Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
937
 

Aydın olmak

Aydın olmak
 

İnsanları aklıyla ve kalbiyle aydınlatanlara aydın denir.(Sabahattin Gencal)


Kime aydın denildiği konusu, yüzyıllardır tartışılmasına rağmen tam olarak anlaşılmış değildir. “Kime aydın denir?” sorusuna verilen cevaplar hep göreli olmuştur. Ülkeden ülkeye hatta bölgeden bölgeye, aydın konusunda farklı düşünceler ortaya atılmıştır. Zaman içerisinde de bu konudaki görüşler değişmiştir. Bütün bu düşünceler bir düşünce zenginliği olarak değer bulmak yerine kafa karışıklığına neden olmuşlardır. 

Kafanızı karıştırmamak için bugüne dek aydın konusunda söylenilenleri unutun. Ben zaten unutmuşum. Ne hikmetse, bir çok şeyi olduğu gibi aydın özellikleri konusundaki, çok az da olsa okuduğum tartışmaları unuttum. Unutkanlığımızı lehimize kullanmaya çalışacağım. Ön yargılardan kurtulmamız gerektiğini söylemezler miydi? İşte kurtulduk. Ön yargıyı da, bütün yargıları da unuttuk. Sen de unut emi. Ya da unut onu sen. 

Sen ve ben “kime aydın denir?” sorusunu beraber cevaplandıralım: 

Aydın, karanlığı aydınlatan kişi, yanı ışıktır, daha doğrusu ışık saçandır. 

Işık saçmak için bir çok özelliklere sahip olmak gerekir. Zekâydı, akıldı, bilgiydi, tecrübeydi, şuydu buydu her neyse, bu özellikler üzerinde durmayalım. Şuna dikkati çekelim: Bir kişide aydın olabilecek tüm özellikler olmasına rağmen o kişi ışık saçamıyorsa o kişi aydın değildir. Açık deyişle bir kişi çok zeki ve bilgili olabilir, pek çok diploma da alabilir; ama aydın olamaz. 

Kişilerin yayacağı ışık duygu ve düşünce ışığı olur. Duygu temizliği, düşünce özgürlüğü ve aydınlığı konuları çok derin konulardır. Bir an için bu konuyu da bir tarafa bırakalım. Bir tarafa bırakalım demekle bırakılamaz düşünceler; ama öyle kabul edelim. 

Günlük yaşantımızda bizi aydınlatanları göz önüne getirelim: Güneş, ay, elektrik, petrol, çıra…vb. aydınlatıcılar gözünüzün önünden geçti mi? Herkes bu aydınlatıcılardan birini örnek olarak kullanmak üzere incelesin. 

Ben elektrik yükleri, akülerdeki, pillerdeki artı eksi kutupları vb. konuları düşünüyorum şimdi. Düşünmekle olur mu? Bilgi gerekli. Zaten fazla bir şey bildiğimiz yoktu bu konularda; az da olsa bildiklerimizi de unuttuk. Sadece şu kaldı aklımızda: Artı eksi kutupları olmazsa bunlar işe yaramaz. Bir enerji meydana gelmez. Ne ışık, ne ısı, ne hareket hiçbir şey üretilemez. Konu konuyu açıyor. Evrende zıtlıkların muazzam uyumu olduğu da söyleniyor. 

Biz evrenden değil evrenin efendisi, halifesi, özeti insandan söz ediyorduk. İnsanın nasıl aydın olabileceğinden söz ediyorduk değil mi? Galiba soruya verilebilecek cevaplardan bir tanesini bulduk: Ne bulduk? Artı ve eksi kutupları bir arada bulundurabilenler aydın olabilir. Olabilir diyoruz. Neden böyle diyoruz? Çünkü bir akü, bir pil kullanılmadığı sürece işe yaramaz. Bunun gibi bazı kişiler de uygun ortam bulamazsa aydınlatma görevlerini yapamazlar. 

Her ne kadar benzetmelerde ileri gitmemek gerektiği söylense de benzetmeler yararlı oluyor. Bakınız yaptığımız benzetme önceden düşünmediğimizi hatırlattı bize. Biz sadece ışık saçmadan söz etmiştik. Isı da, hareket de oluyormuş. Yani aydın demek bir yerde enerji üretmeye sebep olan demek oluyor. Yani insanların, birbirlerini sıcak duygularla, açık deyişle sevgi ve hoşgörüyle bakmalarına, iyi niyetle düşünce alışverişlerinde bulunmalarına, dürüstçe hareket etmelerine vesile olan kişilere aydın denir. İnsanlar, cinsi, rengi, ırkı, dili, dini ne olursa olsun birbirleriyle kaynaşırlarsa, ayrı ayrı saymadan söyleyelim her alanda ileri giderler. Demek ki aydın insanların ilerlemesine sebep olandır. İlerle mutluluğu da getirebilir. Demek ki … 

Sizin yaptığınız benzetmelerden ne haber. Ay ve güneş benzetmelerini size bıraktım. Bunlar bira zor benzemelerdi. Ama asırdan asra dünyamıza güneş gibi doğan büyük zatlar da var. Siz de bu zatların özelliklerinden hareketle aydının özelliklerini bulabilirdiniz. Her zorun yanında kolay da vardır. Kandil, mum, çıra örneklerinden hareketle de aydınların kim olduğunu bulmak mümkün olabilir. 

Ücra köşelerde mum gibi ışıklandırarak eriyen köy öğretmenlerime aydın sıfatı yakıştıramıyoruz, köşelerinde, bloglarında kandil gibi yananlara aydın sıfatı yakıştıramıyoruz nedense. Sözüm size değil, ön yargılarımızı bırakarak yazıya okumaya başladığımız için siz aydın olanlarla, aydın geçinenleri, aydın olarak takdim edilenleri ayırabilirsiniz artık. O kadar da değil diyeceksiniz. Öyle ya bir iki örnekle konuyu anlayabilmek kolay değil. Siz de haklısınız. Bir iki örnek daha verelim: 

Bazı aydın geçinenler yalnız aklı esas alıyor, imandan söz etmiyorlar. Bazıları da tersini savunuyor. Biz de, yukarıda beraberce bulduğumuz örneklerden hareketle akıl da, iman da aydın olmak için olmazsa olmaz hükmündedir diyoruz. Aynı şekilde bilim ve dinin de aynı anda değerlendirilmesi görüşündeyiz. 

Şu ya da bu görüşte olmak yetmez, yazmak çizmek, konuşmak yetmez. Aydın olmak için güneş gibi için için patlamalı, çıra gibi yanıp tükenmeli, mum gibi erimeli. Aydın olmak için kişi kendini toplumuna, insanlığa hizmet için adamalı. Ancak insanlara faydalı olabilenler aydın olabilir. Ne mutlu aydın olabilenlere. 

 

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 21. 07. 2011 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 639
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa Eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster