Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '16

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
145
 

Aydın Dağyeniköy'den - İzmir Küçükkale Köyüne Doğa Yürüyüşü...

Aydın Dağyeniköy'den - İzmir Küçükkale Köyüne Doğa Yürüyüşü...
 

Didim’in doğa yürüyüşçüleri, kendilerini doğanın kucağına atmak için Pazar günlerini iple çekiyorlar… Sıkıntılı stresli bir dönemden geçerken, dağlar, ormanlar biraz da olsun nefes almamızı, rahatlamamızı sağlıyor…

Her doğa yürüyüşü aynı zamanda kültürel bir gezi özelliğini de taşıyor…

Yürüyüş güzergâhlarımızdaki kültürel dokular da ilgi alanlarımıza giriyor ve bizi etkiliyor…

Didim Dağcılık ve Doğa Yürüyüşü grubuyla yaptığımız bu haftaki yürüyüş rotamız, Aydın sınırlarından İzmir sınırlarına doğru bir doğa yürüyüşüydü…

Aydın ilimizin Germencik ilçesinin İzmir ili sınırındaki adı güzel, kendi güzel dağ köyü, Dağyeniköy doğa yürüyüşümüzün başladığı köydü…

Sabah kahvaltımızı bu köyün kahvesinde yaptık…

Çay 50 kuruş, ekmek 50 kuruş, simit 50 kuruş ve içilebilir sağlıklı su bedava…

Köyün meydanında da büyük bir çeşme var… Bu çeşme bir başka çeşme… Hüzünlendiren, duygulandıran bizi alıp kurtuluş Savaşı dönemlerine götüren bir çeşme… Köylü de gözü gibi bakıyor bu çeşmeye ve saygı duyuyor…

Merak ettiniz değil mi, bu tarihi çeşmeyi…

Atatürk döneminde, İnönü’den sonra Başbakanlık yapan, daha sonraki dönemde de İnönü’den sonra üçüncü Cumhurbaşkanımız olan Celal Bayar, 1957 yılında yaptırıyor bu çeşmeyi…

Bunda ne var diyeceksiniz haklı olarak… Celal Bayar bir vefa borcu olarak bu çeşmeyi yaptırıyor… İzmir 15 Mayıs 1919 yılında Yunanlılar tarafından işgal ediliyor… Bunun üzerine İzmir’de İttihat ve Terakki Partisinin temsilcisi olan Mahmut Celal Bey (Bayar), Galip Hoca takma adıyla, ulusal kurtuluş hareketini örgütlemek için İzmir’den ayrılıyor… Kılık değiştirerek Ödemiş ve Tire’nin köylerinde halkı kurtuluş için örgütlemeye başlıyor… Bu sırada Yunanlılar Aydın ilimizi de işgal edince, manevra alanı iyice daralan Celal Bayar, Doğa Yürüyüşümüzün başladığı Dağyeniköye geliyor… Köylüler Celal Bayar’a sahip çıkıyorlar, onu destekliyorlar, kimliğini gizleyerek, köylerinin camilerine imam yapıyorlar…

Neyse lafı uzatmayalım. Kurtuluş Savaşını kazanıyoruz ve Cumhuriyetimiz kuruluyor. Celal Bayar, Atatürk’ün vefatından önce de Başbakanımız oluyor…1950 yılından sonrada 3. Cumhurbaşkanımız oluyor… Galip Hoca yani Celal Bayar Dağyeniköy’ü unutamıyor. O köye kendi hesabından bir çeşme yaptırmak istiyor… Lakin yeterli parası yoktur.  Cumhurbaşkanı olarak davet edildiği Afganistan’da kendisine hediye edilen cins bir tazıyı, Atatürk Orman çiftliğine bırakır… Tazının bakımında sıkıntılar olunca tazının satılması önerisine sıcak bakarak, elde edilen parayla da çeşmeler yaptırır… Ne yazık ki, bu hareketi 27 Mayıs’tan sonra “köpek davası” adıyla yargılanmasına neden olur… Şimdiki siyasetçilerle o dönemin köklü, derin, kuvayi Milliye ve Cumhuriyet ülküsü dolu siyasetçilerini karşılaştırma yanlışlığına düşmeden tekrar, Dağyeniköy’den başlayan yürüyüşümüze dönelim…

Köyün sokaklarında yürüyerek, köyün üstündeki dağlara doğru yürümeye başladık… Doğrusu dik orman yolu bizi epeyce zorladı… Doğa uyanmaya, bahara göz kırpmaya başlamıştı… Bademler çiçek açmıştı… Orman denince aklımıza hep kuş cıvıltıları gelir ama ne yazık ki, kuş cıvıltıları yoktu… Çalılıklar arasına sıkışmış ve yaralanmış bir karatavuğu ise bir arkadaşımız oradan kurtararak tedavi ettirmek için yürüyüş boyunca onu taşıdı.

Mola yerimiz tam bir zirveydi… Zirvenin hemen üst kayalık kısmında da bu bölgede yaşamış bir uygarlığın izleri vardı…

Zirve’den yürüyüşümüzün son bulacağı Tire ilçemize bağlı Küçükkale Köyü gözüküyordu… Yakın sandığımız bu köye iniş aşağı süren yürüyüşümüzle ancak üç saatte ulaşabildik…

Küçükkale köyü, üretime yönelik, tarımla, zeytincilikle, hayvancılıkla uğraşan kendine yeten güzel köylerimizden birisi… Yorgunluk çayımızı da bu köyün kahvesinde yudumladık…

Bizi bekleyen aracımıza binerek, yorgun ama mutlu olarak Didim’e döndük…

Bir başka yürüyüşümüzde görüşmek üzere...

Not: Doğa Yürüyüşü ile ilgili fotoğraflar aşağıda Milliyet Blog Galeri'de...

abdurrahman balcilar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erdoğan Bey, Köyüme misafir gelmişsiniz ama ben size hoş geldiniz diyemedim. O sabah ben dağcı olan siz yürüyüşçüleri gördüm. Nereden bileyim ki, tanışmıyoruz, haberim yok. Sıkça gelir böyle gruplar yürüyüş için. Haberim olsaydı hiç olmazsa çayı hep beraber içseydik. Benim Bal İnternet Cafe hemen o çay içtiğiniz köy kahvenin yanı, bakkalın üstü. Sabah ben geldiğimde grup ayrılıyordu. Bahsettiğiniz Celal Bayar Çeşmesi, Köyümüzdeki kalış öyküsü ve hemen caminin arka tarafında o yıllarda kaldığı ev. Hala restorasyon bekliyor. Ben Dağyeni Köylüyüm. 13 yaşında köyden ayrıldım. 6 yıl önce döndüm. Kahvede resmini çektiğiniz Celal Bayar resmini ben çekip, koydum. Blog sayfamda köyüm hakkında çok yazım var, okumuşsunuzdur. Artık konu kalmadığı için şimdilerde Tv Programları diziler hakkında yazıyorum. Hoş geldiniz köyüme... Güle güle... Tekrar gelirseniz, sabah çayını birlikte içeriz aynı kahvede. Zirvede çekildiğiniz, Yediyaran tepesine çok tırmandım. Saygı ve selamlar Erdoğan Şahin Dostum.

abdurrahman balcilar 
 16.02.2016 21:31
Cevap :
Abdurrahman Bey merhaba, ne büyük tesadüf, keşke karşılaşsaydık ne iyi olurdu...Ben sizin yazılarınızı takip ediyorum ve beğeniyorum...Aydın bölgemizin çiçek adlarını sizin yazılarınızdan öğrendim...Aydın ilimizin kurtuluş günü için yazdığım şiirimde de kullandım...Umarım yolumuz yine o güzel köye düşer...Çay 50 kuruş, simit 50 kuruş, ekmek 50 kuruş ve güzel suyu bedava...Tüm doğa yürüyüşçüleri çok sevdiler köyünüzü...Sevgilerimle...  17.02.2016 11:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1371
Toplam yorum
: 1901
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1017
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster