Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '10

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
2879
 

Ay Dünya’yı yavaşlatıyor, durduracak

Ay Dünya’yı yavaşlatıyor, durduracak
 

Dünya, Ay ve Güneş. Yaşamak için yeterli.


Bir günümüz 24 saat bir yılımız 365 gün 6 saat. Herkesin ezberlediği rakamlar. Ama eskiden öyle değildi. Gelecekte de öyle olmayacak. Dünya şimdi olduğundan daha hızlı dönüyordu, gelecekte daha yavaş dönecek. Günler uzayacak. Öyle bir an gelecek ki, Dünya kendi ekseninde dönmez olacak, duracak. Aslında tam olarak durmayacak. Ay’ın dönüşüne uyacak. Bir gün 27.3 gün yani Ay’ın dünya çevresinde yaptığı bir dönüş kadar olacak. Bir yıl yaklaşık 12 gün 240 saat olacak. Bugün Ay’ın hep aynı yüzü görünüyor. Aynı şey Dünya’nın başına gelecek. Dünya’nın bir yüzü bir daha Ay’ı göremeyecek. Bir yüzü de sürekli Ay’a bakacak. Güneş çevresinde dönmeye öyle devam edecekler. Artık Dünya’da med-cezir olayı görünmeyecek. İyi haber, bu olay birkaç milyar yıl sonra olacak. Kötü haber Dünya o günlere ulaşamadan kıyamet kopacak.

Dünya ilk hızını oluştuğu zaman almıştır. Ay Dünya’yı neden yavaşlatıyor? Çok basit. Newton’un çekim yasaları ve med-cezir olayı yüzünden. Ay dünya’nın 6’da 1 büyüklüğünde. Bir uydu olarak oldukça büyük. Dünya Ay’ı çekiyor ama Ay da Dünya’yı çekiyor. Sarsılaraktan dönüyorlar. Dünya Ay’dan büyük olduğu için Ay’ın kendi çevresinde dönüşünü durdurmuş. O yüzden Ay’ın hep aynı yüzü bize bakıyor, arkası görünmüyor. Med-cezir olayında bilindiği gibi 12 saatte bir sular yükselir ve alçalır. Karadan bakarken sanki su karaya ilerliyormuş gibi görünür. Ama aslında su yerinde durmakta ve karalar suya çarpmaktadır. Bu çarpma olayı sırasında da gittikçe yavaşlamaktadır. Bu olay Dünya’da okyanuslar ortaya çıktıktan sonra hergün olmaktadır.

Eskiden, çok eskiden şöyle 200 milyon yıl önce dinozorlar zamanında dünya daha hızlı dönüyordu. Bir Dünya günü 23 saat idi. Daha hızlı döndüğü için bir yılda kendi çevresinde daha çok sayıda dönüyordu. Bir yıl 385 gün idi. 400 milyon yıl önce bir gün 21.5 saatti. Bir yıl 405 gün idi. Kambriyen döneminde yani 600 milyon yıl önce bir gün 20 saat, bir yıl 425 gün idi. Zamanda geriye gittikçe günler kısalır, yıllar daha çok gün alır.

Bilim adamları bunun böyle olduğunu nasıl anlamışlar? Bir kere hesap yapınca zaten ortaya çıkıyor. Bir de elle tutulan bir delil bulmuşlar: 370 milyon yıllık (Devon çağı) mercan kayaları. Mercanlar üzerinde aynı ağaçlar gibi ürettiği kirecin artış ve azalışına bağlı olarak günlere ve mevsimlere uygun çizgiler oluşur. Bu mercanların günümüz mercanları ile karşılaştırıldığında yılda 30 tane daha fazla çizgi bıraktıkları görülmüş. Yani bir yıl 395 gün imiş ve hesaplanarak bulunan güne tamı tamına uymuş.

Bu durum başka sorunlara sebep olacak. İnsansılar Dünya’da yaşamaya 4.5 milyon yıl önce başlamıştır. Homo sapiens bundan 200 bin yıl önce ortaya çıkmıştır. Zorlukları aşmak bakımından bugün insan türü bir sıkıntı çekmiyor. Ama gündüz 13.5 gün, gece 13.5 gün sürerse ne olur? Herşey alt üst olur. İçimizdeki biyolojik saat uzun günlere uymayacak. İsteyecek ki günler hep 24 saat olsun. Bugün kutup bölgelerinde yaşayanlar ve uzay gemilerinde kozmonot ve astronotlar işlerini saatle görüyor. Belki öyle bir düzenle bu sıkıntının üstesinden gelinebilir. Ama hayvanları saatle yatıp kalkmaya ikna etmek çok zor. Ayrıca ısınma ve soğuma arasındaki farklılıklar çok büyük olacağı için canlılık kaçınılmaz olarak ölecek.

Burada dikkat çekmek istediğim bir nokta var. Dünyanın gün uzunluğu bize uymadı, biz dünyanın gün uzunluğuna uyduk. Dünya şartlarına tümüyle uyan biziz. Bunun anlamı şudur: Dünya bizim için yaratılmamıştır. Biz de dünya için yaratılmadık. Sadece onun şartlarına uyduk ve bu nedenle hayatta kaldık. Uymasaydık yaşamazdık, bu yazıları yazamaz ve bu olayları tartışamazdık.

Söz arasında homo sapiens yani günümüz insanı ortaya 200 bin yıl önce çıkmıştır demiştim ya, size bir siteden aldığım başka bir nedenle yazılmış bir yorumu da burada aktarmak istiyorum.

BU ÇOK BÜYÜK BİR YALAN ÇÜNKÜ İLK İNSAN HZ ADEM VE HAVVA NIN ÇOCUKLARININ KURDUĞU KAVİM SEBE KAVMİDİR Kİ SEBE KAVMİ BUNDAN EN FAZLA 6000-7000 YIL ÖNCE YAŞAMIŞ BİR KAVİM ONDAN ÖNCEDE İLK İNSAN HZ ADEM VE HAVVA OLDUĞUNA VE 1000 YIL YAŞADIKLARINA GÖRE DÜNYADAKİ İLK İNSANIN VARLIĞI EN AZAMİSİ BUNDAN 9000 YIL ÖNCEDİR YANİ 9000 YIL ÖNCESİNDENDE ÖNCE DAHA DOĞRUSU ADEM VE HAVVADAN ÖNCE DÜNYADA İNSAN YOKTU... ŞİMDİ ŞU BÜYÜK YALANA VE SAÇMALIĞA BAKINIZ Kİ 200.000 YIL ÖNCE İNSAN GÖRÜNTÜSÜ YAYINLIYORLAR BÖYLE BİR SAÇMALIK OLABİLİRMİ??? TAMAMEN YALAN.

Vatandaş kendisi büyük harf kullanmış. Değiştirmedim. Bilgisayar kullanmasını bilen, takıntılı bir cahil. Dini bilimle kim karıştırıyor? Dinle bilimi kim karşı karşıya getiriyor? Kimlerle uğraşıyoruz anlayın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Hasbihalci! Yine ilginç bir konuda aktardığınız bilgileri bir solukta okudum. Sağ olun. Yazınızda da belirttiğiniz gibi, insanın geçmişte gün uzunluğuna uyum sağlamış olması gibi, günlerin uzayacağı uzak gelecekte de evrimsel bir uyumla yaşama adaptasyonu söz konusu olacak. Yani Evrim süreci o günleri de kapsayacak. Saygılarımla.

Harun Özüdoğru 
 13.01.2010 12:23
Cevap :
Merhaba Harun Bey. İnsan yani homo sapiens 200 bin yıldır var. Hesaplamadım ama o zamanın başından bugüne geçen gün süresi farkı 30 saniyeden fazla değil. Yani pek etkileyici değil. Değişimin değişimi yavaşlıyor. Değişim süresi doğrusal değil, parabolik. O yüzden hesaplanması zor olabilir. İnsanın yeni durumlara bir adapte olma becerisi var ama sınırlıdır. 1 gün 15 gün uzunluğunda olunca sorun daha çok doğanın değişiminden çıkacak. Doğa bu duruma uyabilecek mi bilinmez. Gece gündüz arasındaki sıcaklık farkı kayaları un ufak edecek. Toprak 15 gün yanacak, 15 gün donacak. Biz de oksijen üreten klorofilli bitkilere bağımlıyız. Böyle bir ortamda bitki yetişir mi? Şimdiki bitkilerin yetişmeyeceği kesin. Ama bakterilerin çoğu yaşayacak. Derin sularda hayat devam edecek. Belki insandan daha dayanıklı, daha akıllı canlılar olacak. Sonu yok gördüğünüz gibi. Teşekkürler yorumunuz için. Saygı ve sevgiler.  13.01.2010 19:42
 

Başkaları sorduğu zaman da aynı şeyi söylüyorum. Bilim formüllere dayanarak büyük patlamanın 10 üzeri eksi 43 saniyesine kadar olan biteni açıklayabiliyor. Bir görüş olarak Tanrı’ya inanmak isteyen onu bu zamanın daha öncesinde arayabilir. İsterse sonrasında da arayabilir ama bu sefer Tanrı’nın başından itibaren fizik kurallarına –kendi koyduğu kurallara da diyebiliriz- uymak zorundadır ve uymuştur. Çünkü o zamandan beri kuralların dışına çıktığı görülmemiştir. Örnek olarak dua ederek bir teldeki elektrik akımı kesilemez. Veya, bir uçak arızalanırsa düşer. Vücut fonksiyonlarını yerine getiremediği zaman insan ölür. Bu örnekler gibi Ay da Dünya’yı yavaşlatır. Evrimle konusuna gelince, sizin de bir yazınızda söylediğiniz gibi her şey gerektiği gibi olmuştur. Çevrede değişen şartlar canlının da değişmesini dayatmıştır. Değişebilen yaşamış, değişemeyen yok olmuştur. Bu noktada doğal seçilim ve mutasyon birlikte çalışmışlardır. Saygılar sunarım.

Hasbihalci 
 11.01.2010 4:46
 

Mercanlar olmasaydı da –bakın olmasaydı da diyorum, tersi olsaydı demiyorum – düşüncenin doğruluğu değişmezdi. Düşüncenin yanışlığı ancak tersi bir formül öyle olmadığını kanıtlarsa kabul edilir. Karbon ışıması ile canlı organizmaların yaşı üç aşağı beş yukarı hesaplanabiliyor. Benim konuyu anlatma biçimim doğruluğu kabul edilmiş ve ispatlanmış bilimsel formüllere dayanıyor. Karbon ışımasının yanlış olması ancak bilimsel deneyle kanıtlanırsa kabul edilir. Bu sebeple benim anlatış biçimimle büyük harfli yazı arasında dağlar kadar fark vardır. Bilim adamları yanılmış olabilirler. Bilim adamı bilmediği şeye biliyorum demez. Ancak bilim adamı bir söz söylerken –yanlış bile olsa - bilimsel bir temele dayanır. Yanlışlığını kanıtlamak için de –bu sözü sevmeyeceksiniz- doğa üstü bir güce değil onun yaptığı gibi bilimsel bir temele gerek vardır.

Hasbihalci 
 11.01.2010 4:45
 

Sizin yazdıklarınızla onun yazdıkları arasında, büyük küçük harf dışında, bir fark yok. Siz bilim adı altında bir tasavvuru veya teoriyi, o da din adı altında bir inanışı dile getiriyor. Bırakın hangisinin doğru olduğuna okuyucular karar versin. Mercanlara bakarak dünyanın hızını ve bir yılın günlerini hesaplamak aklı ne kadar zorluyorsa, insanın sadece 9000 yıllık geçmişi de o kadar zorluyor. Meselâ ben ikisine de şüpheyle bakıyorum. Sanki bir kaç milyon yıl öncesini görmüş gibi yazıyorsunuz. Ne malum her şeyin bilim adamlarının söylediği gibi olduğu. Yanılmış olamazlar mı? Sonra durup dururken her şey nasıl oluyor da kendiliğinden bir düzene giriyor. Gezegenler oluşuyor, çekim yasaları çıkıyor, mikro organizmalar türüyor, bir takım canlılar ortaya çıkıyor. Sonra da bunlar, ilk durumlarını beğenmeyip evriliyor? Yazdıklarınızı, eleştirdiğiniz kişininkilerle, nesnel bir bakışla karşılaştını bakalım, aranızda bir fark görebilecek misiniz? Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 09.01.2010 12:13
Cevap :
Newton’un varlığını formüllere döktüğü kütlelerin çekim gücü denen bir güç var. Buna göre bir kütlenin başka bir kütleyi ne kadar güçle çektiği kâğıt üzerinde hesaplanabiliyor. Bununla birlikte işin içine merkezkaç kuvvetler girer. Çekim gücü ve merkezkaç kuvvetler birbirini dengeliyor ve gezegenler uydular güneş gibi daha büyük kütlelerin çevresinde bir yere gitmeden ve içine düşmeden –uzun süre- dönebiliyor. Bunları Newton yere düşen bir elmadan esinlenerek bulmuştur. Başlangıçta da yalnız kağıt üzerinde formüller şeklinde göstermiştir. Einstein’ın Görelilik teorisi de başlangıçta kağıt üzerinde gösterilmiştir. Ama h Roşima ve Nagazaki’den önce amerikanın çöllerinde yapılan deneyler bu teorinin doğruluğunu göstermiştrir. Varlığı bilinen kara delikler de önce kağıt üzerinde teorik olarak ispatlanmıştır. Bunlar gibi Ay’ın dünyayı yavaşlattığı ve günün birinde durduracağı kağıt üzerinde hesaplanabilmektedir. Mercanlar bu kağıt üzerinde yapılan hesabın doğruluğunu gösteren kanıtlardır  11.01.2010 4:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 5968
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster