Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '11

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
391
 

Ay antolojisi

Ocak

Yazla yıkanmış elma

Can eriği olur sesinde

Güzün yıkadığı üzüm

Can suyudur sevgiliye

(Eski İran şiiri)

Şubat

Benim sende bir emanetim vardı

Elma diyedir, sende benim olan tek şey

Kızıldeniz’e git, elmayı bırak

Sen de elma boyunca yürü denizin içine

Dibe vurunca anlaşılır bazı şeylerin derinliği

Ben hiç elma yiyen balık görmedim

İnsandan yaralanacağına balıktan yaralansın bu kez

O elma kalbimdir benim eski serseriliğim

(Eski Mısır şiiri)

Mart

Şairlik, haksızlık etmektir düpedüz

Elma dururken üzümün karanlığına

Her bağdan yepyeni bir salkım heves

ve her adada başkalığıyla şımarıyorsa elma

ve üzümden sarhoş olacağına, ah geçkin şair,

elmadan başı dönüyorsa, unutur elbet

genç bir aşık gibi, bağbozumunu da

Kelimeler de şuç ortağı olur ve şiir bozulur

Üzümü küstürme, karanlık olan elma

Gecenin ve aşkın anlattığı da bu

Yaz geçsin tez güz evine dönsün

Ay ışığında yıkanmış vedalarda

sevdiğim bağbozumunu

(Eski Ada şiiri)

Nisan

Nar dahi açılsa tanesi narin

Üzüm yatağında ateş, yüreği serin

Elma sırmış meğer ötesi derin

Bir elmayı soyamadım erenler

Ağustosa düştüm aşktan bir umman

Ekimde eğlendim hayli bir zaman

Boşunaymış yağmur, zalimmiş Nisan

Bir gönlümü bilemedim erenler

(Eski Bektaşi Nefesi)

Mayıs

Bordo yorgan

ağır geldi kışa

bundan hüzüntülü elma

(Eski bir Haiku)

Haziran

Seni neyle getireceğim, de bana güzel yağmur

Büyük bir ev buldum, adı sokak, bir de küçücük parkı var

Gölgesi içinde keder gibi durur

İster Haziran de, ister Ağustos, balkonunda aşka da yer bulunur

Hala elmayım diye mırıldanan şiiri de say şarabın bordosuna

Keyfimiz tamam olur… demek isterdim ama,

nasıl derim, sokağa yağmur gibi konuk giden

şu küçücük kedi kız bir daha nerede bulunur?

(Eski Bizans şiiri)

Temmuz

Cumartesi: Şehir kalabalık ve kendine çarpıyor.

Pazar: Ada sessiz ama yalandan batıyor.

Pazartesi: Sanki yazın son günü herkes kızıyor.

Salı: Yağmur nerede bir arkadaş daha ölüyor.

Çarşamba: Pul mu yetişir acıya mektup gibi yağıyor.

Perşembe: Bordo mu? Ay çıkınca boyası dökülüyor.

Cuma: Elma çürük, şiir hava gibi bozuyor.

Şiir hangi gündür?

Kim bilir?

Yazan bilmiyor.

(Yeni İstanbul şiiri)

Ağustos

Merhamet ayları çoktan geçmiş olmalı

Ağustos merhamet kadar sıcak değilmiş!

İnsanın kendisiyle arayı açtığı zamanlar vardır

Bir günde olabilir, bir ömürde, fakat

hiç biri hoyrat sayılmaz Ağustos kadar

Bazen bunca uzaklığa bakıp da insanın git diyesi gelir

Ağustos, git ve merhamet dilen zalimliğine şu adı çıkmış Nisandan

Yalnızca bir yaz olsa kaybolan, değil

Merhamet gibi kayıpmış şu Ağustosta şiir…

(Yeni Yaz şiiri)

Eylül

Ha şiir yazmışsın Eylülde

Ha günah işlemişsin

Bence ikisi de bir ve yalnızlık suç gibi işlenir

Eylülse, şiir bekleyebilir

Yazma, ağaca bak

Şiir gazel gibi dökülebilir

Elmalar kızarıyor mu beni güldürme

Güldürme üstüme bir de şu sarışın Eylülü

Şarabın tortusu bordo bir acı

Eylülün sonuysa hiç değişmez

Ezilmiş şiirden ibarettir

(“Defterlerde Kurutulmuş Şiirler’den)

Ekim

Evine dön! Ekimden şiire giderken

Kim bilir kaç boğbozumu?

(“Yola Dökülenler için Kılavuz’dan)

Kasım

Gidecek başka bir yeri varken Kasıma gelen

kelimelerden şiir olur (ben gelir miydim?)

Düşecek başka bir şiir varken bana düşen

elmalardan ayrılık olur (bende düşerdim?)

Isınacak sıcak ruhlar varken benimle üşüyen

renklerden sonbahar olur (beni de yetiştirdiler!)

Bu şiirin gidecek bir yeri yok,

Kasım gibi kimsesiz dalında bir yaprak gibi, güz

ondan habersiz

üç beş kelimem olsaydı benim de tütseydi ocağım

nice bir iklime düştü ki ruh benden de tesellisiz

(Eski Yahudi Mistik Şiiri)

Aralık

“Eylül toparlandı gitti işte

Ekim filan da gider bu gidişle”

Aralık yoktur Turgut Uyar’da

Ekim gibidir her şey

bence de öyle

Ekim gidiyorsa Aralık niye beklensin ki

Ekimin şiiri var, Aralıksa şiir yerine

bir kere bile geçmesin sokağımızdan kötü şiirler gibi bekletmesin de sonuna dek

Ekim gibi ansızın bitsin ya da bitmeden…

Yarım kalsın!

Ne kadar yarım kalırsa o kadar şiir

ne kadar Ekim olursa o kadar Aralık

kalır şiire, kaybolalım diye hemen

ve şiirimiz sanki yazılmış gibi önceden

yarısı Ekimden yarısı şiirden yarım Aralık

(“Ay Antolojisi”nden)

“Elmanın küçük ve kırmızı olduğu yıl şiir yağmurun yerine yağar ve bordo bir ay kanar bundan aşk yerine…” (Bir Kızılderili Şiiri)

*

Murat HASGÜN - mhasgun@murathasgun.com.tr

www.murathasgun.com.tr/blog

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 281
Kayıt tarihi
: 16.09.10
 
 

1990 yılında İstanbul'da doğdu. İlk Öğrenimini Faruk Timurtaş İlk Öğretim okulunda, lise öğrenimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster