Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
452
 

Ayağını yorganına göre uzatmak

Ayağını yorganına göre uzatmak
 

İstanbul büyük bir şehir. Dünyanın en önemli finans ve kültür şehirlerinden biri. Bir o kadar da tarihi var. Peki bu güzel şehirde yaşamak nasıl bir duygu. Şüphesiz çok güzel bir duygu. İnsanın ufkunu açan, olanakların zengin olduğu bu şehirde yaşamak büyük bir şans belki. Dünya ile entegre olabiliyorsunuz bir kere. Madalyonun diğer yüzüne bakarsanız karşımıza her büyük şehrin kaçınılmaz gerçeği çıkıyor. İyi paranın, iyi mülkün, iyi bir semtin var olma gerçeği. Düşük gelirle yaşama çabası içersindeki bir çok İstanbul sakini İstanbul'u ne kadar yaşayabiliyor. Koca bir hiç. Önceki yazılarımda da bahsetmiştim, İstanbul'da yaşamanın faturası gün geçtikçe ağırlaşıyor. 40 - 50 senedir bu şehirde yaşayan bizler bile, sonu belirsiz bir çıkmaza sürükleniyor gibiyiz.
İstanbul, ileride zenginlerin ve zenginlere hizmet edenlerin şehri mi olacak bilemiyorum.
Bu noktadan hareketle asıl mevzuma geliyorum. Geleceğini ipotek altına aldırtan, büyük bir şehirde yaşama savaşı veren, bilinçsizliğe itilen halkımız. Reklamlar bizleri öylesine girdabına almış ki kurtulmanın imkanı yok. Tüketim ve sınıf atlama güdüsü içimize işlemeye devam ediyor. Bankalar ( yurt dışından gelenlere dikkat ) geleceğimizi satın alıyor. Gösterişli o büyük mağazalar bizleri öyle bir çekiyor ki kurtulmanın imkanı yok. Üç günlük bayram tatili için 3bin 4bin YTL yi veren az mı? Etki tepki birbirini kovalıyor, herkese, doğruluğundan emin olmadığımız bir çok davranış normal ve doğru görülüyor. Evlilikler tehlike altında, kredi borçları kapanmayacak, ailerin yuvaların yıkılması olası. Belki intiharlar olacak. Üretmeden harcamanın sakıncaları çok geç algılanacak.
Türk toplumu, o çok güzel atasözünü unutmamalı "Ayağını yorganına göre uzatmak". Bu günün koşullarında bu çok zor biliyorum, ama zor olanı başarmak daha anlamlı değil mi?
Bizler, savaşları görmüş, yaşamış kişilerin torunlarıyız. Onların yaşadığı günleri unutmayalım. İçinde bulunduğumuz sahte bolluğun, sahte saadetin farkında olalım. Şirin gözüken bankaların esiri olmayalım. Kazandığından fazlasını tüketmenin sonu olmadığı kafamızdan çıkarmayalım.
İstanbul ve diğer büyük şehirlerde yaşamak güçleşiyor. Alışveriş çılgınlığı artan hızla devam ediyor. İşimiz zor.
Her ne kadar enflasyon düşüyor, milli gelir artıyor dense de halkın büyük bir çoğunluğu hızla fakirleşiyor. Tedbir alınmazsa gidişhat iyi değil. Vatan bile elden gidebilir. Kanımca iş bu kadar ciddi......

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 487
Toplam yorum
: 258
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1664
Kayıt tarihi
: 01.04.07
 
 

1965 İstanbul doğumluyum. İTÜ Elektrik mühendisliğinden mezun oldum. Özel sektörde Kalite Bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster