Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
579
 

Avrupa minareleri mi yoksa "inanç özgürlüğünü" mü yıkmak istiyor?

Avrupa minareleri mi yoksa "inanç özgürlüğünü" mü yıkmak istiyor?
 

Akşam Gazetesi


Cumhuriyet kurulduktan sonra ülkenin dayanağı olacak bir takım düzenlemeler de çeşitli Avrupa ülkelerinden alındı. 17 Şubat 1926 tarihinde TBMM’de kabul edilen Türk Kanunu Medenisi yani herkesin bildiği şekliyle Medeni Kanun “İsviçre Medeni Kanunu” örnek alınarak düzenlenmişti. O yıllarda devletin yetkili kişileri İsviçre’nin medeni durumunu Türkiye’ye en uygun olduğunu düşünmüş olmalılar.

Ancak bu İsviçre’nin kadına seçme ve seçilme hakkını kaç yılında tanıdığını biliyor musunuz?

Bilenler kuşkusuz bu soruyu pas geçeceklerdir, bilmeyenlerin de kafasında 1930’lu ya da en fazla 40’lı yıllar cevap olarak belirecektir.

Doğru cevap 7 Şubat 1971 olacaktır. Ancak 1980’li yılların ortalarında aynı ülkeyi meydana getiren kantonlardan birinde hala kadınların bu haklarından yoksun olduğunu öğrenmek benim için oldukça şaşırtıcı olmuştu.

Türkiye’de kadının hem seçme hem de seçilme hakkına kavuştuğu kanun 5 Aralık 1934’de bir anayasa değişikliği ile sağlanmıştır. Fransa’da 1945’li yıllar söz konusudur.

İsviçre’de Pazar günü çok ilginç bir oylama yapıldı. Fazla medeni oldukları için halka sormadan karar veremedikleri sonucunu çıkarabiliriz. Oylamanın konusu ilginçti.

“Ülkede yeni yapılacak camilere minare yapılsın mı yapılmasın mı?”

Avrupa’nın bu medeni kanun ihraç eden, refah seviyesi kişi başı 65.000 dolar (Türkiye 10.000 dolar) düzeyine tırmanmış bu ülkesinin uygar insanları “bu ne saçmalıktır, böyle oylama mı yapılır?” tepkisiyle sandığa adım atmaması beklenirken, %57,5 gibi çok yüksek bir oy oranı ile “minaresiz cami yapılsın” şeklinde görüş bildirmiştir.

Aynı referandum ile %68’lik oy oranı ile silah satışının devam ettirilmesi yönünde de karar verdi İsviçre halkı.

Konu sadece İsviçre’nin sorunu olsa kuşkusuz “bu ülkenin kendine has durumudur der” geçebiliriz. Ancak Fransa, Almanya, Danimarka, Hollanda, Avusturya, İtalya gibi Avrupa Birliği’nin çekirdeğini oluşturan ülkelerin de benzer eğilimler taşıdığını, sağın fazlasıyla güçlendiğini gözlemleyebiliyoruz.

Avrupa’nın birçok ülkesinde ırkçılık halen çok büyük bir sorun olarak gündemdedir. Avrupa’nın futbol federasyonu olan ve İsviçre’de ikameti bulunan UEFA’nın bütün maçlarda reklam panolarına “Irkçılığa Hayır” yazmasının; başkan Platini’nin sık sık “ırkçılığa sıfır tolerans göstereceklerini” ifade etmesinin kuşkusuz bir karşılığı vardır. Ancak aynı kurumda yıllardır neden siyahî, Arabî kökenli bir kişinin çalışmadığını, hakemlik yapmadığını da sormadan edemiyoruz.

Avrupa’nın merkezinde insanların inancına yönelik bir konu toplumsal bir sorunmuş gibi referandum konusu edilmesi bugün Avrupa’nın bütün geçmiş insan hakları mücadelesi tarihine ters bir davranıştır.

Bu ülkeyi yönetenlerin böylesi bir soruyu halkın oyuna sunmadan önce İnsan Hakları Beyannamesi’nin 2 numaralı maddesinde yazan;

“Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyannamede ilan olunan tekmil haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir.”

Ayrıca 18. Maddesinde detaylandırılan;

“Her şahsın, fikir, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.”

Hususları hatırlaması, bilmesi en azından akil olan birilerinin bu işi onlara göstermesi gerekmez miydi?

Uzay Gökerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Isvicre hata yapti ama Isvicre'nin yaptigi bir hata veya kötülükten Türkiye'ye bir yarar veya fayda doguyor mu? Yani baskasinin yaptigi bir hatayi görünce ve ayni hatayi yapan kendimizi de buna kondurabiliyoruz? Isvicre'yi elestirirken kendimizi de elestirebiliyor muyuz? Yoksa Isvicre nasil kendine hristiyan ve demokrat ise biz de kendimize müslüman ve demokrat olmaya devam mi ediyoruz? Isvicre'deki minare referandumu hepimizi ayni yerde bulusturmuyor mu? Isvicre olunca demokrasi ayibi olan sey Türkiye olunca nedir peki? Bize bunun herhangi bir ilham verme potansiyeli nedir? Isvicre yaptigi hatadan geri dönüyor ve karari kaldirdi, peki lafi bizden icraati ise Isvicre'den mi olmali? Yoksa Isvicre'yi elestirilerimizle yer bir ederken bunun sadece icimizdeki eziklik öfkesini, sahip olamadigimizi tahrip etme arzusunu tatmin ettigimizin de farkina varacak miyiz?Isvicre yasagi kaldirdi da Islami Orta Dogu daha güzel bir yer mi oldu simdi? Isvicre'yi sövmeyi birakin da ondan daha iy

hüseyin köseler 
 06.12.2009 5:17
Cevap :
Tamam, yaparım...  08.12.2009 10:39
 

Iki satir daha yazmama izin verin.Havadaki ucak sesi veya arabalarin gurultulerini ezan veya can sesleri ile karsilastimadim. Cunku teknolijinin dayattigi her turlu olumsuzluga karsi eger elde teknik imkan varsa hemen onlem alinir ve kimse de karsi cikmaz.Bugun arabalarin gurultusunu kalidrabiliyorsaniz dunya sizi destekler. Ama konu zorla insanlari geri biraktiran hurafelere gelince hemen linc edilirsiniz.Din demokraisi ile bagdasmaz, islam ise kokten karsidir demokraisye, cunku yapisi geregi seriat duzeni ister.Saygilarimla.

David Auget 
 04.12.2009 1:12
Cevap :
Szi konuyu farklı bir noktaya çektiniz...  06.12.2009 18:22
 

istemiyorlar, alsana bizdeki özgürlük her kafadan bir ses cikiyor, hic bir is yürümüyor, kürdü alevisi cerkezi potamyalisi birbirinin icine girmis insanlarin beyinlerin yiyiyorlar ayni zaman da paralarinida durumdan cokmu memnunsun yani, herkes otursun oturdugu yerde hem calismaya gideceksin hemde oranin düzenine uymayip agriza üstüne agriza cikarticaksin hadi yaaaaaa

ahmet islar 
 03.12.2009 18:07
 

Gelelim en zor konuya.Bu konu turkiyede hic anlasilmamis ve tum toplumun onunu tikayan bir mantik takilmasidir.Ozetlemek gerekirse demokrasi konusu tamamen ici bos bir kavram olarak anlasilmaktadir. Halbuki Avrupa'da demokrasinin olmasinin nedeni bazi kavramlarin yer etmesi ve inkarlarinin suc sayilmasidir.Bu konular arasinda Nazizm'in suc sayilmasi, Yahudi kiyiminin inkarinin suc sayilmasi ve genel olarak soykirimlarin rededilmesidir.Bu soykirimlar arasinda tabiiki ermenilerinki de var ve bunu sadece dunyanin buyuk bir kismi degil turkiyedeki bircok insan ve aydin da bilmekte ve kabul etmektedir.Peki nedir Turkiyede tam tersinden anlasilan ? Sudurki Avrupa bunlarin inkarini suc sayarak gelecek nesilleri korumus irkciligin onunu kesmistir.Bunu Turkiye'yi zora sokmak icin degil tam tersine rahatlatamak ve barisi saglamak icin soylemektedir.Ustelik sagin AB'de yukselmesi sozkonu degildir.Tam tersine sag guc kaybetmektir.Osmanli tarihi ayni Avrupa kolonyalizmi gibi objectif olarak gosteri

David Auget 
 03.12.2009 6:37
Cevap :
Bu konuyla ilgili daha önce konuşmuş olduğumuzu hatırlıyorum. Açıkçası aynı yerden bakmıyoruz. Bu nedenle yararsız bir polemiğe girmeyi de anlamlı bulmuyorum. Saygılarımla...  03.12.2009 12:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2022
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster