Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '19

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
49
 

Aydınlamanın Kıvılcımı....

M.Ferit Kotan

       Ülkemiz de yaşanılanları anlamak güçleşti. Tartışmalarda kullanılan sözcükler, tümceler yadırganacak nitelikte. Bu tür söylemlerle siyasi aktörlerin itibar kaybetmeleri de ülkenin yönetimi açısından iyi bir şey değil. Ağlanacak halimize gülüyoruz, gülünecek halimize ağlıyoruz. Halkımız şaşkın, pahalılığa karşı yaşam mücadelesi veriyor.

       Tartışılan konular düşünüldüğünde, yıllar önce Türkiye’nin üçüncü Cumhur Başkanı Rahmetli Sayın Celal Bayar’ın “Bu kış Komünizm Gelecek “ tümcesi akla geliyor. 60-70-80 lı yıllarda da ülke yönetiminde sorunlar olunca, siyasilerin dilinden düşmezdi bu sloganlar.

        1961 Anayasasında yer alan Düşünce ve örgütlenme özgürlükleri, ülkemizde bazı sosyal gelişmeleri öne çıkarmıştır. İşçi eylemleri hak aramada önemli bir güçtü. Bu güce karşı kullanılan sloganların başında " Komünistler Moskova’ya " tümcesi yer alırdı. Emperyalizme karşı güç birliği söylemine de,”Komünistler Moskova ya” sloganı atılırdı.

       Bu sloganlardan etkilenmemek mümkün mü? Çocukluğumuzda Rusya ile yapılan sportif karşılaşmalarda galip geldiğimizde, bir kaç devleti daha yendiğimiz kadar coşku duyardık. Güreşlerde Ruslarla karşılaştığımızda, radyonun başına kümelenir, (Televizyon yoktu) güreşçimizin galibiyetini nara atarak kutlardık.

       Rusya da, Gorbaçov ile başlayıp Yeltsin ile devam eden reformlar sonucunda, ülkeler arası ilişkiler farklılaştı. Sahil kentlerimize, turist olarak gelen Rus güzellerinden etkilenmeyi hep beraber yaşadık. Rusların öcü olmadıklarını öğrendik. Düşüncelerde depremler oldu diyebiliriz. Akdeniz sahillerinde Rus gelinlerimiz birden çoğaldı. Turizmciler Rusya'dan gelecek turist kafilelere kafayı taktılar. Turizmde, Ruslar ve Almanlar ekmek kapımız oldu.

       Şimdi, üreticilerimizin gözü kulağı Rusya'da; domateslerimizi, patlıcanlarımızı, salatalıklarımızı alacaklar mı diye. Yöneticilerimiz, iş adamlarımız çat kapı Rusya'da, biri gidiyor biri geliyor. Rusya'dan gelen doğal gaz ile ısınıyoruz.

      Uluslar arası ilişkilerde çeşitli değişimlerin olabileceği gerçeği beni fazla düşündürmüyor. Düşündüren şey, yıllardır sağ iktidarlarla yönetilen ülkemizde Tunceli'nin Ovacık İlçesin de komünist partisinin gösterdiği adayın belediye başkanı olması sonucunda, yazılı ve görsel basında ortaya çıkan yaklaşımlar. Sayın belediye başkanının, halkı örgütleyerek hazine arazilerinde ürettiği ürünlerin,  Kooperatif’çilik aracıyla tüketiciye ulaşma becerileri, herkesin gözünü aştı.

       Ülkemizde hüküm süren hayat pahalılığın nedenleri tartışıla dursun, yaşanan bu sosyo-ekonomik süreçte tüm düşünceler alt üst oldu. Suçlamaların niteliği değişti. Soğan, domates patlıcan; kabak salatalık, kıvırcık. Türküleri, şarkıları ninnileri, tekerlemeleri kulaktan kulağa yayılmaya başladı.

       Herkesin dilinde ülke genelinde tarımın ihmal edilmesi sorunu. Televizyon kanalları siyasetçilerden ve uzmanlardan geçilmiyor. Sorun Üreticilerin güçlerinin birleştirilmesi ve aracıların ortadan kaldırılması olarak tartışılıyor. Üreticiden tüketiciye ürünlerin sunulması sorununun nasıl çözüleceği konusunda ise, Kooperatifler yolu ile gerçekleştirileceği görüşü herkesin ortak kararı. Daha detaylı tartışmalarda, tarım girdilerinde ve diğer girdilerde de kooperatif ve tanzim satış yöntemiyle çiftçinin desteklenmesi sorunu işleniyor; benzin ve mazotun, gübrenin bile tanzim satış yöntemiyle hizmete sunulması gerekliliği üzerinde durulmaktadır.

       Nereden geldik bu noktaya. 1980 li yıllarda uygulamaya konulan parasal politikaların sonucu olarak, üretmeyen tüketen bir topluma dönüşülmesidir diyebiliriz. Oysa, o yıllarda bu politikalar ekonomide bir devrim olarak değerlendirilmişti. Küresel sermayenin yarattığı vahşi kapitalizmin dayattığı ranta dönük ekonominin tahribatıdır diyebiliriz. Daha da ileri giderek, gelirler arsında gerçekleşen uçurumların toplumsal yapıyı bozduğunu söyleyebiliriz. İlginç nokta, bu olumsuzluğa ilk tepki verenler ise, Türk sermayesinin en güçlü kuruluşlardan olan üçüncü nesil yöneticileri olmuştur.

       Ekonomideki bu çarpık yapılaşma, halkın temel gereksinmelerini temin etmede güçleşme yaratınca, sesler yükselmeye başladı. Domates, biber patlıcanın yarattığı sosyal hareketlilik diyerek adlandırabiliriz.

        Olaylara felsefe ve yönetim açısından bakılınca, ortaya çıkan manzara ve öneriler 1923 İzmir İktisat Kongresinden başlayıp, bugüne kadar yapılan tartışmalarda suçlanan örgütlenme modeli olan kooperatifleşme olayıdır. Rahmetli Sayın Bülent Ecevit, belediyelerde tanzim satış ofislerini  kurdurduğunda, sermaye düşmanı olarak suçlanmıştı. İş adamları bildiri yayınlayarak iktidardan uzaklaştırmaya çalışmışlardır.

        31 Mart mahalli seçimlerine giderken partilerin yaşam pahallığı ve çarpık ekonomik yapının yarattığı bunalımdan kurtulmak için önerdikleri örgütlenme modeli ise kooperatifçiliktir. Yetkililer, büyük kentlerde belediyeler aracıyla gerçekleştirilen tanzim satışlarının, gerekirse seksen bir ile yayılacağını söylüyorlar. Belediye başkan adaylarının vaatlerinde, halkın refaha kavuşması için kooperatifler aracılığı ile üretimden tüketime yönelen organizasyonları gerçekleştireceklerini açıklıyorlar.

       Hey!.... Patates, Soğan, Domates biber patlıcan, senin gücün ne kadar büyükmüş. Ülkemin üzerindeki korku bulutlarını dağıttın. 18.02 2019

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 441
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster