Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
20
 

Avrupa'nın orta yerinde İnsanlık ayıbı

“ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER”

Savaş; nereden bakarsanız bakın, başlı başına bir insanlık felaketi; ancak işin içinde kadınlar ve özellikle çocuklar olunca felaketin boyutu daha da artıyor.

Ortadoğu'da ve özellikle son dönemde Suriye de yaşanan savaş elbette bir insanlık ayıbıdır ama bu savaşa sessiz kalan ve daha da kötüsü çıkarları için savaş çığırtkanlığı yapan, el altından sinsice destekleyenlerin ayıbı; insanlığın, toplumsal vicdanın kabul edemeyeceği bir noktaya geldi.

AB polis teşkilatının verilerine göre şu an Avrupa’da bulunan sığınmacıların beşte biri çocuklardan oluşuyor. Bu çocukların yaklaşık 26 bini kimsesiz, sahipsiz çocuklar.

Daha da ilginç ve acı olanı, giriş kaydı olan çocuklardan 10 bini kayıp.

Nerede oldukları, ne yaptıkları bilinmiyor.

Büyük olasılıkla bunların büyük bölümü suç çetelerinin, organ mafyasının elindeler.

Çok az bir kısmı belki yakınlarının yanına sığınmış olabilirler.

Ama tüm dünyanın gözü önünde Avrupa’nın orta yerinde işlenen bu insanlık suçunun hesabını kimden soracağız?

Henüz çocuk yaştaki bu gençlerin fuhuş çetelerinin, mafya örgütlerinin elinde tutsak, çaresiz bu insanların, potansiyel birer suçlu olarak toplumun içine karıştıklarını düşünebiliyor musunuz?

Yarın onları uyuşturucu ya da fuhuş operasyonlarında ele geçirip, suçlamak, yargılamak, özgürlüklerini ellerinden almak çok kolay.

Bu mevcut durumu bile vicdanlarımız kabul edemezken on yıl sonrasını düşünmek bile istemiyorum.

Avrupa’daki toplam sığınmacı sayısından çok daha fazlası, yaklaşık üç milyonun üzerinde mülteciyi zorunlu ağırlamak durumunda olan Türkiye için çok daha ağır faturalar bizleri bekliyor.

Okuma çağındaki çocuklara eğitim olanağı vermezseniz, doğal olarak bunların çoğu sokakları mekan tutacaklar.

Açlık, yokluk, işsizlik ve en fenası itilmiş, dışlanmışlık psikolojisiyle yıkılmış bu çaresiz çocuklar, on yıl sonra ülkemizde yeni bir sektör yaratacaklar.

“Göçmen mafyası”

Sığınmacı çocukların ancak yüzde 14 ünün eğitim hizmeti alabildiği gerçeği, sorunun boyutunu sanırım gözler önüne seriyordur.

İnsan kaçakçılığıyla birlikte düşünüldüğünde yeni ve çok karlı bir sektörün sürdürücüleri elbette bu krizi fırsata dönüştürmek adına her türlü olanağı, bürokrasiyi ve hatta yargıyı kullanmak çekinmeyeceklerdir.

Tez elden bu soruna yönelik tedbirler alınmazsa bu felaketin sonuçları hiçbirimizin tahmin edemeyeceği boyutlara ulaşacaktır.

Peki, nedir bu büyük sorunun kalıcı çözümü?

Kuşkusuz bu insanları sınırlarımıza kabul etmişsek, onların barınma, gıda, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamak zorundayız.

Bunu yeterince gerçekleştiremediğimiz ortada.

Kaldı ki, onlara en iyi olanakları da sunsanız, ne o kimsesiz çocukların ailelerini, ne de bir göçmen mezarlığına dönen Ege sularında kaybolmuş bedenleri geri getiremezsiniz.

Devletin yetersiz kaldığı noktalarda vatandaşın katkısı istenebilir, Kızılay kampanyalar organize edebilir ama Aylan bebenin acısını yüreğimizden, batan botlardan çevreye yayılan çığlıkların sesini kulaklarımızdan nasıl sileceksiniz.

Bu büyük felaketin sosyal ve psikolojik sonuçlarının ötesinde tarih boyunca hesabını veremeyeceğimiz siyasi sonuçları da oluşuyor.

Avrupa’ya yayılan bu göçmenlerden rahatsız olan milliyetçi kesimlerin tepkileri ve kimi çevrelerin kışkırtmaları sonucunda yeniden “ırkçlık hortluyor.”

Nazi heveslilerinin kanı kaynamaya başladı.

Hem dünyada oluşan bu tür göçlerin önlenmesi, hem bunların sonucu oluşan sosyal dalgalanmaların ortadan kalkmasının da tek yolu dünya barışından geçiyor.

Ülkelerini, topraklarını, ailelerini terk edip göçe zorlanmış bu insanlar için en geçerli çözüm, tekrar vatanlarına dönebilecekleri koşulların yaratılmasıdır.

Tüm savaşların, çatışmaların, etnik ve mezhepsel kavgaların son bulması, kalıcı bir barışın tesis edilmesinde elbette devletlerin, özellikle de gelişmiş batılı ülkelerin rolü büyüktür ama birer dünya vatandaşı olarak insanlığa karşı sorumluluğu olan her bireyin de mutlaka kendi ölçeğinde yapacağı bir şeyler olmalıdır.

Bu nedenledir ki, tüm yurttaşları içinde yaşadığımız coğrafyada sürüp giden bu anlamsız savaşlara dur demeye çağırıyorum. İnadına ve hemen, şimdi barış!

AYHAN ONGUN(Gazeteci-Yazar) 02.02.2016/BODRUM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 396
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 164
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster