Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
78
 

Avrupa'da Almanya

Avrupa'da Almanya
 

Almanya Avrupa’da en önemli felsefesi çalışmak, üretmek ve verimlilik olan devlet. Bu felsefe bir anlamda Nazilerin yarım bıraktığı hamleyi ekonomik anlamda yerine getiren,  tüm Avrupa’yı kendine ekonomik anlamda bağlayan ülke.

Almanya’nın ihracatı on trilyon doların üstünde olması, firmalarının tamamının dünya çapında olmaları, neredeyse otomobil dünyasını Japonlarla birlikte taşıdıkları gibi, sanayi, otomasyon, teknoloji alanında neredeyse tek rakipleri, Japonlar.  Birleşmiş Milletler daimi beş üyesinin içinde olmamaları onları B sınıfı bir ülke konumuna soksa da tüm Avrupa neredeyse Almanların eline bakar vaziyette.

Kuzey ülkeleri İsveç, Norveç ve İngiltere ayrı tutulduğunda diğer ülkelerin tamamına yakını Almanlarla rekabet edemeyecekleri gibi, Avrupa Birliğinin motoru vazifesindeki ülke neredeyse tüm ülkeleri, kendi ülkesinden Alman işçisi konumuna sokmuş bir ülke. Macarlar, Slovenler, Estonlar, Çekler, Hırvatlar, Sırplar, Slovaklar, Bulgarlar, Romenler, Yunanlılar Avrupa’da bazılarının geç devlet statüsüne kavuşmaları ve bazılarının ise yıllarca Alman, Rus ve Fransız işgalleri altında olmaları bu ülkelerde, yetişmiş bir sanayi anlayışı yerleşmemiştir. Bu ülkecikler, her şeyden önce “Sanayi Devrimi” gibi bir süreçten geçmemiş olmaları onlar için büyük bir handikaptı. Hele birçoğunun sırf Osmanlı düşmanlığı ile devletleşebildiği varsayılırsa var olmaları eskiden de büyüklerin inisiyatifindeydi şimdi de pek değişen bir şey yok. Almanya doğusunda bulunan tüm devletleri ekonomik yönden kendine bağlamış durumda. Almanlarla bir nevi 2. Dünya Savaşından sonra büyük husumet doğan ve nüfusu Avrupa’ya oranla kalabalık sayılacak Polaklar (yaklaşık kırk milyon) dahi ekonomik yönden Almanya’ya bağımlılıklarından dolayı geçmişten kaynaklanan husumetlerini halı altına süpürseler de unutmuyorlar ancak şimdilik yapabilecekleri bir şey yok. İnsanlar aç ve iş bulunması gerek. Bu işi de Almanların Polonya’daki fabrikalarında bulabileceklerinden şimdilik sessiz görünmek zorundalar. Hollanda biraz farklı olmakla beraber Almanlarla rekabet etme şansına sahip değiller. Güney ve güneydoğu Avrupa ülkeleri Portekiz ve İspanya zaten bir turizm ülkesi olmuşlar, insanlar işsizlikten kırılıyor ve iklimi sıcak ülkelere özgü tembellik, bu ülkeleri zaten Almanya’nın rakibi yapamazken, bu ülkelerin ilk sömürgeler kuran denizci ülkeler olmaları, daha sonrasını getirememeleri sebebiyle, çok kısa zaman sonra yıldızlarının sönmesine, sömürge krallığına önce Hollanda, sonra da ebedi olarak İngiltere’nin geçmesi ile yıldızları parlamadan sönmüşler. Dünyaya Güney Amerika sömürgeciliğinden dolayı İspanyolca ve Portekizce konuşan yeni ülkeler katmış o kadar. İspanya büyük bir devletmiş gibi görünmesine rağmen geçtiğimiz yıllarda Cebelitarık boğazında balıkçıların gösteri yapması üzerine İngiliz Deniz Kuvvetlerine ait donanma az kalsın İspanya’yı işgal edecekti. Askeri açıdan Fransız ve İngilizler arasına sıkışan İspanya ve Portekiz ekonomik anlamda da Almanların ağzının içine bakar vaziyete gelmişler. Geriye birkaç devlet kalıyor, Fransa Afrikalı ve Hindularca istila edilmiş bir ülke görüntüsü verirken Birleşmiş Milletlerin daimi üyesi olmaları, silahlanma sınırsızlığı hakkına sahip olması, eğitim anlamında İngiliz istilasına rest çekebilme kabiliyeti ve hala sömürgelere sahip olmaları dolayısıyla Almanya’nın ekonomik hâkimiyet kurduğu ülkelerin dışında tutmak gerekse de ekonomik anlamda Almanya ile rekabet imkânından uzak olsa da “uzmanlık alanları” farklı. En son Libya ile ödüllendirilen, Fransa ekonomik olarak rahatlama imkânı enerji kaynaklarına sahip bir ülke konumuna girmiş vaziyette. İtalya ise sıcak kuşakta yer alması tarımsal işletmelerinin de yüksek verimlilik ve sermaye birikimi olan Almanlara geçtiği konuşulsa da şimdilik Avrupa Birliği ve A klas tüccarları vasıtası ile idare etseler de uzun zaman içinde Alman işgaline uğrayacakları kesin. Bu durumda hemen hemen neredeyse Almanlar, Nazilerin askeri olarak yapamadıklarının daha da mükemmelini ekonomik olarak hayata geçirmiş vaziyetteler.

Almanların son güzelliği ise, firmalarının rekabet gücünü artırmak için Çin’e ve Uzak Doğu’ya açılmaları sebebiyle bir yandan kendi halkı da dâhil, tüm Avrupa’yı işsizlik tehlikesi ile tehdit eder işçi sınıfını daha azına razı eder, elindeki ile yetinmesini uygulamaları olarak gösteriyor olmaları. Öyle ki, bu durumun en fazla etkilediği kimselerde biri de Almanya’daki Türkler. İşsizlik had safhada. 

Burada, bu yazıda adı geçmeyen, söz edilmeyen birkaç ülke var, İsviçre halen paranın Londra ile başkenti, Avusturya ise Alman bastonu diyebiliriz. Bir ülke şanslıysa yöneticileriyle beraber tüccarları, sanayicileri millidir, bir ülke şanssızsa, sanayicileri ve tüccarlarıyla birlikte siyasetçileri gayrı millidir. Bu ülkeye bir nevi örnekse şimdilik Almanya’dır. Bazı ülkeler sanayi casusluğu, teknoloji ve üretim namına ne varsa öğrenmeleri adına yurtdışına öğrenci veya uzmanlar gönderir, teknoloji, üretim sistemi transferi yaparken, bazı ülkeler gönderdikleri uzman adaylar ya devşirilmiş, ya da doğdukları topraklara ihanet tohumları ekmek için geldiler, işe yarayanlar, yarayacaklar da ise hiç gelmediler. Bu tip ülkeler belki de doğuştan şanssız gruba dâhil edilmeli.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1978
Toplam yorum
: 306
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 167
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster