Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
583
 

Avustralya

AVUSTRALYA (gidiş yolculuğum)

Bir zamanlar sadece adını duyduğum ve dünyanın öbür ucu diye düşündüğüm bu gizemli ülke artık yabancım olmamaya başladı. Oraya her gidişimde ; ben nasıl oluyor da buralardayım dedirten, gizemli olağanüstü doğa güzelliği olan bir yer. Çoğu kez, cennet dedikleri buralar galiba diye düşünür ve bu düşünceme ortak olan kızımla hayran hayran doğayı seyrederiz.

28 aralık sabah erkenden tüm bir haftanın heyecanını içine yüklediğim bavullarımla kapıda hazır bekledim. Oğlum Can gelip beni alarak Atatürk havalimanına götürdü.. Öğleyin saa12.30 da kalkacak uçağa binmek için tüm hazırlıklarım tamamdı. İşlemlerimi tamamladıktan sonra, Can’ la vedalaştım ve günlerin yorgunluğunu uçakta atmak için adımlarımı atmaya başladım. Sistemli bir düzenle içeriye aldıkları yolcular arasında ilk sıradaydım ve koltuğuma yerleştim.. Bu benim oralara dördüncü gidişimdi. Artık uçakta neye gereksinmem olur, ne yapmalıyım, alışmıştım. Kolay değil, 24 saatlik bir yola hazırlanıyordum.. Kitap olarak. Ayşe Kulin’in veda adlı eserini almıştım. Ayrıca canım sıkılmasın diye gazete dergi ve bir de örgü koydum sırt çantama.. Singapur havayollarıyla yaptığım bu seyahat( en iyi havayolu şirketi) sırasında sonsuz hizmet var. Tabi uçağın şartlarına göre.

Oturduktan biraz sonra sıcak havluların ikramıyla başlayan servis 24 saat aralıksız yeme içme şeklinde inene kadar sunuluyor.

5 saat kadar sonra Dubai’ de benzin almak için uçağımız iniş yaptı. Ben daha önceki deneyimlerinden hiç uçaktan inmedim. İnenler havalimanından alışveriş yapmak isteyenlerdi. Giriş çıkış işlemleri için uçağa gelen görevliler bizlerin pasaportlarını kontrol ettiler. Bir de uçak sıkı bir şekilde temizlendi. Tekrar yola çıktıktan 7 saat sonra Singapur’da indik. Burada transfer vardı.

Singapur Havalimanı çok büyük. Orkidelerle süslü her taraf, havuzlarında balıkların yüzdüğü çok güzel bir yer. Her uğramamda fotoğraf çekmeden ayrılamam oradan. Benim İngilizcem az olduğundan ne olur ne olmaz diye hep yanıma yardımcı isterim. Böyle seyahat eden çok miktarda insanlar oluyor. Bilhassa yaşlılara olağanüstü hizmet veriyorlar. Böylece sıkıntı çekmeden o çok büyük havalimanında transfer işlemlerim hallediliyor ve dinlenme yerimize ulaştırıyorlar. İki saat kadar süren dinlenmenin bir saati zaten işlemlerle devam ediyor

Daha sonra yine bir refakatçi eşliğinde uçağın kapısına kadar götürüldüm. Bizde çok az insanlara sunulan sanki bir meziyetmiş gibi gösterilen güler yüz, onlarda çok normal bir davranış biçimi. Hemen, son derece güler yüzle el valizimi alıp taşıyarak yerime yerleştirdiler. Asla benim el valizlerimi bana taşıtmıyorlardı: havalimanında bile. Görevliler taşıyorlar ve bunu güler yüzle yapıyorlar.

Dokuz saat süren ikinci yolculuğum sırasında da rahattım ve kitabımı bitirmeme az kalmıştı. Koltuğumun hemen önündeki kameradan istersem film izliyor istersem müzik dinliyordum. Uykumu da ihmal etmedim aralarda.

Avustralya ile aramızdaki zaman farkından dolayı oraya varış saatim ertesi gün akşam saat 8.30 da idi. İniş saatim yaklaştıkça heyecan başladı bende. Bu arada tanıştığım Türklerle de uçakta dolaştıkça sohbet etmeyi ihmal etmiyordum.

Sonunda bu uzun yolculuk sona erince, yine bizleri alıp sorunsuz bir şekilde pasaporttan geçirdiler ve dışarıya çıktım. Avustralya’ya hiçbir yiyecek içecek, bitki, işlenmemiş pamuk yün girmiyor. Oranın doğal dengesini bozmamak için bu önlemler. Zamanında her şey götürülmüş. Ama bunun yanlış olduğu görülmüş. (Örneğin tavşan) Şimdi bu büyük adayı olağanüstü korumaya çalışıyorlar ve başarılılar bunda da.

Melbourne havalimanındaki çıkış kapısına yöneldiğimde bir yıldır görmediğim kızım ve torunlarımın beni beklediği heyecanı içindeydim. Evet onlar oradaydı. Evrim ve Zeynep iki güler yüz.

Kıtaya ayak basmanın ve sevdiklerime kavuşmanın heyecanı içindeydim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

görelim dünyanın en uzak köşesini...havada olanlar güzeldi...orada gördüklerinizide paylaşırsınız şükriye hanım efendi...Hoş geliniz buralara... Milliyetin bu hizmeti harika...başarılar dilerim size...sevgi ve saygılarımla...

Metin TOPÇU 
 10.08.2008 21:26
 

Sevdiklerimiz dünyanın bir ucunda olsa da, onlara ulaşmak için her şeye katlanırız. Gün boyunca uçmak nasıl bir duygudur, hep merak etmişimdir:) Umarım bana da kısmet olur bir gün. Sevgiler yolluyorum Antalya'dan...

Tülin Aksoy 
 07.08.2008 22:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 492
Kayıt tarihi
: 07.08.08
 
 

1968-69 dönemi İZMİR Eğitim Enstitüsü resim bölümü mezunuyum. Öğretmenlik dönemimden sonra ressam ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster