Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '11

 
Kategori
Uzay
Okunma Sayısı
8289
 

Ayetler peygamberlerin kendi sesinden dinlenebiliyor!

Ayetler peygamberlerin kendi sesinden dinlenebiliyor!
 

Teknoloji, büyük bir gizlilik içinde ve bugün bizim kullanımımıza sunulan aşamadan en az 30 yıl önde ilerlemektedir.


Doğada renk diye bir şey yoktur. Gözümüzün algıladığı farklı renkler, ışığın değişik dalga boyları ile yansımasından meydana gelmektedir. Gözün algıladığı dalga boyları sınırlarını aşan yansımalar ise göze görünmemektedir. Biz bunları "Kızılötesi" ve "Mor ötesi" olarak demetlemekteyiz. Bu durum bilim adamlarınca kanıtlandıktan sonra evrenin yapısı konusunda fikir edinmek için gözler uzaya çevrildi. Evren sonsuzmuydu? Büyüyüp genişliyor muydu? Küçülüp daralıyor muydu, değişmeyen bir alan çerçevesinde miydi?

Bu sorulara yanıt bulabilmek için gözler evrenin en uzak köşesindeki yıldızlara çevrildi. Büyük patlama ile ışık hızına çok yakın bir hızla etrafa dağılan parçacıkların büyük patlamadan sonra gidebilecekleri en uzak mesafelerde oluşan yıldızların ışımaları incelenmeye başladı. Bu yıldızlardan gelen ışınların dalga boylarında kayma olduğu, bunun da ışının dalga boyunda uzama meydana geldiği belirlendi. Bu saptama bilim adamları için evrenin genişlemekte olduğunun kanıtı olarak yeterliydi. Asla yok olmayan ve uzayda yansımalarla yol almaya devam eden ışın dalgaları insanlığa hizmet etmiş oldu. Şimdi konuya ikinci bir giriş daha yapmamız gerekiyor;

Evlerimizin tek eğlencesi olan Radyoların icat edildiği yıllarda bunlarla başlayan önemli bir sorun "Parazitler" oldu. Kısa dalga yayınların arka planında hışırtı şeklinde çok büyük rahatsızlık veren bu parazitlerin uzun süre atmosfer şartlarından kaynaklandığı yorumu yapıldı. Telsiz haberleşmesinde de büyük sıkıntılar yaratan bu hışırtıyı önleyen FM (Frekans modülasyonlu) yayınlar geliştirilirken bu parazitlerin atmosferden değil uzaydan geldiği keşfedildi ama kaynağı yine uzun yıllar boyunca bir türlü bulunamadı. Ancak bilim adamları burada da pes etmedi ve bu hışırtının büyük patlama sesi olduğunu belirlediler. Öyleki, tek patlama sesi uzayda her parçacığa çarpıp yansıdıkça çoğalıyor ve milyonlarca yıl boyunca neredeyse sonsuz sayıda diyebileceğimiz ses dalgaları halinde sürüyordu. Tıpkı ışık dalgaları gibi ses dalgaları da yok olmuyordu. Şimdi günümüzde konuşulan bir konuya geçelim;

Predator... U.S.A' dan alınmak veya kiralanmak istenen Predatorler... Yani insansız, kameralı ve silahsız hava araçları. Heron fiyaskosundan sonra gözde durumuna gelen bu predatörlerin önemli bir başka özelliği de var. Taradığı alanlarda kendisine tanımlanan ses dalgalarını belirleyip sadece ona odaklanarak tape yapabiliyor ve koordinatlarını belirleyebiliyor, gerekirse veya komut alırsa bu koordinata ateş edebiliyor. Dolayısıyla bu predatörler bütün ses dalgalarını duyabiliyor. En önemlisi, tıpkı parazitler gibi bir hışırtı halinde algıladığı tüm bu ses dalgaları arasında tek bir tanesine odaklanıp tape yapabiliyor. Şimdi de belki 30 yıl boyunca bizden gizlenecek teknolojik gelişmeyi inceleyelim.

Predatörlere uygulanan bu teknoloji projenin ilk adımı... Uzayda oradan oraya yansıyan ses dalgalarının arasından tanımlanan tek bir ses dalgasını belirleyip ona odaklanmak. Binlerce yıl öncesinden ölmüş bir insanın ses dalgalarına nasıl ulaşılabilir? Kişinin milliyetiyle birlikte lisanı ve o lisanın tonlamalarını bilgisayar ortamında yaratmak kolay. Öncelikle bunların dışında kalan ses dalgaları bloke edilerek duyulmaz hale getiriliyor. Eğer Arapça lisan tonlaması esas alınmışsa diğer tüm lisan ve diğer sesler dışlanıyor. Bu çember adım adım daraltılarak, hatta söylediği kesinlikle belirlenen cümleler bilgisayara tanımlanarak çember bir köy boyutlarına, mahalle boyutlarına ve hatta hane boyutlarına kadar indirilebiliyor. Bir hanede 3-5 kişinin konuşmalarını dinleyerek hedeflenen kişinin ses dalgalarını kesin ve net olarak belirlemek bu kadar kolay oluyor. Artık gerisi bu kişinin yaşamı boyunca konuştuklarını tape ederek bir sıralamaya sokması yine sadece bir bilgisayar programı ile sağlanıyor.

Eğer insanlık buna hazır ise (30 yılda bir şekilde bu da sağlanacaktır) En mahremiyetlerine kadar Abraham Lincoln'ün konuşmasını,Kristof Colomb'un tayfalarına komutlarını, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbulu fetheden karargah çadırındaki savaş taktiklerini, Hz. Muhammet'in vahiy ayetlerini kendi seslerinden dinleyebileceğiz. Hiç kuşku olmasın ki bu "Belki şunu demiştir, belki bunu dememiştir" türü tartışmalara da geri dönülmemek üzere nokta koyacaktır.

Bir adım daha atalım. Ses dalgaları bu şekilde yakalanıp filitre edilebilince bunu başaran bilim elbette ışın dalgalarını da yakalayabilecektir. Eş zamanlı ses ve ışın dalgaları bizlere görüntülü ve sesli olarak sunulacaktır.

Bu bir teori değil, teknolojinin ulaştığı noktadır. Artık geriye bir tek şu kalıyor; İnsanlığın bu gerçeğe hazır olması...

ferhathorasan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bilime herkesin inanması lazım doğrularla yüzleşmek çok önemli. bu olayı görmek isterdim.

etem körükmez 
 09.10.2011 18:10
 

İnanılması, insanlğın çoğunluğu açısndan imkansız en azından bugünlük,2014 yılından sonra her yedi yılda bir yüzyıla denk gelecek ilerleme kayıt edileceğini göz önünde bulundurursak, X jenerasyonu olan 70'ler ve öncesi,yerini Y jenerasyonu olan 80 ve sonrası açısından iş biraz daha kolaylaşmakta.Aydınlanma çağı da zaten bu değilmiydi.Ayetleri dinlemek,Fatih'in hadislerden güç alarak İstanbul'u fethi sırasındaki söylemlerine tanıklık etmek,kulağa hoş geliyor...

ferhathorasan 
 09.10.2011 17:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1391
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

İnşaat sektöründe teknik eleman olarak çalıştı ve havaalanı, karayolu üzerine kesin hesap uzmanı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster