Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '08

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
2729
 

Avrupa birliği neden bu kadar önemli?

Avrupa birliği neden bu kadar önemli?
 

İkinci dünya savaşı bittiğinde, Avrupa ülkeleri yerle yeksan olmuştu.

Yorgun, bitkin, yıkıntılar ve enkaz halindeydi kıta Avrupası.

Buna karşın Amerikan ekonomisi bütün dünyaya egemen haldeydi ve Avrupa, Amerika’nın yardımına muhtaçtı.

Örneğin; Dolar, uluslararası para birimi haline gelmişti.

Ve Amerika’nın, Avrupa’nın yardıma muhtaç haline, ilgisiz kalması düşünülemezdi. Özellikle Sovyetler Birliği’nin kendi blokunu oluşturmaya çalıştığı bir dönemde, kominizm tehlikesine karşı ABD, döküntü haldeki Avrupa’nın yardımına koşa koşa gitti.

Amerika’nın Avrupa’ya yardım etmesinin altında yatan en önemli etkenlerden birisi, Sovyet tehlikesi olsada, her büyük yıkımın ardından sermayedarlar, yeni kar alanlarının arayışına girerler ve Amerikan sermayesi, döküntü haldeki Avrupa’nın yeniden inşaasınıda hedef alarak, karlı ve bereketli bir alan yakalamış olmanın heyecanı ile Avrupa’ya yardımı esirgemedi..

Ve bu döneme damgasını vuran, hiç kuşkusuzki Marshall yardımları oldu.

Bilindiği gibi Marshal yardım planı, 1947 yılında açıklandı ve içeriksel olarak, Avrupa ülkelerinin ekonomilerinin dışa açılması ile birlikte mali disiplinini sağlamaktı.

Aynı dönemde hiç kuşkusuzki, yerle yeksan olmuş Avrupa pazarının, ABD ve Japonya gibi güçlü rakipler karşısında, korunma ihtiyacıda bir gerçektir.

İşte bu sebeplerden ötürü; Avrupa ülkeleri kendi aralarında birleşerek, ekonomik işbirliklerini geliştirme yoluna gittiler ve bu birlikteliklerden

Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)

Gümrük Birliği (GB)

Ve sonrasında Avrupa Birliği (AB) ortaya çıktı.

Bunlar ortaya çıktıda ne oldu?

Ancak canlı bir ekonomik yapı içerisinde uygulanabilecek pek çok ekonomik ve mali kriter, ekonomik durgunluk sebebi ile işlemedi.

Ekonomik büyüme istenen şekilde sağlanamadı. Ekonomik büyümede beklentiler gerçekleşmediğinden ötürü, üye ülkeler kendi bütçe dengelerini koruma telaşına düştüler. Bütçe açıklarını düşürebilmek adına, kamusal harcamalarda kısıtlamaya gittiler. Özelleştirme, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, esnek çalışma rejimi gibi uygulamalarla, çalışanların kazanılmış sosyal hakları, feci bir saldırıya uğradı.

Tek para birimine geçişi dayatan Almanya ve Fransa, Avrupa Birliği projesinin propagandasını yaparken, dünya ekonomisinin girmiş olduğu krizden ötürü, Avrupa birliği projesi, ister istemez sağlıksız bir zemine oturuyor ve birliğin dağılması durumunda, tek para biriminin geleceğinin ne olacağına dair belirsizlikler, bütün ideologların beynini kemiriyordu.

Örneğin; ABD’nin Irak’ta başlatmış olduğu savaşın başlıca nedenlerinden biriside, AB ile ABD’nin rekabetidir ve bu rekabetin uzantısı olan, EURO ile USD arasındaki çekişmedir.

Sonuçta; Biz neden bu kadar AB’ciyiz diye düşünmeden edemiyorum.

Çok mu gerekli Emperyalist ülkelerin kendi aralarında yapmış oldukları sömürü birliğine girmek.

Ne olacak yani AB’ye girince, boyumuz biraz daha mı uzayacak veya daha mı medeni olacağız.

Gelir dağılımında adaletmi sağlanacak

İşsizlikmi azalacak, halkımızın cebine daha fazla paramı girecek, enflasyonmu düşecek.

Ne olacak AB’ye girince, bir bilen varsa banada anlatsın.

Ben anlamıyorum. Hakikaten anlamıyorum.

Neden anlamadığımıda anlamıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

AB'ne normal şartlarda girmiş olsaydık çok şey sizin düşünmediğiniz kadar güzel olacaktı Türkiye için. Rahmetli Ecevit 1980'de Yunanistan, o zamanki adıyla Ortak Pazar'a (AET) üye olurken, onlar ortak biz pazar olacağız diyerek ilişkileri dondurmasaydı çok şey değişecekti. * Boyumu uzamayacaktı (belki de uzardı) ama daha medeni olacaktık. * Enflasyon ve İşsizlik azalacaktı. * Halkın cebine daha fazla para girecekti. Türkiye'nin Kıbrıs problemi şimdiki gibi olmayacaktı, ekonomik ambargolara maruz kalmayacaktık. * PKK terörü olmayacaktı. Türkiye'nin milyarlarca doları PKK ile mücadeleye gitmeyecek, 30-40 bin kişi ölmeyecekti. * Şimdiki gibi hormonsuz ürünleri Avrupa'ya ihraç edip herşeyin hormonlusunu, kötüsünü biz yemeyecektik. * İnsanlarımız günde sadece 7-7,5 saat çalışacaklar, aile yaşamına, tatile zaman ayırabileceklerdi. Saymakla bitmez. Ama olmadı. Rahmetli Ecevit de sizin gibi düşündü. O, sonra pişman oldu ama düzeltemedi. Mutlu günler!

Mustafa Mumcu 
 18.01.2008 0:25
Cevap :
Aslında Mustafa Bey ilginç bir takım noktalara dikkat çekmişsiniz. Dikkat ederseniz daha iyi bir yaşamın koşulu olarak AB'ye girmeyi gerekli görüyorsunuz. Ne varki AB'nin isteklerine baktığımızda toplumumuzda bir takım değişkilerin yapılmasını koşul olarak öne sürüyor. O halde biz AB'ye medeni olmak adına gireceğiz peki medeni olduktan sonra AB'ye neden ihtiyaç duyalım. Yani bu değişimleri yapmazsak AB bizi kabul etmiyor ama yaparsak bizi kabul edecek. Benim doğrusu bu işe kafam basmıyor. Sonuçta bahsettiğiniz şeyler insan kalitesi ile ilgili. Bu kaliteyi yakalamak için illede AB gerekli değil. Eğer bu kaliteyi yakalamak için AB gerekli ise bence hiç lazım değil o kaliteyi yakalamak. Bu ülkeler insan kalitelerini yükseltirken AB diye bir birlikmi vardı. Sonuçta ben bu konuda dinazorum. Çok kafa yormadım dersem yalan olur. Doğrusu hiç tatmin olmadım AB konusunda. Sevgilerimle.  18.01.2008 11:19
 

Avrupa Birliğinin önemi, ülkemizin iç işlerinyle doğrudan ilgili gibi geliyor bana. Üye olma ve sağlayacakları ile alıp götüreceklerinin öneminin olmadığı daha ağır basıyor gibi..Sevgilerimle;

Fahrettin Çitil 
 11.01.2008 20:12
Cevap :
Fahrettin bey önümüzdeki hafta bu konuyu biraz daha derinden irdeleyecek bir yazım olacak. Sevgiler.  11.01.2008 21:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1635
Toplam yorum
: 2985
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 938
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster