Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
22014
 

Aydınlanma felsefesi

Aydınlanma felsefesi
 

İmmanuel Kant


Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise insanın kendi aklını bir başkasının rehberliğine başvurmaksızın kulanamamasıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür. Bunun nedeni de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılık ve cesaretini göstermeyen insanda aranmalıdır.

Oysa Aydınlanma için özgürlükten başka bir şey gerekmez. Bunun için gerekli olan özgürlükde özgürlüklerin en zararsız olanıdır. Aklı her yönüyle ve her bakımdan çekinmeden kitlelerin önünde apaçık kullanma özgürlüğüdür. Felsefenin ortaya çıkması için işte bu özgürlük bilinci gereklidir. Felsefenin içinden çıktığı halk da ilke olarak özgürlüğe sahip olmalıdır. Pratik açıdan ise bu, gerçek özgürlüğün gelişmesine bağlıdır.

AYDINLANMA FELSEFESİ

17. VE 18. yüzyıllarda tanrı, akıl, doğa ve insan kavramlarının yeni bir senteze ulaşmasıyla ortaya çıkan ve Avrupa’da sanat, felsefe, ve siyaset alanlarında radikal gelişmeler yol açan düşünce akımına aydınlanma felsefesi denir. Aydınlanma felsefesinin temelini aklı işler kılma ve yüceltme oluşturur. Aydınlanma felsefesi düşünürleri, evrenin akıl aracılığıyla kavranabileceğini, bu yolla insanoğlunun bilgiye, özgürlüğe ve mutluluğa ulaşabileceğini savunmuşlardır.

Aydınlanma felsefesinin amacı, önyargıları yıkmaktır. Aydınlanma felsefesi, akla, doğaya, insanın mutluluğuna aykırı tüm önyargılara, boş inançlara, taassuba karşıdır. Bu önyargılara karşı çıkışın kökleri Rönesans ve Reform hareketlerine dayanmaktadır.

Batı uygarlığının gelişiminde 18. yüzyıl fer bakımdan önemlidir. 18. yüzyıl bir akıl çağıdır. Felsefeden edebiyata akıl egemendir. Bu dönemin merakı, doğaya egemen olmaya ve bilime çevrilmiştir.

Aydınlanma düşüncesini 7 noktada şöyle özetleyebiliriz:

1.Monarşik ve dini otoriteye karşı çıkış,

2.Akılcılık,

3.Aydınlanma düşüncesi,

4.Kültür iyimserliği,

5.Doğaya dönüş,

6.İnsancıllaştırılmış Hristiyanlık,

7.İnsan hakları.

İlk çağda Yunan Aydınlanmasının merkezi Atina idi. 18.yüzyıl aydınlanması ise bütün Avrupa’ya yayılmış olan bir fikir akımıdır.

Aydınlanma felsefesi, önce İngiltere’de başlamış, oradan Fransa’ya geçmiş ve çok radikal bir nitelik kazanmıştır. Almanya’ya da kısmen Fransa yoluyla, kısmen de İngiltere’den gelen bu akımdan etkilenmiştir. Aydınlanma, Avrupanın bu üç ülkesinde, bu ülkelerin kendi sosyopolitik özelliklerine uygun şekiller almıştır. Aydınlanma Felsefesi, İngiltere’de daha çok deneyci, Fransa’da akılcı, Almanya’da mistik-akılcıdır.

Özetle Aydınlanma çağıyla toplumdan ziyade birey ön plana çıktı ve giderek insani değerler, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik sloganı ile bütün diğer değerlerin üstünde tutulmaya başlandı.

Sonuç olarak; Aydınlanma Felsefesi, İlkçağ Yunan aydınlanmasıyla başlayan, Rönesans ve Reformla devam eden ve Aydınlanma Çağıyla asırlardır topluma ulaşamayan öğretilerin çağına egemen olmasıdır. Bu öğretiler, insanı evrenin merkezi alan, dünyanın insanın ruhunu geliştirmek için bir araç olduğunu kabul eden hümanist bir felsefedir. Bu felsefe ile durağan düşünce sistemi yıkıldı. Yerine akılcılığı ön plana çıkaran pozitif düşünce geldi.

Fehmi Dinçer

Ankara 1997

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 5188
Kayıt tarihi
: 23.03.07
 
 

1959 yılında Fertek - Niğde'de doğdum. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster