Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '13

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
889
 

Ayıp ayıp UYAP

Ayıp ayıp UYAP
 

Mahkemeler UYAP'a, bilgisayar teknolojisine bunlar sınır kapılarına bağlandı ama hepsi birden benim gibi ismi Türkiye sathında çok rastlanan yaklaşık 12 bin vatandaşın başına kabak olarak patladi...


Sanırım ilki 2011'in sonbaharıydı, Almanya'ya eve dönüş yolculuğu için Atatürk Havaalanı'nda pasaport kontrole geldiğimde her zamanki gibi belgelerimi memura uzattım. Memur olağan kontrollerini yaparken birden şaşkın bir ifadeyle bir elindeki belgeye, bir bilgisayar ekranına bir de dikkatle bana baktı; sonra aceleyle yandaki telefona uzanıp bir numarayı çevirdi ve bir iki dakika bekledikten sonra karşıdakiyle konuşup belgelerimdeki bilgileri karşı tarafa aktardı; bir süre konuşmadan bekledikten sonra tekrar kimlik bilgim vs. bilgileri tekrarladıktan sonra belli ki nihai bir yanıt aldıktan sonra belgelerimi bana uzattı, gülümseyerek "adamın biri suç işlemiş!" dedi... Tüm bunlar yaklaşık 10 dakika kadar sürmüştü ve şimdi sırada uçuş bekleme salonuna geçmeden önce el bagajı ve vücut araması vardı. Aranan biriyle olan isim veya yüz benzerliğinden dolayı uzadığı belli olan pasaport kontrolünün "gözaltı vakıasına" dönüşmediğine dua ederek yoluma devam ettim; içimden" iyi ki bilgisayar ve telefon var..." diyordum yoksa eski kağıt üstü kayıt yöntemleriyle gerçek aranan kişinin kim olduğunun ortaya çıkması epey vakit gerektirirdi, bu da uçağımın kaçması ve Almanya'daki resmi dairedeki zamanı belli davete de icap edemem demek olurdu.

Lakin nerden bilebilirdim bu "aranan kişiyle olan benzerliğimden dolayı pasaport kontrolde bekletilme" vakıasının bir defayla sınırlı kalmayacağını. Memlekete mi geldim, heyecanla bir an önce havaalanında beni karşılayanlarıma ulaşmayı hesaplarken kontrol kuyruğunda beklemem yetmezmiş gibi bir de yukarıda anlattığım bekleme sürecini tekrar yaşıyordum. Yurtdışına mı çıkacağım yine aynısı.

Her defasında memurların yaklaşımına göre farklı tarzda konuyla ilgili başka detay öğreniyordum.

Biri "ad, soyad ve doğum tarihi benzerliği..." diyordu;

Bir diğeri " UYAP'dan (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) kaynaklanıyor bu, aranan kişi listesi çok arttı..."

Başkası "...eskiden sınır kontrollerindeki aranan kişi taramalarını sırf emniyetteki arama listesine göre yapardık... Listemizde hakkında sırf tutuklama ve yurtdışına çıkma yasağı kararı olanlar olurdu, şimdi UYAP listesinde herhangi bir nedenle mahkemelerle işi olan herkes var... Kim, neden bu listede telefonla arayıp durumu anlamamız gerekiyor..."

"Ad ve doğum tarihi benzerliğini anladık diğer bilgiler uymuyorsa neden bekletiyorum?" soruma bir diğer memur "... UYAP kayıtlarında yalnız bu bilgi var, diğer detayları telefonla öğrenip karşılaştırıyoruz..." yanıtını veriyor.

Ya T.C. kimlik / vatandaşlık numarası?! Bingooo! Ona da uyan bir yanıt var; meğer halen Türkiye'de T.C. kimlik / vatandaşlık numarası hatta kimliği olmayan binlerce kişi varmış ve bunlar da mahkemelerle işi olduğunda UYAP'ın listesinde yer alıyormuş.

"İyi de neden bir kontrolde benim aranan kişiyle ilgim olmadığı kayıtlara geçirilip her defasında tekrar tekrar soruşturulmamın önüne geçilmiyor?!" Pasaport kontrolün görevi yalnızca kontrol etmekmiş, kayıtlarda herhangi bir değişiklik yapamazlarmış, bu değişiklik için memurların kimine göre "mahkemeye" kimine göre "UYAP'a" kimine göre de İçişleri ya da Adalet Bakanlığına başvurmak gerekirmiş; hepsine ayrı ayrı başvurmak daha iyiymiş.

Memlekete sınırlı süreler ya iş - araştırma ya da tatil için geliyorum, şimdi kim uğraşacak böyle bürokrasiyle; hem zaman hem para demek! Bağrıma taş basıyor ve bu sorunun sırf benle ilgili olamayacağını er geç bir çözüm getirileceğini umuyorum; ama bir yıl geçti hep aynı şey!

Canıma tak etti, en son kısa süreli bir aile ziyaret için memlekete geldiğimde aynı yoklamayı yaşadıktan sonra pasaport kontrolün şefiyle konuşup konuyla ilgili bir tutanak alıp bir avukatla konuşarak artık mahkeme mi,  UYAP'mı, bakanlık mı neyse hakkı mı arama kararı alıyorum. Kararlı bir şekilde kontrol memurunun işaret ettiği müdüriyete doğru ilerliyorum... havaalanı koridor ve salonları ne kadar geniş, yüksek, kalabalık ve hareketliyse burası o kadar dar, basık ve sessiz, ortalıkta kimse görünmüyor. Hatırladığım kadarıyla duvarda görevliler dışında girilmesinin yasak olduğunu belirten yazının dışında bir açıklayıcı tabela yok. İlerliyorum kapalı kapılar önünden usulca ve nihayet yanında sekreterlik yazan bir kapı buluyorum. Kısa bir tık ve içeri giriyorum, genç güler yüzlü bir memur var karşımda. Selam verip kimliklerimi uzattıktan sonra konuya giriyorum. Sekreter gayet hazırlıklı leb demeden leblebiyi anlayıp yukarıdaki gerekçeleri sırayla tekrarlıyor ve ekliyor "... sizin durumunuzda olan yaklaşık 12 bin kişi var... biz de bu işten çok rahatsızız, çok vakit kaybediyoruz ve vatandaşta müthiş bir mağduriyet duygusu oluşuyor, bizden biliyorlar. Sorunu ilgili bakanlıklar dahil olmak üzere tüm yetkili üst mercilere bildirdik, durumda bir değişme yok; çaresiziz, biz bize verilen görevi yapmakla yükümlüyüz..."

Anladım ama "bari bir tutanak yapın gördüğüm muameleyi hakkımı kendim arayayım..." ricamı da geri çeviriyor; böyle bir tutanak yapmaları mümkün değilmiş, hiç böyle bir şey yapmamışlar, yapamazlarmış... en iyisi kendimin durumu bakanlıklara şikayet etmemmiş...

Sonuç, güler yüzlü bir memur bulmanın dışında garp cephesinde değişen bir şey yok!

Bunca teknolojiye, bunca sözde ilerlemeye, sözde demokratikleşmeye rağmen vatandaşın defalarca mağdur edilmesinde, devlet kapısında haksız muamele görmesinde bir sakınca yok.

Mahkemeler UYAP'a, bilgisayar teknolojisine,bilgisayarlar Internet'e bunlar sınır kapılarına bağlandı ama hepsi birden benim gibi ismi Türkiye sathında çok rastlanan yaklaşık 12 bin vatandaşın başına kabak olarak patladı.

Memurların ifadesine göre, konunun teknik çözümü pekala mümkün olduğu halde sorumluluk bu konudaki şikayetleri hiç dikkate almayıp düzeltmeye gitmeyen UYAP'da.

Ben de mağdur vatandaş olarak UYAP'a ve ilgili bakanlıklara sesleniyorum: Üzerinden bir yıldan fazla vakit geçmesine rağmen, pasaport kontrollerde bu çok kritik anlarda vakit kaybı ve diğer manevi mağduriyetlere çözüm getirmemeniz gerçekten çok ayıp, yazık!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

selam dostum, yaklasik 15 senedir tc pasaportunu kullanmiyorum,vize , bekletilme eften puften sorunlarin olmadigi bir dunya ,aci ama gercek! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 23.03.2013 17:39
Cevap :
Sevgili NewYorker, yok, tüm bu sıkıntılardan kurtulmak için Türk pasaportundan feragat etmeniz yetmiyor; bir kez Türkiye'de doğmuş ve resmi kayıtlarda varsanız, sizinki olması şart değil benzeri bir isim karakol veya mahkeme kayıtlarında geçiyorsa her an yazıda geçen bir muameleyle karşılaşabilirsiniz. Üstelik tey 12 eylül zamanı şimdi kaldırılmış DGM vb. mahkelerden dolayı pasaport kontrolde sorun yaşayanları, gözaltına alınanları duyuyoruz. Umarım sizin başınıza gelmez; bir Türkiye ziyaretlerinizin tadı kaçmaz. Sevgiler.  23.03.2013 20:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1303
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster