Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '07

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
276
 

Avrupa Basketbol şampiyonası 2

Sayın okurlar ben bu ülkede artık her şeyden ümidimi kestim. Avrupa basketbol şampiyonası üzerine olan yazımı gelen yorumu ve cevabımı da okuyorsunuz. Yorum / eleştiri kavramının soyut olmaması gerekir. Katılın ya da katılmayın bir görüş nazikçe ama açık olarak ifade edilmiş ise bu sorun değildir. Çünkü sizde kendi argümanınızı ortaya koyarsınız. Anlaşırsınız, anlaşamazsınız artık o ayrı bir konu. Ama görüşler somut olarak ortadadır. Benim sayın Kerem Gönlüm için yazdıklarım ve neden yazdığım açıkça ortada. Lütfen gelen yoruma ve sürekli olarak da benim verdiğim cevaba bakın. Biz sanırım yorum / tartışma kavramlarını da daha bilmiyoruz.

Şimdi gelelim asıl konuya. Anımsayın ben hücum hücum dedikçe tüm yorumcular ve tüm koçlar savunma savunma dedi. Bana savunma ile alınan bir tek şampiyonluğu gösterin. Letonya' dan topu topu 68 sayı yedik zor kazandık. Hırvatistan' dan ilk maç 72, ikinci maç 77 sayı yedik kaybettik. Sırbistan' dan 80 sayı yedik kazandık. Sizce neden? Artık bu kadar açık matematik gerçekleri görmeyecekmiyiz?

Sayın Yiğiter Uluğ bile savunma herşeyin başlangıcı iyi savunma olmadan hücum olmuyor diyor. Evet tabi ki pota altını bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar ekonomi anlayışına çevirmeyeceğiz. Ama iyi savunma yapıp -ki kaç kez yapıp 24 saniye top kullandırmadık- hücumu kötü yaparsanız - sadece bir eksik yapsanız yeter- nasıl kazanacaksınız ?

Ben artık Sn. Tanjevic içinde basketbolu bilmediğini düşünemiyorum fikrinden vazgeçiyorum. İyi giden takım bu kadar bozulmaz ki. Bu her ne kadar hazırlık turnuvası olsa da artık asıl oyun planının oturması ve ideal ilk 5 oyuncularının en çok süre ile bir arada oynamaları gerekli.

Şimdi ben somut önerilerimi yazayım, sizde bunu not edin. Bakın bakalım İspanya dönüşü ne gerçekleşmiş.

1) İlk beşde Sn. Semih Erden olmaz. Yerine kesinlikle Sn. Kaya Peker başlamalı. Sn. Erden' in boy avantajı ve mücadeleciliği çok iyi ama çok faullu oynuyor ve hücum çok zayıf. Rakip için bir tehdit oluşturmaz. Üstelik gerekirse rahatlıkla faul bile yapılabilir. Ancak rotasyonda kullanılır.

2) Oyun planı kesinlikle belli olmalı. Ben göremedim. Kim nerede top alacak, hangi zaman dilimlerinde hangi sürede top nasıl kullanılacak belli değil.

3) Sn. Kerem Gönlüm ve benzeri hücum tehdidi olmayan hiç bir uzun ile ilk 12 hakkı doldurulmaz. Bu artık açıkça görülmeli. Skor 53-51 Hırvatistan lehineyken boyu 1.90 lık bir amatörün vuracağı smaç basket nasıl değerlendirildi -değerlendirilemedi- ve sonra ne oldu anımsayın. Bir başka deyişle iyi hücum savunmadan başlamaz. İyi savunma iyi hücumdan başlar. Mutlak surette gerektiğinde üçlük sorumluluğu alacak oyuncular Sn. Gönlüm' ün yerine alınmalı. Toplanan ribauntlar, öbür potaya atılamıyorsa bunun anlamı yok. Bırakın ikilik girsin, belki bir kişi de üçlük atar karşılığında.

4) Bu yıl sayın Okur 48 dakikalık NBA maçlarında neredeyse 40' lı dakikalarda ve genelde ilk beş oynadı. Ortalama 20 sayı civarını da tutturdu. Şimdi böyle bir oyuncu sakat değilse, takım iyi giderken çıkartılıp geriye düşmesine yol açılmaz ki?

5) Benim çok sevdiğim Ender Arslan -hızlı oyunundan dolayı- dağınık görüntü veriyor. Ama bunun bence en büyük nedeni oturmuş bir hücum setini onun da bilmemesi. Anlık bir karar vermeye kalkıyor ve bunu telaşla yapıyor. Sonuç top kaybı. Sonra yenilen hızlı hücum sayısı. Sn. Atsür daha fazla süre almalı. Daha sakin oynuyor ve onun da şutu var.

6) Son söz: Ribaunt ve savunma takıntısından kesinlikle kurtulmalıyız. Gerekir ise tek uzun -Sn. Okur, oyun kurucu Sn. Türkoğlu ve 3 adet şutörle oynanabilir. Buna kesin olarak ihtiyacımız olacak. Tabi bunu uygulatacak kenar yönetim de olmalı.

Ve lütfen kızmayın ama ben 2000 yılından beri hangi oyuncular olmaz diyerek isim isim saydıysam yıllar beni haklı çıkardı ve o insanlar -bence hala da rencide ediliyorlar- olamadılar. Ama gecikme sorunun sürmesine yol açıyor. Bakın yıllardır bu oyun anlayışı ile olmaz diyorum ve olmuyor onu da anlatamıyorum. Oysa ki bu oyun anlayışı Sn. Örs' ü önce Efes' ten sonra ulusal takımdan sonra Fenerbahçe' den kopardı. Sn. Mahmudi bu yüzden sonunda gitti. Hiç kimse iyi savunmayı hatırlamıyor. Herkes şampiyonları hatırlıyor. En iyi olduğumuz takım sporunda ne kulüpler ne ulusal bazda şampiyonluğumuz yok. Ne olur bir defa anlayışımızı değiştirsek. Nasıl olsa şampiyon böyle de olamıyoruz.

Ve gelelim korkunç benzerliğe ülkemiz bu haldeyken ve çok partili hayata geçişten sonra tek bir istisna - o da geçici oldu zaten- dışında sağ partiler iktidardayken bizden ne gerçek sol parti ne de ona oy verecek bir Allah' ın kulu çıkıyor mu? Çıkmıyor. Biz ekonomide, siyasette, sporda, trafikte hep edilgen olarak doğru bellediğimiz şeyler sürekli olarak yanlış çıksa da yeni bir aktif / farklı görüşe geçemediğimiz içindir ki her konuda, daima böyle kalacağız. Biz bırakın analitik düşünmeyi, artık önümüze olumsuz sonuçlar somut olarak geldiğinde dahi görüşünü değiştiremeyen bir ulusuz. Biz nedenleri değil, sonuçları değiştirmeye çalıştığımız sürece de bu böyle gidecek.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli yorumcu, Benim nacizane yazınıza yapmış olduğum yorumda anlatmaya çalıştığım; Şu an işin sorumlusu olan Tanjevic,sizi ve beni okuyup kararlarını değiştirmeyecektir. Bizim basketbolsever olarak yapabileceğimiz bu sporu izlemek, fiziğimiz müsade ettiği sürece aramızda oynayarak eğlenmek,çevremizdekileri,yakınlarımızı teşvik etmek,çocuklarımızı yetiştirmek, yapabiliyorsak idareci olarak kendi çapımızda bu sporun yaygınlaşması için kurulan organizasyonlara katılmak olabilir. Her fert sevdiği aktiviteye imkanları dahilinde katkı yapmalıdır diye düşünüyorum. Bu yüzden affınıza sığınarak Milli takımımızın yapısı,oyun tarzı hakkında yorum yapmıyorum. Her Türk evladı gibi başarıları beni sevindiyor. Herkesin de başarı için elinden geleni imkanlar dahilinde yaptığına inanıyorum.Sporda daimi başarının mümkün olmadığını da biliyorum. Basketbol benim için bu yaşımda keyif aldığım hobilerimden biri, izlemekten,yapmaktan keyif alıyorum. Bu yüzden de tavsiye ediyorum. Saygı ve sevgiler.

memom 
 28.08.2007 11:51
Cevap :
Sayın okur evet bende kızlarıma sporu ve ben sevdiğim içinde basketbolu sevdirmeye çalışıyorum. Biraz oynadım ve hala da işten zaman artırıp oynamaya çalışırım. Bunlar başka konular. Biz eğer bu ülkede her konuda fikrimizi bizi nasıl olsa dinleyip kararlarını değiştirmeyecekler diye en demokratik ortamlarda görüş belirtmezsek ne nasıl değişir? Bir yağmur damlasının faydası olmaz kuraklığa. Ama sağnağa dönerse barajlar dolar. Hepimiz her yerde -aslında her konu için- nazik ama açıkça ve somut örnekli olarak eleştirilerimizi ortaya koysak acaba böyle mi olurduk? Herkes mıcırı suçladı trafik kazasında. Bakın bakalım kaç kişi mıcırı değil sürücüyü suçladı. Herkes sürücüyü suçlasaydı böyle mi araba kullanırdık. Herkes tribünlerde, medyada vb. yeter artık yahu savunma, biraz da biz atmayı öğrenelim öğretelim deseydi en azından yenilme gerekçemiz farketmezmiydi? Hiç değilse bir şeyler yapmaya sistematik olarak çalıştı ama olmadı ve bir gün olacak demezmiydik? Saygılarımla.  28.08.2007 13:40
 

Sn.Yorumcu, Sporda da hayatın diğer alanlarında olduğu gibi tercihler kişiden kişiye değişiyor. Basketbolde Milli takım'ın yöneticisi o takımın teknik direktörü oluyor. Bu kişi belirtilen spor dalında kariyer sahibi adayların arasından seçiliyor. Sonrası seçilen kişinin tercihine kalıyor. Kendi filozofisine uygun oyunculardan bir takım yaratıyor. O oyun tarzına yatkın kişileri seçiyor. Örneğimizde birçok basketbol adamına göre bu yıl şampiyonanın düzenleneceği İspanya'da Real Madrid'i şampiyonluğa taşıyanlardan biri olan oyun kurucu Kerem Tunceri Milli taım'da olması gerekirken Tanjevic onu düşünmüyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Sorumluluk Federasyon ve Milli takım antrenörünündür. Oyuncu çıkar oyununu oynar. Başarı kadar başarısızlık da teknik yönetimindir. Otorite dahi olsa süreç içinde hariçten yazılanların,çizilenlerin pek etkisi olmaz. Haklı çıkıp çıkmamanın da bir önemi yoktur. Çünkü herkes kendi doğrusunun peşindedir. Tavsiyem;Basketbolden keyif almaya bakın.

memom 
 27.08.2007 17:08
Cevap :
Ben keyif aldığım için ve takımlarımızla beraber daha da fazla keyif almak istediğim için bunları yazıyorum. Yorumunuz tam anlamı ile benim yazdığım yazıyı teyit ediyor. Sn. Kerem Tunçeri dışında somut tek söz yok. Edilgen bırak seyret tavrı. Sorumlu hep başkaları. Biz masumuz. Seyret yeter. Gelelim Sn. Tunçeri' ye Sn. Tanjevic' in en olumlu kararıdır. Eğer zahmet eder benim Açık Site arşivindeki yazılarıma bakarsanız 2000 yılından beri Sn. Tunçeri' den hızlı oynayacak takımın point guardı olmaz diye yazdığımı okursunuz. Sn. Tunçeri son BJK yılında öne çıkmış olabilir. Ama Real Madrid' i şampiyonlupa taşıdığı konusunda bir bilgi sahibi değilim. Şampiyon olan takımda oynamak başka, taşımak başkadır. Ben çok az maçını gördüm Real Madrid' de ve öyle bir izlenim edinmedim. Ama yine de kariyerinin sadece Real Madrid bölümü için yorum yapamam. Bunun sağlıklı sonucunu bu sezon görürüz zaten. Benim size tavsiyem yok ama bir ricam var. Somut bir yazıya katılmasanızda somut bir cevap yazın.  28.08.2007 9:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 546
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster