Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
594
 

Avrupa Birliği mi, Arap Birliği mi?

Avrupa Birliği mi, Arap Birliği mi?
 

Bir türlü aydınlatılamadı şu konu: Avrupa Birliği’ne mi gireceğiz, yoksa başka bir yere mi? Ya da bir yerlere girmek zorunda mıyız? Biri çıkıyor “Siz Akdeniz Birliği’ne girin (neredeyse bu birlik?) diyor, diğeri “Arap Birliği” diyor. Hiç kimse de çıkıp demiyor ki: “ Yahu arkadaşım, sen bir yerlere girmek zorunda mıyız?” Evet, bir yerlere girmek zorundayız; ama nereye?

Yıllardır Avrupa’nın kapısında bekletiliyoruz. Yeni yeni kriterler koyuluyor önümüze. Kophenag Kriterleri, Amsterdam Kriterleri, Paris Kriterleri… Her yeni kriterde de, yolumuzun uzunluğu daha da artıyor. Sanki bizim attığımız her adımda, yerine getirdiğimiz her kriterde, geri bir adım atmış gibi Avrupa’dan uzaklaşıyoruz.

En son, Fransa Devlet Başkanı N. Sarkozy’nin Akdeniz Birliği önerisi gündeme gelmişti. Sarkozy’nin tezine göre Türkiye, Avrupa’dan ziyade bir Asya hatta bir Akdeniz ülkesi olduğundan, kurulacak olan bir Akdeniz Birliği’nde yer almalıdır. Tabii ki, bu öneriye Türkiye olarak tepki gösterdik. Fakat bu konuda Fransa’ya en önemli desteği, Avrupa Birliği’nin en önemli ülkelerinden bir diğeri olan Almanya destek verdi. Bu günlerde ise, bu öneri hala sıcaklığını koruyor.

Evet, daha Akdeniz Birliği’ni kurmadan ve orada faaliyetlere başlamadan, şimdi de ABD Başkanı Bush’un sözleri gündeme bomba gibi düştü. Resmi bir ziyaret için Mısır’da bulunan Bush, “özgürlük ışığının parlamaya başladığı ülkeler” arasında Türkiye’yi de gösterdi. Türkiye’yi de gösterdi; ama Türkiye ile birlikte özgürlüğün parlamaya başladığı diğer ülkeler ise bir hayli şaşırtıcı: Irak, Afganistan, Fas, Ürdün.

Bunun anlamı şudur: Türkiye’nin dengi ülkeler, işte bunlardır. Daha 6-7 yıl öncesinde işgal ettiği iki ülkeyi de Türkiye ile aynı kefeye koyuyor Bush. Her gün bombalı terörist saldırıların yaşandığı, birçok sivil vatandaşın öldürüldüğü ve işgal altında olan bir Irak devleti ile Türkiye’yi aynı kefeye koymak… Yine aynı şekilde Afganistan için de aynı sözler söylenebilir. Fas ve Ürdün’ü ise hiç saymıyorum.

Ayrıca Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bu ülkeler, “demokratik olarak da ilerlemekte” imişler. Bush, bu ülkelerin demokratik ilerlemelerini de övdü.

Daha doğru düzgün seçimlerin yapılamadığı, her gün onlarca kişinin öldüğü, işgal kuvvetlerinin (ABD) bir temsilcisi gibi davranan ülke yönetiminin olduğu bir ülke olan Irak’la, özgürlükler ve demokraside aynı kefeye koyulmamız, açıkçası kanıma dokunmaktadır.

Şimdi odamda, yalnızım ve düşünüyorum: “Acaba hangisine girsek? Avrupa Birliği’ne mi? Yok yahu, bizi buraya almayacaklar” diye ümitsizliğe kapılıyorum; ama tam da bu esnada Atatürk’ün sözü aklıma geliyor: “Muasır medeniyetler.” “Evet, muasır medeniyetler, günümüzde Batı’dır ve Atatürk’ün bize çizdiği hedef de budur” diyorum. Sonra aklımdan Akdeniz Birliği geçiyor. “Kurucusu ve en önemli lokomotif devleti olduğumuz bir birlikte yer almamız nasıl olur?” diye düşünüyorum. “İyi; ama bu ülkelerin hemen hepsi emek yoğun ülkeler, peki ya sermaye” diyorum. Sonra: “Bu da olmaz” diyorum. Peki, ya Arap Birliği? “Bizim yaşayış tarzımız, hedeflerimiz ve hayata bakış açımız olarak, neredeyse taban tabana zıt olduğumuz bir durum bu” diyorum ve aklımdan tamamıyla siliyorum bu düşünceyi de.

Anlaşılıyor ki, bu tür tekliflerin devamı gelecek. Avrupa Birliği’ne girmememiz için, bu yoldan caymamız için daha birçok engel çıkarılacak önümüze. İlk olarak İmtiyazlı Ortaklık, ardından Akdeniz Birliği… Ve son olarak, anladığım kadarıyla, Arap Birliği… Gelecekte, Avrupa Birliği’nden birileri çıkıp da, “Siz Afrika Birliği’ne daha uygunsunuz” şeklinde bir açıklama yaparsa hiç şaşırmayın. Aslında ne fark eder ki, Avrupa Birliği de AB, Arap Birliği de AB, Akdeniz Birliği de AB, Afrika Birliği de AB olarak kısaltılmıyor mu? Bizim için de önemli olan AB’ye girmek değil mi? Ne fark var, hepsi AB işte. Ha Avrupa Birliği, ha Afrika Birliği… Artık bir yerlere girelim, yeter ki kısaltması AB olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ab ulke tarafindan tercihinin bildiginiz gibi iki ana nedeni var.Birincisi ekonomik ikincisi demokratik.Dunyadaki mevcut birlikler icinde bize uygun olani ab olup kriterlerinin ulkece uygulanmasi yarar saglar.Birlik disinda kalmak kalkinmayi zayiflatir.Ancak haysiyetli politikaci ve politikalar bati siyasal formlarini bilenler bu sureci kisaltabileceklerdir. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 19.05.2008 17:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster