Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '06

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1909
 

Avustralya / Dog Fence

Avustralya / Dog Fence
 

Çin Seddi belki daha gösterişli ve meşhur olabilir ancak Avustralyanın vahşi köpek (Dingo) çitinin de bir set olduğu düşünülürse bunun dünyadaki en uzun set olduğu görülür. Bugün hala bu çit Avustralya kıtasının güney doğusundaki koyun sürülerini vahşi köpeklerin saldırılarından koruyor.

Kate ve Kevin Geale yalnız bir hayat sürüyorlar. Batıdaki en yakın komşuları Bill Mitchell 50 km uzakta, Doğuda Mick ONeill 40 km. En yakın yerleşim merkezi 80 km. Yerleşim merkezi : Tibooburra, Avustralyanın New South Wales eyeletinde bir yer. Haberlerde havadurumu verilirken, çoğunlukla Avustralyanın en sıcak yeri olarak geçen yer.

Haberlere konu olması veya bir Yerleşim merkezi olması Avustralya gerçekliğinde çok dogal. Kavramları Avrupa ile karıştırmamak gerekiyor.

Tibooburra da tam 150 kişi yaşıyor ve iki pub, birkaç motel odası, bir karavan parkı, bir bakkal ve polis istasyonu var. Ayrıca bir tane de iki hemşireli bir dispanser var. Haftada iki kere doktor uçakla gelip hastalara bakıyor.

Tibooburra Avustralya yerlileri Aborigineslerin lisanında taş yığını manasına geliyor ve burası bizim Trakya kadar bir bölgenin başşehri olarak geçiyor.

Kevin Geale Dog Fence setinin bekçisi. Yani öyle sıradan herhangi bir bekçi değil dünyanın en uzun setinin bekçisi. Dingo Fence Avustalyanın doğusunda Queensland dan kıtanın güneyıne kadar neredeyse 10.000 km uzunluğunda bir çit.

Bu çiti çifçiler Avustralyanın güneyindeki verimli toprakları Dingolardan korumak için yapmışlar. Bu köpekler güney Asya ülkelerinden gelenler tarafından getirilmişler, Zamanla kontrolsüz olarak üremişler ve kıtanın en vahşi hayvanları olarak geçiyorlar. Bunlar Avustralyadaki koyun sürülerinin en büyük düşmanları.

Bunu yanında bir de tavşanlar var. 1859 yılında Thomas Austin bunları İngiltereden getirmiş ve Melbourne yakınlarında doğaya bırakmış. Amacı hem buralarının da biraz memleketi ingiltereye benzemesini sağlamak hem de arada bir avlanip tavşan yahnisi yemekmiş. Thomas Austin elinden geleni yapmış, tavşanların binlercesini öldürmüş. Ancak tavşanlar korkunç bir hızla üremeğe başlıyarak tüm kıtaya dağılmışlar. Çiftçilerin geçim kaynağı olan koyunların otlaklarına ortak olmaya başlamışlar.

Önceleri her çiftçi kendi arazisini dikenli tel ile çevirip Dingo ve tavşanlardan korunmaya çalışmış. Daha sonra birlikte haraket ederlerse daha çok yeri koruyabileceklerini görmüşler. Çitlerini birleştirmişler. Gün geçtikçe Dingo Fence uzamış. En son 1946 yılında son etabı da tamamlanarak 5500 km uzunluğuna ulaşmış. Daha sonraki yıllarda daha da uzatılmış.

Kevin Geale nin işi Arazi araçları ile çit boyunca giderek, 180cm yüksekliğinde ve yerin 30 cm derinine kadar gömülmüş telörgüyü devamlı kontrol etmek ve onarmak.

Eskiden bu işi Jeep lerle değil develerle giderek yapıyorlarmış. O zamanlar Afganistandan getirilen develer Avustralya coğrafyasına en uygun ulaşım araçlarıymış. Zamanla bazıları sahiplerinden kaçarak vahşi olarak üremişler. Şu anda Avustralyada dünyanın en büyük vahşi deve sürüleri yaşıyor.

Dingo çitinin iyi kontrol ve tamir edilmediğinde neler olabilecegi 1989 yılında çok iyi görülmüş. Kötü hava şartları güney Avustralyanın bir bölgesindeki çite zarar verince, buradan giren Dingolar kısa zamanda 20.000 koyunu parçalamışlar. O zamandan beri set yoksa koyunlar da yok fikri herkesin bilincine yerleşmiş.

Tavşanların kontrolu daha bir zor. 1901 1907 yılları arasında çiftçiler tavşanlara karşı 2000 km lik bir çit dikmişler. Ancak tavşanlar çit inşaatından daha hızlı üremişler. 1950 li yıllara kadar bunun gibi bir çok çitler yapılmış ancak hiç biri tavşanların önünü kesmekte başarılı olamamış. 50 li yıllarada biyolojik önlemler çitlerin yerini almaya başlamış.

ugün tavşanlar için yapılan çitin, Dog Fence yani vahşi köpekler için yapılandan daha meşhur olmasının trajik bir hikayesi var.

Bugün bile bir çok Avustralyalının tembel, elinden iş gelmez, güvenilmez, sarhoş olarak nitelendirdiği kıtanın yerlilerine karşı eskiden çok daha katı bir ön yargı varmış.

1900 lü yılların başlarında Avrupalı göçmenlerin Avustralya yerlileri Aborigineslerin çocularını küçük yaşlarda ailelerinden alıp kamplarda eğiterek topluma faydalı bir fert haline getirme gibi bir saplantıları varmış. Tüm kıtada böyle çok sayıda kamp inşa edilmiş. Yerlilerin zararli etkilerinden korumak icin çocukları bu kamplarda eğitilmeye başlanmış. Anne babalarından ve çevrelerinden koparılan çocuklara tüm geçmişleri unutturularak yeni bir kimlik verilmeye çalışılmış.

Güneybatı Avustralyada ki bir kampta eğitilen ve Kuzey batı Avustralyada toplanmış çocuklardan üç tanesi 1930 lu yıllarda bu kamptan bir yolunu bulup kaçmışlar. Bu çocuklar doğdukları yerden tavşan çitinin geçtiğini hatırlıyorlarmış. Üç cocuktan ikisi kampın yakınındaki tavşan çitini takip ederek iki aylık bir yürüyüşle 1600 km yol almışlar köylerine geri dönmüşler.

Daha sonra bu hikayeyi kurtulan çocuklardan birinin kızı olan Doris Pilkington 2002 yılında Rabbit proof Fence adıyla kaleme almış ve Phillip Noyce tarafından filmi yapılmış.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3119
Kayıt tarihi
: 02.08.06
 
 

İşletme fakültesi mezunuyum. Hayatımı bilgisayar programcısı, System Controller olarak kazanıyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster