Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
7190
 

Ayın Biri Kilisesi

Ayın Biri Kilisesi
 

Başak'ın 5 dileği :)


Ayın 1’i tatil gününe gelsin diye çok hesaplar yapmıştık. Erkenden yollara düşmek için uygun zaman her ayın 1’iydi. Güneş doğuya bakan odamın içine ışınlarını tüm cömertliği ile gönderirken, ben de ayçiçeği gibi O’na selam verircesine yatağımda doğruldum.

Bol bir pantolon, spor ayakkabılar ve beyaz bir penyenin yanı sıra yüzümde sıfır makyajla sokağa attım kendimi. Taksim’e giden sarı dolmuşların yanında arkadaşımla buluştum ve pek konuşmadan yaptığımız yolculuk sonunda İMÇ’nin önünde indik.

İndiğimiz yerdeki börek satan seyyar satıcıya, “Kiliseye gidecektik” derken, oradan geçen bir adam bize hemen “Ayın Biri Kilisesi”nin yerini tarif etti. İMÇ’nin arkasındaki eski binaların fon oluşturduğu dar sokaklara adımımızı attığımızda karşımıza çıkan sapaklardan hangisine gireceğimizi bilemedik. Yolun ortasında duran bir adam, ona sormamamıza rağmen alışkın bir ses tonu ve vücut diliyle “kiliseye soldan gidiyorsunuz bayanlar” diye seslendi bize.

Arkadaşımla birbirimizin yüzüne şaşkınca baktık:

“Ulan o kadar mı belli oluyor dilek dilemeye geldiğimiz? Koca arıyor bunlar demesinler! Of çok utanç verici…”

Adamın söylediği sapağa sapınca önümüzde düzgün giyimli, modern, bakımlı birçok bayanın hızla yürüdüğünü görüp peşlerine takıldık. Kadınlar bizim gibi yememiş, içmemiş ve sabahın köründe sadece ayın birinde gelinen kiliseye gelmişlerdi.

Anlatılanlar ve ünü nedeniyle heybetli, kocaman bir kilise beklerken sevimli, minik bir yapıyla karşılaşmıştım. Dışarıdan kilise olduğu anlaşılmıyordu bile.

İçeri adımımı atınca bir kuyrukla karşılaştım. Bu kilisenin ritüelinin kuyruk olacağını zamanla anlayacaktım. Dileğiniz kadar minik anahtarlardan satın alıyordunuz. Benim gözüm anahtarları görse de doymadı. Ucunda dilenecek dilek varsa neden doysun, 5 tane anahtar aldım.

Ayşe Arman’ın yazılarında bahsettiği bu kilisede dilediği dilekle kızı Alya’ya hamile kaldığı hikayesiyle daha da ünlenen yerde, alınan anahtarlarla sıraya girilip duvarda asılı kutsal resimlerin çerçevelerini açma hareketleri yapılıyor ve dilekler mırıldanıyordu.

Bu ritüelden sonra dar merdivenlerden aşağıya iniliyor ve yine sıraya girilerek aşağıdaki resimlerde de anahtar açma hareketi yapılıyordu. Kuyruktakiler birbirleriyle konuşurken yazılmamış hikayeler de gündeme geliyordu. Önümdeki kadının çocuğu olmuyormuş ve bu kiliseye geldikten sonra hamile kalmış. Onun önündeki kadının oğlu evlenmiyormuş, kiliseye geldikten sonra oğlan evlenmek istemiş.

Alt kattaki “Ayazma suyu” ise “kutsal” sayıldığından şişelere dolduruluyor ya da bu kapalı ve kalabalık ortamda bunalanlar elini – yüzünü yıkayarak serinliyordu. Suyun öyle bir serinletici özelliği vardı ki, ipek bir şalı yüzünüze değdirdiğinizi düşünüyordunuz.

Rivayete göre gerçek adı “Meryem Ana Kilisesi” olan bu kilisenin yerinde Arnavut Hıristiyanların evleri varmış. Yüzlerce yıl öncesinde ise burada Bizans Kilisesi varmış. Bir gece evin kızı rüyasında Meryem Ana’yı görüp burada bir ayazma olduğu haberini almış. Babasına anlattıktan sonra evin bulunduğu toprağı kazınca su kaynağını bulmuşlar ve bu alanı Rumlara vererek o günden bugüne kilise olarak kullanıma açmışlar.

Geneli kariyerle ilgili olan dileklerimin anahtarlarını duvarlara sürerek yukarı çıkarken gönülden dilenen her şeyin olduğunun bilinciyle gülümsüyordum. Yukarı kattaki kuyruk ise iki papazın önünde uzuyordu. Papazlar boyunlarındaki uzun beyaz yakanın altına gelenleri alıp isimlerini sorduktan sonra dua okuyup onları gönderiyorlardı.

Sıra bana geldiğinde gözlerimi kapatıp dileklerimi gerçekleşerek yaşadığımı hissettim. Papazın Rum aksanıyla arada bir “Basak” demesi ve duasına devam etmesiyle kalbim hızla atmaya başladı. Duanın sonunda bizden biri gibi “Allah kabul etsin” temennisinde bulunan papazın yanından ayrılırken mutluydum. Dileklerim gerçekleşince anahtarları teslim etmeye yine gelecektim “Ayın Biri Kilisesi”ne!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 138
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 16.04.11
 
 

Yazmak için dünyaya geldim. Gazeteport'un "Yazar Aranıyor" yarışmasında en genç dereceye giren ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster