Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '14

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
967
 

Avrupa Birliği Bir Hristiyan Kulübüdür!!!

Avrupa Birliği Bir Hristiyan Kulübüdür!!!
 

Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan hemen herkes bu başlığa karşı çıkmaz. Artık neredeyse ilk başvuru tarihinin unutulduğu, Türkiye'nin AB üyeliğine kabul edilmemesine en uygun gerekçe genelde yukarıdaki iddia ile sunulmaktadır halkımıza. Türkiye gibi %99'nun müslüman olduğu söylenen bir ülkede hiç de fena bir gerekçe değildir, hemen her iktidarın da işine gelir bu açıklama.

Türkiye'nin 1980 Eylül'ünden sonra sürüklendiği muhafakazar bataklık düşünüldüğünde her zaman genel-iş-yapar bir ifade olarak değerlendirebiliriz bu durumu.

Peki, Hristiyan kulübü olmak ne demektir?

Avrupa Birliğine üye olan ülkelere bakıldığında, bu iddia ilk anda, çok da yanlış değil gibi görünmektedir. Avrupa kültürüne dini bir perspektiften bakıldığında, evet bu birliğin üye ülkelerinin vatandaşlarının hristiyan inancına sahip oldukları apaçık ortadadır. Avrupa Kültürünün temelinde Hristiyanlık vardır, doğrudur.

Ancak diğer yandan, Hristiyan dendiğinde Türkiye'de yaşayan ve kendini müslüman olarak tanımlayanların birçoğu, kitabı tahrif edilmiş, Tanrı'nın oğlu öğretisiyle büyük bir günah işleyen, üçlü birlik kavramını ona verilen/öğretilen İslam dini açısından anlayan ve Roma Katolik dünyasını temsil eden Papalık makamı ve Vatikan ile Hristiyanlık dinini algılayan bir toplumdur.

Katolik, Ortodoks ve Protestan ayrımının ne olduğunu ve bu üç görüşün teolojik farklılıklarının ne kadar büyük olduğunu görmez/bilmez. Geçtiğimiz yüzyıllarda önce Katolik ve Ortodoksların görüş ayrılıkları nedeniyle nasıl birbirleriyle savaştıklarını, sonrasında Luther ile başlayan Reform hareketinin Avrupa'da nasıl acı sonuçlara neden olduğunu da bilmez. Yeni Dünya denilen Amerika kıtasına ülkelerinden kaçarcasına ayrılan insanların dini kimliklerini koruma gayesi taşıdıklarını da bilmez benim halkım.

Diğer yandan tüm bu gelişmelerin Avrupa kimliği denilen bir kimlik oluşmasında önemli bir rol oynadığı da gözden kaçırılır.

Bugün Avrupa denen kıtanın güneyindeki ülkeler genelde Katolik kimlik taşırlar, Orta ve Kuzey Avrupa'da ise Protestan çoğunluk vardır. Yunanistan ise Ortodoksluğun en önemli kalesidir. Tabii tüm Avrupa'da Müslümanlar, Yahudiler, Budistler, Hindular, Ateistler de Avrupa kimliği güvencesinde barış içinde yaşarlar.

Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık arsındaki öğreti ve teoloji farklılıkları bu yazının konusu olmamakla beraber, aralarında gelenek, doktrin, ibadet, kilise, günah, evlilik ve hatta Hristiyanlığın en temel unsurlarından biri olan Vaftiz konusunda bile bir araya gelemeyen ülkelerin nasıl olup da bir Hristiyan Kulübü oluşturdukları söylenebilir?

Buranın bir hristiyan kulübü olduğunu söylemek pek akla yakın bir savunma gibi görünmüyor, en azından dini bir birlikleri yok, bu çok da net bir şekilde ortada. 

Bu birliğin kurulmasında II. Dünya savaşı sonrasında Avrupa devletlerinin bir daha birbirleriyle savaşmamaları ve doğal kaynakların eşit olarak kullanılması amacı vardır; bu birlik nasıl olur da dini bir kulüp olarak lanse edilir, işte asıl mesele bu.

Asıl konu, bir devletin sosyal ve hukuk devleti olmasının altında yatan şeydir. Biz böyle bir devletiz demekle de olmaz; İnsan Haklarının öne çıktığı, kanunlar önünde herkesin eşit olduğu, insanca bir yaşam koşulunun sağlandığı mali önlem ve uygulamaların olduğu gerçek bir demokratik yönetimin başta olduğu, dinin ama herkesin istediği dinin serbestçe yaşandığı, kimsenin inançları nedeniyle sorgulanmadığı ülkelerin bir araya gelmesiyle oluşan bir birlikten bahsediyoruz aslında.

Birçoklarının düşündüğü gibi, Avrupa'da yaşayanlar, tatil yörelerine gelen turistlerden yola çıkılarak büyük bir ahlaki çöküntü içinde yaşayan, dejenere, kimin eli kimin cebinde olduğunun belli olmadığı bir toplum değildir.

Avrupa Hume , Locke, Descartes, Russell, Heidegger, Hegel, Kant, Marks, Newton, Einstein, Shakespeare, Camus, Sartre, Beethoven, Mozart, Da Vinci gibilerini yetiştiren, dünya uygarlığının gelişmesinde çok önemli katkılar sağlayan bu ve bu gibi kişileri bizlere kazandıran bir toplumdur. Bu saydığımız adların hangi ülke vatandaşı olduklarından çok Avrupalı kimlikleri öne çıkar. Kaçımız Beethoven dinlerken onun nereli olduğunu merak ederiz ki?

O zaman asıl mesele nedir? Türkiye neden Avrupa Birliğinde değildir? Müslüman bir toplum kabul edildiği için mi, yoksa Avrupalı olmak ne demek kavramını çözümleyemediği için mi?

Tolga Ersarı, Ay Şen bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

uzun suredir buyuk sehirler disini gormedim ama elini vicdanina koy; Bizim ulkemiz ortadogulu bir ucuncu dunya ulkesi mi? Aci ama gercek!

Newyorker 
 07.05.2014 2:33
Cevap :
sanki biraz öyleyiz, acı ama gerçek:))))  07.05.2014 23:27
 

Senin yazılarını özlemişiz be Serhat... Gitme kal lütfen... Sevgilerimle, hepinize...

Ay Şen 
 07.05.2014 2:23
Cevap :
sanki biraz buralarda oyalanacağım gibi, dur bakalım n'olcak:))))  07.05.2014 23:28
 

Çok doğru tespitler, tebrik ederim. Kaleminize sağlık.

Tolga Ersarı 
 06.05.2014 23:52
Cevap :
teşekkürler, biraz blogları canlandıralım diyorum:))))  07.05.2014 23:29
 

Bulgaristan, Romanya, Polonya gibi devletler hangi özelliklerinden dolayı AB'deler Serhat? Ukrayna hangi sebeplerden dolayı bu krizi yaşıyor?

Ahmet Balcı 
 06.05.2014 22:50
Cevap :
Hristiyan oldukları için değil, bence Avrupalı oldukları için. Belki de yanlış düşünüyorum ama nedense Hristiyan Kulübü kavramı bana bir türlü inandırıcı gelmiyor...  06.05.2014 22:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 1134
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1588
Kayıt tarihi
: 24.10.06
 
 

Emekli Deniz Öğretmen Subayım. Felsefe ve yabancı dil eğitimi üzerine çalışmaktayım. Yazmak ise b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster