Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
140
 

Ayna kırıldı

Ayna kırıldı
 

O gecede, diğer doğum günlerinde olduğu gibi, itinayla hazırlanmak için, saat gece dokuzu on geçe tuvalet masasının önüne oturdu. Kocasının doğum günü için seçtiği, kırmızı sırt dekolteli elbisesini, ütületip, hazır vaziyette yatağa sermişti. Seneler önce alınmış bir elbiseydi ama hala üstüne oluyordu. Gençliğinden beri en büyük silahı olan güzelliğini muhafaza etmeyi başarabilmişti. 

Kocasıyla kutlamaya gitmek için daha vakit olduğundan, güzellik uykusundan, üstünde kalma, krem rengi saten geceliğini ve sabahlığını çıkartmadan, tahta oymalı tuvalet masasının önündeki aynanın karşısına geçti. Öğle üzeri  sürdürttüğü ama yakıştığı meçhul olan,  kırmızı ojeli tırnaklarını tamamlayan damarlı parmaklarını oyma tahtaların üstünden tek tek gezdirdi.  Yılların uygun gördüğü çizgilerini, aynada buz mavisi gözleriyle süzdü. Uzun süredir boyatmadığı beyaz saçlarını, kocasının her zaman sevdiği tarzda taratmış, ensede fiyonk topuz yaptırtmıştı. Buz mavisi gözleriyle süzdüğü suratında , eksik olan yere doğru damarlı parmakları dokunmaya başladığında etli dudaklarında kırmızı rujunun eksik olduğunu fark etti. İtinayla sürdü ve sonra yılların kendisine yakıştırdığını düşündüğü kırışıklıklarına adeta selam verircesine, kendisine gülümsedi.

Yerinden usulca kalktı, kırmızı elbisesini buruşturmadan giyindi. Topuklu siyah pabuçlarını, giyinmek için dolabına doğru ince bacakları üstünde ağır adımlarla yaklaştı. Eğilip pabuçlarını giyindikten sonra, dolabın içindeki boy aynasında son kez kendini baştan aşağıya süzdü. Vakit yaklaşmıştı, kocasının 87. yaş doğum gününü kutlama sevinci her yerini sardı. Bu kadar zamandır kocasını, başarıyla yanında tutmanın gururuyla, kendisiyle aynada konuşmaya başladı, “Kendim için günahlar yaşadım ve günahların bedelini ödedim.  Kaderimi baştan ben seçmemiştim seçmek zorunda bırakılmıştım. Kaderime karşı çıkmak ve kendi hayatımla oynamak adına her şeyi yerle bir ettiğim farklı zaman, farklı mekanda kocam karşıma çıkmıştı. Baştan her şey biraz platonik, biraz karışık, biraz aldatmacalı olsa da sonuç istediğim gibiydi. Gecede mutluluğu bulmuş adamla, gecenin günahlarını örttüğünü sanan ama sabaha kalan pisliklerle idare eden kadının mutluluğu idi bizimkisi.” derken, elindeki ayna kırıklarının, damarlı parmaklarını kestiğini içeriye doğru son cümlesini haykırırken, hissetmişti.

Ama sevdiği adam ona veda edeli tam tamına on yıl olmuştu. Kocası ile kutladıkları önemli önemsiz hangi gün varsa asla vazgeçmemişti. Kocası öldüğünden beri, bu kırdığı kaçıcı aynaydı bilmiyordu, umurunda değildi ve her kesikten sonra diktirdiği damarlı parmakları duygularının tam tersi artık hissizdi. Her kırdığı aynanın parçalarında, çocukluğundan, genç kızlığından kalma kaderinin ruhuna oynadığı oyunun parçalarını görüp sadece, “AYNA KIRILDI” diyebiliyordu.

 

 

ilhan gündoğdu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 91
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

PINAR KUMSAL BAŞDAĞ , 03.10.1975 İstanbul doğumlu. İSTEK VAKFI FLORYA BİLGE KAĞAN Lisesinden mezu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster