Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
316
 

Avrupa’nın yapışık ikizleri: Din ve siyaset!

Avrupa’nın yapışık ikizleri: Din ve siyaset!
 

SİLAHLARI KUTSAYAN BİR DİN ADAMI !


Avrupa ülkeleri dünya çapındaki sömürge ve kolonizasyon düzeneğini ticaret ve siyasetle kirli işbirliği içinde olan Kilise, vakıf ve dinsel kurumların katkısıyla kurmuşlardır. Sömürgecilik zamanında Kilise inanılmaz maddi çıkarlar sağlamış, mazlum ulusların düşmesine ve sömürülmesine öncülük etmiştir. Bu durum üstü örtülü olarak günümüzde de sürdürülmektedir.

Geçmişte Engizisyon ve Haçlı Seferleri sırasında yüzbinlerce insanın boş  yere öldürülmesine neden olmuş Roma Katolik Kilisesi, Vatikan Devleti ve Vatikan Bankası aracılığı ile yoğun bir şekilde siyaset ve ticaretin içindedir. Aynı şekilde, Anglikan, Protestan ve Ortodoks Kiliseleri  de ticaret ve siyasetle çok yakın ilişkidedir. Bunlar hepsini burada tek tek sıralayacak değilim ama, örneğin, İngiltere’de Diyanet İşleri yerine “İngiltere Kilisesi”, imam hatipler yerine de bir sürü ilahiyat koleji ve papaz okulu vardır. Fakat bunların hiçbiri bizdeki gibi gericiliğin ve şeriatçılığın kalesi konumunda değildir. Türkiye ise zaten laik değildir, hiçbir zaman da olamamış, olamadı ve olamayacaktır:  Çünkü Diyanet İşleri personeli ve imamların maaşları Atatürk zamanından beri devlet tarafından ödenmektedir.

Dini temellere göre kurulmuş İsrail devleti de Musevilik ile iç içedir. Tüm hukuk işlemlerinde ve gündelik yaşamda Tevrat kurallarına geçiş üstünlüğü verilir. İsrail gibi olmaya özenen Müslüman ülkelerde de din ve siyaset her zaman birlikte yürümektedir. Neredeyse resmi ve milli dinler haline dönüşmüş Budizm, Hinduizm, Şintoizm gibi uzak doğu dinleri de siyaset ve ticaretin içindedir. Tibet’in ruhani lideri Dalay Lama’nın siyasetle ilgilenmediğini söyleyebilir miyiz? Almanya’da şu an iktidarda bulunan Merkel’in “Alman Hristiyan Demokrat Birliği” partisinin başkanı olduğunu herhalde biliyoruz değil mi?

Anlaşılan o ki hangi din veya inanç olursa olsun tüm dinlerin dolaylı ve dolaysız olarak siyaset ve ticaretle yoğun şekilde  haşır neşir oldukları son derecede açıktır. İyi de, peki neden bu böyle? Bu durumda bir garabetlik yok mu? Yok! Alan memnun, veren memnun!  Herkes mutlu! Bu tarihin başlangıcından beri hep böyle olmuştur. Ve bu din-siyaset birlikteliği gün geçtikçe daha da çok pekiştiriliyor. Neden?

Zira, dünya devletlerinin  yakın bir gelecekte patlaması olası bir üçüncü dünya savaşı sırasında, olup biteni fazla sorgulamadan kanını seve seve akıtmaya hazır, cephede gözünü kırpmadan ölecek imanlı ve dindar insan gücüne gereksinim duyacağı söz konusudur!  Onun için öyle bol keseden 3 çocuk 6 çocuk  doğurun diye birileri boyuna millete gaz verip duruyor.  Ölecek  "kelle" (!) lazım! Şehit olarak cennete gitmeyi hayal edenlerin sadece Müslümanlar mı olduğunu zannediyorsunuz? Hayır ! Hepsinde bu hayal ve umut vardır!

İşte bu nedenle dinin insanlık üzerindeki baskısının artarak süreceğine kesin gözüyle bakabiliriz. Küresel egemenler din ve siyaseti kullanarak tüm güçleriyle o son savaşa hazırlanıyorlar! Dine ve kan dökmeye ihtiyaçları var!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1664
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster