Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1092
 

Ayda ve yazarlar ne anlatıyor

Ayda ve yazarlar ne anlatıyor
 

Kimi iktidara kızıyor. Kimi de Cumhurbaşkanlarına. Politika yazıyor kimileri.

Kimi doğum günü partisini anlatıyor kimide Ayda' ya kızıyor.

Ya da ilham alıyor Ayda'nın yazılarından benim gibi.

Bazıları, ballandıra ballandıra anlatıyor gezdiği gördüğü yerleri. Gidemediğim için göremediğim için içim gitmiyor dersem yalan olur. Onun imkânı var gidiyor, geziyor ve biliyor ki yazıyor. “Gezdiğin yerlerden bana ne, neden yazdın benim canım çekti şimdi ne olacak”mı? demem gerekiyor. Tam tersine keyif alarak okuyorum. Hatta anlatımları güzel olan bazı yazarlarımız sayesinde gitmiş kadar oluyorum.

Bazıları da yediğinden içtiğinden, damak tadından bahsediyor. Ah o yöre yemekleri yok mu? Birde yemeklerin resimlerini koymuyorlar mı? Ağzım sulanarak okuyorum vallahi, bilmediğim tarifleri de alarak.

Bu güne kadar hiç aklıma gelmeyen konular buluyorum burada. Hem de araştırsam da bulamayacağım kadar önemli konular.

Meslekler hakkında yazı yazan bir yazarımızın yazısı yeğenimin ev ödeviydi.

İşi pazarlamacılık üzerine olan bir aile dostumuza, yine burada yazılan pazarlamacılık yöntemlerinden bahsettim. Aile dostumuz anlattıklarımla yetinmeyip sitenin ve yazar arkadaşımızın blog adresini istedi. Açtığı telefonda teşekkür ediyordu, okuduklarını düzenlediği bir seminerde personeline anlattığını ve sonuç almaya başladığından söz ediyordu.

Öyle arkadaşlarımız var ki burada yazan, görmediğim filme gitmişim gibi anlatıyor izlediği bir filmi.

Dizi seven de var sevmeyen de. Anlatıyor benim gibi diziden nasıl etkilendiğini. Anıları depreşiyor gidiyor yıllar öncesine.

Okuduğu bir kitaptan bahsediyor. Anlatımında etkileniyorum. Okumamışsam gidip o kitabı alıyorum.

Hele bir yazı vardı ki defalarca tekrar tekrar okudum. Kimilerine göre belki de basit bir yazıydı. Annesinin boncuklarından bahsediyordu. Ama ben eminim ki; herkesin boncuk yapsın ya da yapmasın, her an her koşulda evladına değil boncuk, canını verecek sağ ya da vefat etmiş bir annesi vardı ve bu yazıyı okuyan herkese o anda kendi annesini hatırlattı. Bu yazıyı yazana teşekkür edilmez de ne denirdi acaba? Kötü mü oldu, Belki de uzun zamandır görmediğimiz sesini özlediğimiz annemizi aradık sesini duyduk.

“Ne güzeldir çaldığınız kapının arkasında ya da telefonun diğer ucunda yaşlı anneniz ve babanızın olduğunu bilmek” diyordu Can Dündar. Yalan mı? Hangimizi etkilemedi? (Son zamanlarda Can Dündar adıyla yayınlanan bu yazı Can Dündar'ın kendi sitesinde Can Dündar tarafından kendisinin olmadığı yazılıyor. O halde bizde yazarı belli olmayan diyelim)

Meslekleri öğretmen olan yazarlarımız var kadınlı erkekli. Ha bire yazıp duruyorlar. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizi nasıl daha iyi yetiştiririz diye. Ben öğretmenlerimizin yazılarını oğluma da okutuyorum. Çocukları olan arkadaşlarıma blog adreslerini veriyorum.

Doktor yazarlarımızdan faydalanmıyoruz diyebilir miyiz? Bol bol anlatıyorlar sağlımıza dair ne varsa. Bizi bilinçli olmaya davetkâr görüyorum her bir yazılarını, tavsiyelerini.

Ülkemiz gündeminin nabzını tutan, hatta adım adım izleyenler de var. Ülkemizde haber konusunda sıkıntı yok maşallah; düşündürücü, ders alınması gereken, hüzünlü, sevinçli, ölümlü, doğumlu haber ne ararsan var. Bunları bize ileten her kim olursa olsun, araştırmış, emek vermiş derlemiş ve bize yazmış. Neden teşekkür etmeyeyim ki.

Benim, ya da arkadaşımın başına geldi, biz yandık bari başkaları yanmasın, siz yanmayın diye bizi uyaran yazıların nesi kötü.

Teknolojik gelişmelerden günü gününe haberdar olmuyor muyuz? 10 yıldır bilgisayar kullanmama rağmen ne çok şey öğrendim buradaki ustalardan.

Üniversitelerde öğretim görevlisi yazarlarımız var ne güzel, kıymetli bilgiler aktarıyorlar. Durup dururken hangimizin aklına gelirdi o yazılan teknik bilgileri araştırmak, okumak. Neden teşekkür etmeyeyim onca emeği geçmiş bu insanlara.

Canımın sıkıntısını alıyor, yorgunluğuma birebir geliyor, güldürüyor beni mizah yazanlar.

Hayat kimine tatlı kavun yediriyor kimine de acı kelek. Anlatıyor benim gibi başından geçenleri, acı tatlı anılarını. Demek ki onda izleri kalmış, bir takım derin yaralar açmış ki yazmış, belki beni ilgilendirmez onun anısı, Ama okumuşsam herhangi bir anıyı en azından saygı duyarım. Alabileceğim ders var mı? diye düşünürüm. Ya da bana anımsattıklarını kendi anılarımda yaşarım.

Blog yazılarını yeni eski hiç ayırt etmeden okumaya çalışıyorum. Her okuduğum yazıdan farklı keyf alıyorum. İlham aldığım da oluyor ilham kaynağı olduğum da.

Bu yazıma konu olan da Sevgili Ayda’nın yazılarıdır.

Ortaokul öğrencisiydim. Hangi öğretmenime ve hangi derste sorduğumu hatırlamıyorum. “Neden insanlar aynı değil, kimi süt beyaz kimi esmer, kimi sarışın kimi zenci, neden hiç kimse kimseye benzemiyor öğretmenim “ diye sormuştum. Öğretmenim;

_ Kızım ne biçim soru bu, ayıp kızlar böyle şeylerle meşgul olmazlar, demiş beni çok kötü azarlamıştı. Sınıftaki bütün arkadaşlarım kıkır kıkır gülüşmüşlerdi. Hem çok utanmıştım hem de çok üzülmüştüm. Bir anda sınıftaki bütün arkadaşlarımın dalga geçtiği, kötü kız olmuştum. Düşünün ne kötülük vardı bu soru da da? Öğretmenim beni böylesine mahcup etmişti.

Nedenini şimdi daha iyi anlıyorum. Ayıptı her şeyden önce. Kitaplarımızdaki kısıtlı ve genel anlatıldığı halde cinsellikle ilgili konular, üstü kapalı ve hızlı bir şekilde geçiştirilirdi. Kızlar bu konuları bilmemeliydi. Bilmeden evlenmeli, bilmeden çocuk doğurmalıydı. Gelenek görenekte vardı uyulması gereken. İlk regl olduğumda öyle korkmuştum ki. Anneme söyleyememiş komşumuzun kızına söylemiştim. Ayıptı anneler kızlarıyla bunu bile konuşamazlardı.

Ben bundan 35 yıl öncesinden bahsediyorum. Keşke o zamanlar da, ya da benim yaşadığım o küçük Kasabada da Ayda gibi yazanlar olsaydı. Görsel basın, medya olsaydı.

Gerçi hala günümüzde de yok değil benim 35 yıl önce yaşadıklarımı bu gün yaşayanlar? 35 yıl önce beni mahcup eden öğretmen zihniyeti bugün yok mu? Elbette var.

Cinsellik, yaşanan ve yaşanması gereken bir gerçektir. Bu konularda ister profesyonel bilgiler içersin ister fantastik öyküler olsun bilgeleri tarafından yazılmalıdır ve okunmalıdır da. Ben zevkle okuyorum ve buradan onlara teşekkür ediyorum. Ayda ve Ayda gibi yazan diğer yazar arkadaşlara.

Yakında bende mizah tadında benzer bir fıkra yazacağım. İsteyen okur ve güler isteyen okumaz. Belki olumlu yorum yazar belki kızar. Her türlü yoruma saygım sonsuzdur.

Yazdığımız yazıların çoğunluk tarafından okunması ve beğenilmesi hepimizin ortak isteği. Hele de üstüne birde yorum alması ne keyiflidir bilmezmiyiz.

Mesleği Öğretmen olan bir yazar arkadaşın mizah yazısına olumsuz yorum yaptım. Haklı olduğuma dair çok güzel bir cevap aldım.

Yorumun iyisi kötüsü olmaz diye düşünüyorum. İyi ya da kötü, olumlu ya da olumsuz, adı üstünde yorum yorumdur.

Keşke her okuduğumuz yazıya beğensek de beğenmesek de yorum yazabilsek.

Beğenerek yaptığımız yorum, yazara güç verecek heyecanını arttıracak, beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz yorum da yazara savunma hakkı yada düzeltme seçeneği verecektir. Her iki durumda da yazarın heyecanını sanırım hepimiz biliyor ve yaşıyoruz.

Ha bu arada önemli olanda yapılan yorumları hazmedebilmektir.

“Çok yorum alan yazılar iyi, az yorum alan yazılar kötü” diye nitelendirmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zannedermiş.

MB. da yazılan konu ve yazarların ne kadar çok olduğunu hepimiz biliyoruz. Tek tek saymakla yazmakla bitmez. Son olarak ben diyorum ki;

Akademik ve teknik bilgiler veren, fıkralarıyla mizah yazılarıyla güldüren, anlamlı sözlerle düşündüren, anılarıyla anılarıma götüren, haberli olmamı sağlayan, bilgilendiren, bilinçlendiren duygulandıran, ağlatan, sevindiren vesaire vesaire…

Yazı yazan her arkadaşa sonsuz teşekkürler. Ellerinize, yüreğinize, gönlünüze sağlık. İyi ki varsınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gerek diyerek senin yazılarından başladım hepsini okumaya. Ellerine sağlık. Her bir yazın ayrı bir güzellikte ve anlamda. Birgün ben de senin gibi yazmak isterdim. Sevgilerimle.

canzaimoglu 
 21.09.2007 0:30
 

Dün bir yanlış anlama yüzünden gelemedim. Bugün buluşulacak sanmıştım. Hatta ona göre işimi ayarlamıştım. Neyse , bir dahaki sefere. Tabi ki görüşürüz. Ben de 46 yaşındayım. Büyüdüm yani birazcık.:)) SEvgiyle kucaklıyorum sizi; seni...

derinmavi.. 
 14.06.2007 17:47
Cevap :
Çok hoş geçti dün akşamki toplantı. Sadece 6 kişiydik. Bu tıplantıda bir şey dikkatimi çekti. Sanki çok uzun zamandır birbirimizi tanıyor gibiydik. Hemencecik kaynaşıverdik. Pelin'i tanımanı isterim. Öyle sıcak kanlı öyle samimi ki. Biz Pelin'le hemen sarmaş dolaş olduk. Bende çabuk ısınırım zaten. Seninle de bir daha ki toplantıya artık. Sevgilerimle güzel insan.  14.06.2007 20:16
 

Sevgili hemşerim, baştan itibaren okuyunca "yazanı" (yazar demek iddialı olur diye düşünüyorum; kendimce tabi) daha iyi tanıma şansımın olduğunu düşünüyorum. Bu benim için önemli çünkü "sevmediğim" insanlar ne yazarsa yazsın okumak istemiyorum. Duygusal bir balık olunca ve yazıları duygularınla değerlendirince böyle oluyor ne yapalım. Sevgiler, maviler... baştan okuyunca niye mavi dediğim anlaşılıyor örneğin. :)))

derinmavi.. 
 14.06.2007 15:33
Cevap :
Canımsın bundan böyle ne diyeyim. Eline yüreğine gönlüne sağlık. Birde şahsen görüşmek dileğim. Dün akşam biz buluştuk Bostanlı'da. Bir daha ki sefere inşallah seninle de görüşürüz. Sevgiyle kucaklıyorum seni. (Sende bana sen dersen sevinirim. Ben 47 yaşındayım. Benden küçüksen ablan olmak isterim. )  14.06.2007 15:42
 

Ne kadar samaimi içten dökülmüş yüreğinizden eski bir yazınız tesadüfen gördüm severek okudum.Önemli olan paylaşmak paylaştığını paylaşmak sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 14.06.2007 15:22
Cevap :
Sevgili Meral Hanım, (Karşılıklı şu hanımları da bir kaldırsak diyorum.) İnanın içimde, bende yazdıklarım gibiyiz. Buradaki amacım öncelikle her kese karşı saygılı olmak, verilen emeklere saygı duymak, birde okuyabildiğim kadar okuyup, faydalanıp aklımın erdiğince de yorum yazmak. Sizi de çok seviyor ve beğeniyorum. Bir gün oturup baştan sona bütün yazılarınızı tek tek okuyacağım. Bu fikri Sevgili İzmir Mavilimden aldım. O bugün böyle yaptı yazılarım için. Baktım gerçekten de ondan bundan bir-iki okumaktansa sırayla beğendiğim yazı yazan arkadaşlarımın bütün yazılarını baştan sona okumak. Böylece birbirimizi daha iyi tanıyacakmışız gibi geliyor bana. Sana sonsuz teşekkürlerimi gönderiyor sevgiyle kucaklıyorum.  14.06.2007 15:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 699
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2793
Kayıt tarihi
: 30.01.07
 
 

1960 yılında memleketimde doğmuşum. 1978 Ticaret Lisesi mezunuyum. 33 yıl bir kamu kuruluşunda ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster