Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1885
 

Aydınlanan Çin'in Lang Lang'ı ile, karanlıklara kayan Türkiye'nin Fazıl Say'ı arasındaki farklar

Aydınlanan Çin'in Lang Lang'ı ile, karanlıklara kayan Türkiye'nin Fazıl Say'ı arasındaki farklar
 

Bugün, değerli piyanist-bestecimiz Fazıl Say'ın paylaşım sitesi Facebook'ta, grubuyla paylaştığı bir makalesi yayınlandı. Benim için çok duygulu bu makaleyi, Say'ın menajeri dost Kadir Dursun'un onayıyla Milliyet Blog'da paylaşmak istedim. Blog sayfamda bugün, çok değerli bir müzik adamını konuk edeceğim anlaşılacağı gibi. Söz Fazıl Say'ın:


Ben Lang Lang'ı severim.


Bir çok kişi beğenmez,çok iyi müzikten anlayan dostlarım da dahil, müzikal bulmaz.


Ben severim.Çağımızın kuşkusuz en iyi piyanistlerinden biridir.Çin'in batılılaşma sürecinde ise bir semboldür.


Lang Lang enerji doludur, şevk ile müzik yapar. Mükemmelcidir.Hata yapmaz. Konsantredir.


Zaman ile "derinlere olan yolculuğu" da belirginleşecektir.Henüz 28 yaşında sanırım.


2004 yılında Simon Rattle yönetimindeki Berlin Filarmoni ile çaldığı Çaykovski Piyano Konçertosu sanırım bu eserin en hoş kayıtlarından biridir.


Lang Lang, "melankolik" değildir Çaykovski çalar iken.


Romantik ve içli de değildir.


Ama yine de ulaştırabildiği çok esprili bir deyişi vardır.



Müzik, büyük bir enerji ile yapıldığı zaman güzeldir kanımca.


"Değişik yorumlar" da zaten olması gerekendir.


Değişik yorumlara sıcak bakmayanlar,Rachmaninov Piyano Konçertolarını buyursunlar sadece Rachmaninov'un kendisinden dinlesinler!


Kayıdı var ; Rachmaninov tüm eserlerini 1940'larda plağa doldurmuştu..


Besteci kendi eserini kendi çalmış.En doğru hali değil mi?


En iyisi değil mi?



Peki niye bunca müzisyen sürekli Rachmaninov çalar?


Tek cevabı var; "O müziği kendi deyişiyle sunmayı sevdiği ve istediği için".


Sanatçının "içsesi" yani...



Pogoreliç mesela, 28 dakikalık Rachmaninov 2. Konçertoyu," 53 dakikada" çalan bir yorumcu. Ama ağlattığı anlar olur derinlerde...



Bu yüzden Lang Lang'ın kendi sesine kulak verelim.Değerli bir sestir.


En son Zürich konserini Radyo'dan dinledim.


Beni üzen şey, "muzipliğini" biraz yitirmiş olmasıydı sadece. Ama bunu da anlıyorum, onca eleştiri, stres, yük altında kendisi, muzipliğini yerden yere vuranlardan bunaldığını hissettim. Başkaldırdığı zaman tekrar dönecektir bu "muziplik".



Lang Lang hayli şanslı aslında; tüm Çin hükümeti arkasında. Konserlerine Çin kültür işleri neredeyse 10 kişilik ekiple geliyor.


Lang Lang'ın özel uçağı var Çin 'in kendisine tahsis ettiği,


150-160 konsere ordan oraya bu uçakla uçuyor, uçakta bir duvar piyanosu bile var çalışması gerekirse.



Piyano Firması Steinway , Lang Lang ile özel anlaşma imzaladı ,milyonlarca Avroluk bir transfer ile, Çin marketine girmek için. Çin'de yüzbinlere yakın piyano satışı bekliyorlar, Lang Lang imzalı her Steinway piyanosu için.


Davos'ta 2009 yılında ben konser vermiştim.Lang Lang ise 2010 yılında konser verdi ayrıca bir de konuşma yaptı,planlanan.


Deutsche Grammaphon ve şimdi de Sony kayıtlarını yapıyor.CD'lerinde yapılan masraf, en pahalı şeflere, en pahalı orkestralara ayrılan bütçeler , , promosyon ve marketing, inanılmaz yüksek rakamlarda.


Satışlar iyi,


Batılılaşan Çin bir buçuk milyarlık nüfusu ile dehşet bir pazar.


Ama Lang Lang bir besteci değil.Dolayısıyle salt yorumcu uolarak "kültür elçiliği"ni yüklenmek, gerçekte çok da uzun vadeli değil.


Uzun vadeli olan ,onun müzisyenliğindeki bitmeyen enerjisi olacaktır.


Aydınlanan Çin'in Lang Lang'ının durumu bu.



***



"Aydınlanamayan Türkiye"nin Fazıl Say'ı mı?


15 yıldır varolan beynelminel mertebedeki uğraşında, kendi çabasıyla vardı bir yere. Dünyanın her yerinde defalarca çaldı .


Gerçek şu ki, günümüz sanat dünyasının en çok aranan sanatçılardan biridir.


2010 yılında Avrupa'nın 5 şehrinde "Fazıl Say Festivalleri "var, mesela..


Orkestralar ile Piyano konçertosu çalar,ardından bir de bestelediği Senfonisi çalınır...


O bir kent'te piyano resitali verir iken, aynı gece bir başka kentte, keman konçertosu çalınır.


O da kültür elçisidir...Tabi kendi memleketinin değil, Avrupa birliğinin...



Memleketinden destek mi? Türkiye ,Çin değil, peki ne Türkiye?


Başbakan yardımcısının, "Ona ihtiyacımız yok gitsin!" dediği;


Türk halkını klasik müziğe yakınlaştırma konusunda gerçekten köprü ve sevgi oluşturabilecek bir eser olan "Nazım Oratoryosu" için ,-kendisine hitaben- hem de Türkiye'nin Kültür Bakanı tarafından(!); "Nazım'ın sırtından para kazananlar" lafını işittiği;


2010 da bestelediği "İstanbul Senfonisi"nin, Almanya'daki dünya premiyerinde devleti temsil eden hiç kimsenin olmadığı;



"İstanbul 2010 Avrupa Kültür başkenti" kapsamında sunduğu "projesi"nin "reddedildiği";


-2008'de,Frankfurt kitap fuarı açılış konserinin, Nazım Oratoryosu olması sebebiyle "iptal" edildiği,


-2003 de ilk seslendirilişi yapılan Metin Altıok Ağıtı adlı eserinin daha ilk günden "sansürlendiği"...



"Yobazlığa karşı, Aydınlıktan yana tutumu yüzünden ,


Medya'da hemen her gün aleyhinde köşe yazılarının çıktığı ,


Ve bu köşe yazıları yüzünden sanatının da bilinçli olarak yıpratıldığı...


Saçma sapan dengeler arasında nice kirliliğin sıçratıldığı...


İnternet ortamlarında ,kendi ülkesinin insanlarınca yazılmış "Fazıl Say sanatının karşıtı" yüzbinlerce iletinin bulunduğu;


Kimi zaman "fanatik" kesimden ürkütücü tehtit mektupları aldığı...



Kültür sanata uzak Türk Medyasının (kötü niyetten değilse bile şuursuzluktan) "magazin" malzemesi yaparak erittiği ,


Bir "çağdaş besteci ve yorumcu" olarak yaptığı sanat ile


Türk halkının büyük çoğunluğu tarafından "beni temsil etmiyor" damgasını yediği,



"Batı özentisi" diye yıpratıldığı,


"Aydınlanma"nın ,Türkiye'de "zaten tuhaf tabular içinde" olduğu bir ortamda,


çaresizlikten ," umutsuzluğa kapılmamaya çalışarak" ilerlediği,


Her yıl 20-30 ülkede verdiği 140 konser için


-lacivert işçi pasaportu ile-( özel uçağı çoktan unuttuk)


karşılığını gerçek anlamda bulabileceği , hiç bir manevi motivasyonun sağlanmadığı bir memlekette,


yaşadığı,


yani,


Türkiye'de...



Türkiye'den de sanatçılar var ...


Evet Fazıl Say da var...


Nasıl var? Ben de şaşırıyorum...


Müziği ile var, yorumcu olarak, besteci olarak, oda müzikçisi olarak var. Bunun yanında elbetteki, caz,etnik müzikler,deneysel projelere ilgi duymasıyla , eğitim projelerine destek olması ile de var...Bunları dünyanın her yerinde kabul ettirebilmesi ile var.


Kendi memleketinde henüz küçük bir azınlık olan sanatsever kitlesinin büyüyeceği hayalini gütmesi ve umudu ile yaşaması ile var...



Son olarak da;


Bana Çin'i kutlamak kalır, değerli meslektaşım Lang Lang'a doğru bir şekilde sahip çıktıkları için...




FAZIL SAY, Nisan 2010





Yaz Hamra Aydemir bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sürgünlere yolladığımız sanatçlıarımız,erozyonla kaybetmekte olduğumuz toprağımız.....???? Yüreğinize ve bilincinize saygı ve sevgimle,Hüseyin Bey....:)).

Şerife Mutlu 
 16.04.2010 12:36
Cevap :
Hep mi kaybetmeye çaba olur öğretmenim, hiç mi kazanmaya çalışmaz bir ülke?.. Fazıl Say'ın adına başka ülkerde festivaller düzenleniyor, kendi ülkesindeki festivallere çağrılmıyor, ilginç! Çok teşekkür ederim, selamlar, saygılar. H.H.Dulun  17.04.2010 8:32
 

hiçbir şey olunmuyor tabii. Say'ın kendini anlatmak zorunda kalması, yalnız devlet adamlarının değil, aydınımsıların da ülkede aydınları ezici bir çoğunlukla geçtiklerinin bir işareti. İhanetler içinde bir bataklığa dönüştürülen ülkemizin çok güç yetişen değerlerinden biri olan Fazıl Say'ın mücadelesi önündeki engeller yüzünden daha güç, yazısında da belirttiği gibi besteciliğinden ötürü daha önemli. Lang lang'ı ilk kez yeni yıl konserinde izledim tv'de. Gerçekten teknik yönü öne çıkan (hem de bir Rachmaninoff bestesinde) yorumuyla bana çok değişik gelmişti. Ancak çok önemli bir virtüöz olduğu kesin. Türk olmadığı için de şanslı!!!

Haşmet Şenses 
 08.04.2010 18:56
Cevap :
Devlet adamı olmak özellikle devleti iyi temsil etmekle olur. Ya da en azından ben öyle anlarım. Say'ın altını çizdiği birçok önemli nokta var. Hepsi ayrı birer sorun aslında. Şimdi ülkemizde festivallere katılması bile engellenmeye başladı artık, Fazıl Say'ın. Bu çok önemli. Beni Antalya daki Piyano Festivali'nin akibeti düşündürüyor artık. Sürmesi riske girdi bana göre. Küstürecekler Say'ı endişesi taşıyorum. Lang Lang önümüzdeki ay İKSV organizasyonu kapsamında İstanbul'a gelecek. Bakalım ülkemize gelip Türk olmadığına şükredecek mi?.. (Yanıt gecikti, özür) Selam ile. H.H.Dulun  13.04.2010 20:45
 

gibi bir dehanın küstürülmesini isyanla karşılıyorum... Ama şunu da çok iyi biliyorum ki o tarihin sayfalarına altın harflerle geçerken onu küstürenler yarın yaptıklarından utanacaklar. Pek çok anne çocuklarını yetiştirirken Fazı Say'ın değerli annesi Gürgün Say Hanım'ın "Yeteneğin Keşfi" kitabını rehber edinecek. Aydınlanan Çin'in Lang Lang'ı ve Karanlığa giden Türkiye'nin Fazıl Say'ı çok vurucu, karşılaştırmalı bir örnek. Herkes okusun bu yazıyı! Önermek istiyorum izninizle. Saygılar, selamlar

Yaz Hamra Aydemir 
 08.04.2010 13:54
Cevap :
Önce Beethoven Keman Konçerto yorumumla ilgili bir düzeltmeyi buradan yapayım. "Bestecinin ölümünün 17. yılında sonrası 1884 yılı yazılı. Ancak hesap, 1844 e denk geliyor. Kaynak "Dinleyicinin Kitabı"- Üner Birkan'dı. Sanırım dizgi hatası oldu:) Biz Fazıl Saylarımızı, Güher-Süher Pekinellerimizi... ve Avrupa'da, ABD'de sanat yapmak zorunda kalan değerlerimizi bir türlü anlayamayacağız. Değerli katkınız ve 'öneriniz' için teşekkürler. Selamlar, saygılar. H.H.Dulun  09.04.2010 13:33
 

İşte bu yüzden Çin bugünün ve geleceğin yükselen değeri; Türkiye ise meçhul bir geleceğin ülkesi... Selamlar Hüseyin Bey...

vakayinüvis 
 08.04.2010 0:42
Cevap :
Eski (şimdi sanmıyorum bu oranı ama) %47'yi ölçü alsak bile geride kalan %53'ün bu kadar sessizliği ürkütücü aslında. Fazıl Say'ı da olsa olsa bu kısmı endişelendiriyordur. Umudumu tamamen yitirmemeye çalışıyorum. Kurtuluş Savaşı verip, sonrası cumhuriyeti kuran bir ulustan, bir çırpıda umudu yitirmek istemiyorum açıkçası. Teşekkürler değerli dost. Selam ile... H.H.Dulun  08.04.2010 7:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 1015
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1059
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

1960 Ankara doğumlu bir Çankırılıyım. İşimin burada olması nedeniyle, Antalya'da yaşamaktayım. Ti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster