Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
301
 

Aylardan sonra yine yazmaya cesaret ediyorum (*)

Aylardan sonra yine yazmaya cesaret ediyorum (*)
 

(*) 12.07.2005 tarihinde babamı uğurladım ve 19.11.2005 tarihinde ilk klavyenin başına geçişimdir... Hiçbir noktasına dokunulmamıştır... Gözyaşlarına da...


Kasım, 19/05

Aylardan sonra yine yazmaya cesaret ediyorum. Bir cesaret bu gerçekten, öyle birikmişlikler var ki, bir anda ne ben onlarla yüzleşebilecek kadar güçlüyüm, ne de taşmalarını kontrol edebilecek kadar dingin...
Sağar gibi yavaş yavaş olmalı, sağaltma dedikleri de aslında bu olmalı ama, nasıl yapmalı?
O yüzdendir ki, yani kontrol ne mümkün, yazacaklarımda asla edebi bir unsur aranmamalı!
Yalnızca bir insanın, evrende insanlığı deneyimleyen bir varlığın duygu boşalımı...

Görmeden tanımak
Yaşamadan anlamak ne mümkün;
Hatta herkesin yaşadığından
Payı kendine
Ve kendi payıyla deneyimler herkes
Ve kendi tartımıyladır değerler hep!

Aşk aşktır hep, ama
Herkesin aşkı hep ama hep farklı.

Yaşam zor,
Herkesin zoru ayrı....

Ölüm hep aynı,
Ama herkesin ölümü bir ayrı...


........


Benim babam,
Güzel babam,
Yakışıklı,
Zeki babam;
Zekasını kaybetti
Yalnızca birkaç ay önce
Kaybetmeden yakışıklılığını...

Öyle dik bir dağın
Öyle eğilişiydi,
Ki, yakışmazdı ona
Ölümden gayrı, bu hayatta,
Böyle eğik kalmak!

O da zaten öyle yaptı!

.........


Hiç gördünüz mü babanızın
Ölüş çizgisinin yükselişini;
Tanık oldunuz mu an be an yitme seyrine
Ve umut nasıl bir armağandır ki insana,
O yitişi yaşarken
Hala beklediniz mi
Yaşayacak diye;
Ve sonrasında,
“Zaten belliydi herşey başından...”

Babamı,
Hep, zekasıyla övündüğü babamı,
Ki, haksız da değildi hani,
Beyin iltihabından
Uğurladım
Geçen aylarda.

İflasına tanık oldum bir beynin,
Ki, benim için ne değerliydi
Ait olduğu kişi.

Öyle dağ gibi,
Öyle zeki ve nedense
Hep kontrollü
Babamı,
Öyle çocuksu,
Öyle bilinçsiz,
Ki, elbet burada yanılıyorum,
Ölüm anında mutlak vardı bilinci,
Ama, hep dimdik olan babamı
Öyle, yani ne bileyim,
Öyle yatarken yoğun bakımda
Ve hiçbirşeyciği yokken, bize göre,
Öyle uğurlayıverdik,
Onbeş gün içinde..

........

Ben sevgiyle gönderdim, o nasıl gitti bilemem, ama yaşamadan anlaşılması zor ve biliyorum ki herkes ancak yaşadığı kadar anlar.

Biliyorum ki herkesin deneyimi, herkesin ölçüsü kendine ve işte bu yüzden ki, birilerini yargılamak niye?


Nedense, ki bu lafın gelişi, yoksa ben biliyorum neden olduğunu, yargıladığımız herkesin durumunda bir şekilde bulunuyoruz...

Ben bunu öğrendim, elbet benden önce de öğrenmişlerdi ve elbette ben de buna dair öğrenilenleri okumuştum ve de elbette göründüğü gibi okuduğum değil, yaşadığım anda anladım.

Ama, bir olasılık, bir başka okuyan pay çıkarırsa diye, ama elbette ki, kendi deneyimlerini paylaşmak adına; belki de egodur, yazıyorsun, benim gibi...


Yargı, durumu deneyimlemeyi gerektirir ve eğer deneyimlemediğin bir konuda yargılıyorsan, benim artık öğrendiğim, o durumda bulunuyorsun, bir şekilde; deneyimlediğin bir konuysa da zaten bir başkasını yargılamaman gerektiğidir...

Kime ne yararı olur bilmem, soba sıcak dendi diye kim el değdirmemiş, üstelik ben, özellikle, değdirmeden anlayamazken, bunları yazmam saçma ama dedim ya ama belki birileri...Ya da ego dürtüsü, ille de yazmak istiyorsun, belki de vicdandır, ne bileyim, yoruldum derinine inmekten!


Kaybolup gitmek var
Tüketirken yaşamı
Gördüğün gerçeklerde
Ve yeşermek belki çok kolayken
Anlamlarda,
Anlamlar sınırlanır
Bazen formlarda....

Ve kaos başlamıştır;
Sorun sınırlarda....


.................


Ağlarken güzel olur insan bazen,
Hiç seyrettiniz mi
Aynada kendinizi
Ağlarken?


...................


Gecenin bir rengi var ve gece
Gebe herşeye...
Her renk gebedir zaten herşeye;
Ve her şey elbet bir renge...

Gece, düştür, gece erkek,
Gece kadın,
Gece örtüdür dokunur
Her şeye...

Gece kördür ve o yüzden en çok
Sevişilir gecelerde....


.........


Yaşam dar geliyor bazen
Ve sıkıyor bedeni
Ve ruh çığlık çığlık,
Bunaldım, dar geliyor bedenim...

Lütfen, beni biraz boşaltın!

Ayrılın biraz etrafımdan,
Nefes alayım
Riyalar...

Yargılar,
Kesmeyin, nolur yolumu
Ve çıkarlar,
Lütfen biraz yok olun!

Kime ne zararım dokundu,
Lütfen sizde dokunmayın,
Bırakın yüreğim
Biraz bakir kalsın...

.........


Gülgün Karaoğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başınız sağolsun..kelimeler tükeniyor bir anda... off yaa !!! sabır diliyorum ...kelımeler ölüm karsinda kifayetsiz kalıyor...acınızı paylaştığmı bilin istedim...sevgiyle, neşeli günlere...

Yaşam Çiçeklerim 
 06.10.2007 19:12
 

Hep ağladıktan sonra bakarız aynaya.Yüzümüz şişmiş mi diye;siz şiirinizde ne güzel dile getirmişsiniz acınızı yaşarken bile içinizdeki yaşama sevincinizi.İlk ağlamamda aynaya bakacağım.Esen kalın.

mustafa ceydilek 
 26.09.2007 22:48
 

öncelikle tanrıdan sabır diliyorum. umarım bu acıyı diri tutmuyorsundur. yaşam işte hepimiz için çok kısa.. bu kısa sürede güzellikler yaşayabilirsek üretebilirsek ne mutlu bize..
 çok güzel şiirler yazmışsın. tebrikler...

şirin batman 
 25.09.2007 17:07
Cevap :
Hassasiyetinize çok teşekkür ederim sevgili Şirin Hanım... Haklısınız, acıyı diri tutmak anlamsız, ama sevgiyi diri tutuyorum tabi ki... Güzelim yorumunuz için de teşekkürler... Sevgilerimle...  25.09.2007 17:16
 

Acınızı tazelemek istemem ama öncelikle size başınız sağolsun demek istiyorum. Ayrıca aramıza Milliyet Blog'a hoş geldiniz. Güzel yazılarınızda birlikte olabilmek dileğiyle..

Ahmet YILMAZ 
 25.09.2007 11:35
Cevap :
Teşekkür ederim Ahmet Bey... Yaşamda doğum kadar ölüm de var, maalesef... Daha keyifli paylaşımlarda buluşuruz umarım... Sevgilerimle...  25.09.2007 17:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1329
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster