere küçük de olsa birinci sayfalarında yer vermişlerdi.

Evet, iki kıtayı birbirine bağlayacak bu muazzam projenin temel atma töreni, Basına böyle yansımıştı. İlk defa “yandaş” gazetelerle “candaş” gazeteler aynı paralelde hareket ediyorlardı. Hayırlı olsun.

*****

Peki ne vardı gazetelerin birinci sayfalarında? Mesela BirGün gazetesinin manşeti “Endişeliyiz” diyordu.

Diyarbakır’da yapılan bir toplantıda, son dönemde AKP hükümetinin “Barış” adına hiçbir adım atmadığı eleştirilerek, gelecekten duyulan endişeler paylaşılmış…

Doğrusu Kürt vatandaşlarımızın, özellikle de onları temsil ettiğini söyleyen örgütlerin ne istediklerini tam olarak bilemiyorum. BDP kendini sadece bir “Kürt Partisi” olarak görmek yerine, ülkedeki Kürtlerin de hakkını savunan bir “Türkiye Partisi” olarak görebilse, herhalde barajı da kolay aşar, yöreye de daha fayda sağlayan bir siyasi örgüt haline gelir.

Oysa şu anda bu yanlış tavrı yüzünden parti olarak seçime bile giremiyor, bağımsız adaylarla kendine yol açmaya çalışıyor. Öte yandan Ak Parti iktidara gelinceye kadar bölgeye ve bölge insanına yapılan davranışlarla, Ak Parti iktidarında yapılanlar mukayese bile kabul etmez. Sadece TRT Şeş’in açılması bile bence Ak Parti’nin “Barış” adına attığı çok büyük bir adımdır.

CHP ve MHP Ak Parti’yi “Kürt Meselesi”nde neyle tenkit ediyorlar?

Kürtle’re yumuşak davranmakla, yeteri kadar sertlik yapmamakla…

BDP ve diğer Kürt örgütleri de nasıl oluyorsa CHP ve MHP ile beraber Ak Parti hükümetine yükleniyor.

Şimdi bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

* * * * *

Bazı gazetelerde de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun vaatleri var..

Her sabah kapıyı sütçü çalacakmış..” “Mazot 1,5 lira olacakmış...

Bu sözler size bir yerlerden tanıdık geliyor mu?

Hani yakışıklı bir genç adam kendi özelliğini isim yaptığı partisiyle meydanlarda esip gürlüyordu bir zamanlar… “Mazot bir lira olacaaaak…!

Nerde o adam? Ne oldu o vaatler?…

* * * * *

Daha enteresan haberler de var gazetelerin ilk sayfalarında tabii… Mesela Fenerbahçe’nin 7’de 7 yaptığı, Alex’in Fener’i uçurduğu, Galatasaray’ın bu sezon Lig’de aldığı mağlubiyetlerle yeni bir rekor kırdığı filan…

Bu arada Sabancı Suikastının önemli isimlerinden Fehriye’nin öldüğü veya öldürüldüğü ile ilgili haberler de var…

Hayatım boyunca “kötü” insan olarak gördüğüm herkeste bir suratsızlık, yüzünde bir meymenetsizlik sezmişimdir. Nedense bu Fehriye bana hiç de katil suratlı gelmiyor. Bu konuda yanılmış olmam, Fehriye ile ilgili her haberde, acaba başka konularda da böyle yanılgılarım oldu mu diye beni hep şüpheye düşürür.

*****

Bir başka haber de Olof Palme’nin öldürüşüyle ilgili…

Vaktiyle “Barışçı” bir lider olarak dünyada tanınan İsveç Başbakanı Olof Palme, 28 Şubat 1986 gecesi her zamanki gibi korumasız olarak sinema çıkışı evine dönerken faili meçhul bir cinayete kurban gitmişti. Bütün suikastlerde olduğu gibi, katili olduğu iddia edilerek yargılanan ve delil yetersizliğinden bırakılan kişi de, öldürüldü.

O zamanlar bu olayda PKK’nın parmağı olduğu da söylenmişti. Şimdi ise Ergenekon’la bağlantılı olduğu şeklinde iddialar ortaya atılıyor.

Olabilir mi? Olsa ne olacak ki…

Biz henüz Ergenekon’un ulusal bağlantısını bile çözebilmiş değiliz… Nerde kaldı ki uluslararası ayağını halledelim…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlk yorumumun başında yapılan iyi işlerden ve bunlardan duyduğum memnuniyetten bahsettim zaten.Bunları zaten görüyor ve taktir ediyoruz.Örneğin emekli maaşlarının hemen hemen her bankadan alınabilmesi, SSK'lıların ilaçlarını eczanelerden alabilmeleri bu hükümet tarafından yapılan güzellikler.Ama bunun yanında hesap sorulması eleştirilmesi gereken şeyler de var.Mesela 12 yıldan beri toplanan deprem vergileri ne oldu? Toplanan deprem vergileriyle İstanbul yeniden inşa edilemezmiydi? Bu paraları nereye kullandılar? Gelir dağılımı niye bu kadar bozuldu.Niye vergi toplayamıyorlar? Bir ülkenin vergi gelirleri sadece ücretlilerden kesilen gelir vergilerinden, akaryakıttan alınan fahiş vergilerden, telekomdan, içki sigaradan alınan fahiş vergilerden mi ibarettir? İşyeri sahibi patron, doktor, avukat, kuyumcu bir asgari ücretli kadar vergi ödemezken bindiği jipin nasıl alındığının hesabı neden sorulmaz.Almanya'da yüzyılın dolandırıcılığı denilen Deniz Feneri hesabıı niye sorulmaz?

sariyerli1 
 01.03.2011 10:19
Cevap :
Sizin de belirttiğiniz gibi iyi şeyler de yapılıyor. Bunu da cümle alem biliyor görüyor. Yanlışların ve eksiklerin olmadığını söyleyemeyiz elbette. Ancak her şeyi bir kişiden bekleyemeyiz. Hükümet şunu yapsın bunu yapsın.. Hangi birini yapsın? 2010 Avrupa Kültür başkenti İatanbul'da siz insanların davranışları bağlamında gözle görülür bir farklılık gördünüz mü? Mesela sokaklarda çöpler azaldı mı, trafik kurallarına uyanlar çoğaldı mı? Hayır. Şehrin sakinlerine, yani hepimize görev düşüyor burada. Alıcı gözle bakarsanız 10 sene önceki İstanbul'la bugünkü İstanbul çok farklı. Yani şehircilik, yatırım, ekonomik gelişme anlamında belki yeterli değil ama iktidar bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ama muhalefet hep yıkmaya, vatandaşlarsa seyirci kalmaya devam ettiği sürece olumlu sonuçları kısa sürede almak çok zor. YAzdıklarınızın çoğuna cevap verememiş oldum ama söylenecek çok şey var. Ben de dertliyim. Bir gün belki oturup karşılıklı konuşbiliriz. Katkınız için teşekkürler, selam ve saygıyla.  02.03.2011 0:20
 

Başbakana çanak çömlek lafı hiç yakışmadı.Sokaktaki adam söyleyebilir de başbakan söylememeli.Çanak çömlek denilen 36 adet gemi batığıdır.Binlerce yıl öncesine ait bu kadar sağlam kalabilmiş ahşap gemi bulabilmek dünyada büyük yankılar uyandırmıştır.Dünya çapında burası ile ilgili sempozyum düzenlenmiştir.Belgeseli bile çekildi.Burayı ortaya çıkarmak için bir sürü bilim adamı çalıştı ve çalışmaya devam ediyor.Bulunan kalıntılar milattan çok öncelere götürdü İstanbul tarihini.Ayrıca binlerce sikkeler, heykeller de bulundu.Başbakan keşke böyle talihsiz bir açıklama yapmak yerine " bilim insanlarımız iğneyle kuyu kazıyorlar,İstanbul binlerce yıllık tarihi bir şehir ve şimdi biz bu tarihi ortaya çıkarıyoruz." diyebilseydi.Keşke seçimden önce açılışını yapamadığı için siyasi shovu kaçırdığına üzüldüğünü bu kadar belli etmeseydi.Sizce de ne yapsalardı dozerleri makinaları sokup ezip geçselermiydi? Alıp başka yerde sergileyebilirlerdi diyorsunuz.Yapılan işler zaten eserleri sağlam çıkarmak.

sariyerli1 
 01.03.2011 10:07
Cevap :
(devam) şimdi artık köyü şehre taşıyanlar, İstanbul'da koloniler kurdular ve kendilerini şehirliye benzetmek yerine, şehri kendilerine benzettiler. Ben de şikâyetçiyim. Ne yazık ki 15 günlük bir bebek olarak İstanbul'a geldiğim ve nüfus kâğıdımda doğum yeri İstanbul yazmadığı için soranlara "İstanbulluyum" diyemiyorum ama, kendini gerçek bir İstanbullu hisseden, şehre sahip çıkan, denize, sokağa hayatında bir tek çöp atmamaış biriyim. İstanbul benim için çok değerli.. Sanırım sayın başbakan da İstanbul'a değer veren başbakanların en iyisi... Gecekondularla sürekli enine büyüyen bir İstanbul yerine, modern binalarla dikine büyüyen bir İstanbul var şimdi. Gerçi bu da çok sevinilecekk bir şey değil biliyorum ama, en azından eskisinden iyi. Ayrıca bu dünyadaki tüm büyük şehirlerin kaderi. İstanbul'u ilgilendiren projelerin bir an evvel hayata geçmesi gerekiyor ki, hem eski açıklar kapatılabilsin, hem de refah seviyesi biraz olsun yükselebilsin. Başbakanın kızgınlığı sanırım bu yüzden. dev.  02.03.2011 0:11
 

Akp 8 yıldır hem de tek başına iktidarda.Göçü önleyecek İstanbul'u rant kapısı yapacak projeleri çok rahatlıkla hayata geçirebilirdi.Evet ben doğma büyüme İstanbul'luyum ve İstanbul'un nüfusunun 2-3 milyon olduğu dönemleri biliyorum.Herşey o kadar güzel ve yaşam o kadar rahattı ki.O zamanlar Türkiye'nin nufüsu 35-40 milyon arasındaydı.İstanbul'un nüfusu Türkiye nüfusunun ancak % 10'uydu..Şimdi ise % 20 si.Korkunç bir artış.İktidar sahipleri göçü önleyecek projeleri de üretmekle yükümlüler.Basitçe neler yapılabilir? İstanbul'da sanayi ruhsatı artık verilmeyebilir.Diğer iller için teşvikler verilebilir.Diğer illerde fabrika kuranlar 5 - 10 yıl vergiden muaf tutulabilir.0 faizli kredi kullandırılabilir.İstanbul'da yeni imar alanlarına müsade edilmeyebilir.Bunun yerine 12 yıldır toplanan ve toplanmaya devam eden akibeti meçhul deprem vergileriyle mevcut yapılar yıkılıp kentsel dönüşüm planıyla yenilenebilir.Bunlar benim aklıma gelen kolaylıkla uygulanabilecek şeyler.Yani istenirse olur.

sariyerli1 
 01.03.2011 9:38
Cevap :
Şehrine sahip çıkan bir İstanbullu olmanızdan dolayı sizi kutluyorum. Maalesef şehrimizde taşradan gelenler çoğunlukta olduğu, üstelik bunlar da bir türlü kendilerini İstanbullu kabul etmedikleri için, kendilerini kentin sahibi olarak hissetmiyorlar ve tabii bunun gereğini de yerine getirmiyorlar. Sizin doğduğunuz yıllarda ben Büyükdere'de oturuyordum. Dar bir sahil şeridinde uzanan yerleşim yerlerini çok iyi bilirim. 41 numaraya binip Taksim'e giderken Çauırbaşı'nı döndük mü, dağ başı gibi ıssız bir yola girmiş olurduk. Bahçeköyler Zekeriya köyler gerçekten adı gibi hayvanların otladığı bir köydü. İstanbul'un gecekondu işgaline uğradığı yılları ben birebir yaşadım. Taşradan oy alacağız diye iktidara gelen bütün partiler bu göçe sessiz kaldılar. Oyıllarda bir akrabasının, tanıdığının yanına gelen köylüler, bir hata yapmamak için gayret ederler, köylülüklerinin anlaşılmaması için uğraşırlar, 3-5 gün şehirde kalıp geri döndüklerinde, konuşmalarını ve hareketlerini şehirliye benzetirlerdi  02.03.2011 0:04
 

Mümkün olsa da keşke 2 yılda bitirse de 28 yıl işletse.Ama bazı şeyler istemekle olmuyor.Teknik olarak imkansızlıklar var.Başbakan Marmaray'dan bahsederken "Çanak çömlek çıktı bu nedenle 2010 da açılması gereken Marmaray 2012 de açılacak, bundan sonra engel tanımayacağız" dedi.Başbakan'ın çanak çömlek dediği şeyler yüzlerce yıl öncesine ait tarihi eserlerdir.Bu eserler tarihe ışık tutacaktır.Başbakan'a göre yıkılıp geçilmeli.Bu kanun kural tanımamızlık tarihe saygısızlık değildir de nedir? Bakın Marmaray projesi olsun, Boğaz tüp geçişi olsun büyük projelerdir ve hepimizin taktir ettiği işlerdir.Ancak örneğin 3.Boğaz Köprüsü rant, talan ve doğanın katledilmesi demektir. Tamam Akp'li olabilirsiniz, Recep Bey'in hayranı olabilirsiniz ama yapılan doğru işlerin yanında yanlışlıkları da görmelisiniz. Saygılarımla.

sariyerli1 
 28.02.2011 10:15
Cevap :
Projelerin zamanında bitirilememesi elbette hem fiyatını artıyor hem faydasını azaltıyor. Fakat bu projelerin çok fazla uzamadan zamanında biteceğini umuyorum. Allah ömür verirse Milliyet Blog da durursa bu yorumunuzu saklıyacağım. Çanak çömlek yüzünden gecikmelere ben de karşıyım doğrusu. Bilmediğimiz tarih hazineleri yerin altında öyle dururken, tesadüfen ortaya çıkanlar için bu kadar vaveyla koparmak gereksiz. Neticede onlar alınır bir yerde sergilenebilir. Tarih sadece bundan ibaret değildir ki saygısızlık olsun. Yapılan iyi işleri görünce insan AKP'li oluyor, Recep bey hayranı oluyor öyle mi? Doğru işlerin yanında yanlışlar da görülmeli değil mi? Peki yanlışların yanında doğrular hiç görülmemeli mi? Hiç söylenmemeli mi? AKP'li değilsek yapılan hiçbir işi yapılmamış mı kabul edeceğiz? Yanlışı görenler doğruları, doğruyu görenler de yanlışı inkâr etmezlerse, hep birlikte daha mutlu yarınlara ulaşabiliriz. Yoksa bu kısır çekişmeden zararı hep beraber görürüz. Katkınıza teşekkürler.  01.03.2011 0:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 946
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster