Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
476
 

Aynada yenin acılarınızı

Aynada yenin acılarınızı
 

Kimi zaman öyle bir görür ki gönül gözü; karşınızdaki dimdik duran, dünya yansa umursamaz, ayağına kapanan olsa dönüp bakmaz denilen kişinin mağrur bakışlı gözbebeklerinin dibine yapışmış hayal kırıklığını da, yeni aşkları etrafında fır döndüren yüreğinin ortasındaki kocaman kara deliği de şıp diye fark ediverirsiniz. Kırıldıysa kalbiniz bir zamanlar yaralıyı tanırsınız siz de hemen; vurduysanız kırık bir sandal gibi fırtınalardan sonra kıyıya hayal kırıklığı yaşayanı hissedersiniz, aldatılıp ölümü gördüyseniz ihanete uğrayanın öldürülmüş halini farkedersiniz..

Bilir ve anlarsınız ki; bir zamanlar o da kuşatmıştır bir gönül kalesini. Sevgisinin en etkili silah olduğunu düşünmüş, kah aldığı başarılarla coşmuş, kah yaralar almış ama yılmamıştır. Fethedeceği gönül kalesi ezelden olmasa da ebede kadar kendine ait olacak, içinde hep mutluluk şarkıları söylenecek sanmıştır. Bazen ateş kesip yaralar iyileştirilmiş, bir beyaz haber güvercini gibi gelecek sevgi sözleri beklenmiştir. Aşk süprizleriyle dolu bir strateji için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, günler gecelere, sabır hayallere arkadaş edilmiştir. Gül kokan odalarında, güneş doğan sabahlarında zaferin kutlanacağı gün içindir çekilenlerin hepsi.

Ve bir gün, sonunda bir gün muzaffer kumandan olarak kalenin ta içinde, orta yerinde buluverince kendini, çekilen onca kahır ve özlem son bulacak sanmışken, aslında var olmayan bir hayalin peşinde savaştığını anlamak biraz zamanını almıştır elbet. Anlar anlar da insan, beyni ile yüreği ha deyince aynı fikre varamaz birden işte. Ümitsizce dolaşmıştır artık sahip olduğu kalenin sağını solunu, bir umut, belki bulurum diye uğrunda kan ve gözyaşı döktüğü aşkı, aşığı. Hızlı geçen zamana bulmuştur kabahati belki; soğuyan havalara, dökülen yapraklara, göçen kuşlara belki de. Sonra kendine dönmüştür sorgu; yaşlılığına, gençliğine, bilgeliğine, bilgisizliğine, çok fazla sevdiğine, az sevdiğine, yalan söylediğine, dürüstlüğüne, ümit verdiğine, ümitsiz bıraktığına yanmıştır. En acı veren işkenceleri yapmıştır beynine, yüreğine. Ölmek böyle oluyormuş demek diye düşünmüştür o acıların içindeyken; can çekişmek ne zormuş Allahım!

Bu acılardan kurtulup, suçluluk duygusunu yenecek ve gerçekleri görecek hale gelebilmesi ise bir ayna sayesinde mümkün olmuştur belki aylar belki de yıllar sonra. Arkası sırlı bir cam parçası değil, etten kemikten yapılmış bir insanoğlu dünyanın en mükemmel aynası olur bazen bakmasını bilene. Bakarsınız ta içine ve kendinizi görüverirsiniz o güne dek göremediğiniz en gerçek halinizle; eksiklerinizle, kusurlarınızla, güzelliklerinizle karşınızda duruverir yansımanız. Bunca zamandır yanlış yerlerde istiflenmiş olmaktan yorgun düşen düşünceleriniz yerli yerine oturur. Bir dinginlik sarar bedeninizi ve ruhunuzu.

İşte o an, tam o an yürüyüp geçip gidin o aynanın ve o yansımanın içinden, dışıyla içi aynı güzellikte, yeni gönül kalelerinin yeni fetih serüvenine doğru, cebinizde doğrulardan ve koşulsuz sevgiden yapılma silahlarınızla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili KURABİYE en başta hoşgeldiniz, yeniden geldiniz buna çok sevindim. İlk paragraf herşeyi ifade etmiş. Yaşadığımız devir kötü. Kızlarımız-kadınlarımız her zamanki gibi anayurt toprağı gibi sadık birer yar; birer nadide dost; her biri birer sevgi nakışı hayatın her güzelliğini içinde barındıran... Gel gör ki güzellikleri sadakatle, doğrulukla, kutsal sevgilerle dallandırıp budaklandırmak bir ömre yaymak çok zorlaştı. Aynaya da bakarız, insanlara da... Ama en çok da insanlara bakmalıyız... Çevremizdeki ve gezegenimizdeki insanların herbiri bizim birer aynamız değil mi?!.. Hilmi Yavuz'dan dört dize yazayım, bizleri ne güzel anlatmış: ''sen bir kurdun yalnızlığı / gibi kurdun yalnızlığı... / harfler ki dağbaşlarıdır; / sözler, bulutların ördüğü hale...'' Siz de yazmışsınız ya; ''Anlar; anlar da insan, beyni ile yüreği ha deyince aynı fikre varamaz birden işte.'' Dedim ya gelmenize, yeniden yazmanıza çok sevindim... Her zaman çok iyi olmanızı diliyorum... Selam ve sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 02.09.2007 11:40
Cevap :
Sevgili Cemal Bey, Bu güzel satırlarınız ve yazılarımı takip ettiğiniz için tekrar yürekten teşekkür ediyorum. Ben kendi yaşadıklarımın benzerini ve hissettiklerimi bir arkadaşımda ayna gibi görüverdim geçtiğimiz günlerde. Bu yazı da o sayede döküldü kalemimden. Hayal kırıklıklarının az olması dileğiyle esen kalın....  03.09.2007 11:06
 

yazdıklarınızda kendimi buldum.sanki beni anlatmışsınız.zevkle okudum.içide dışıda bir ayna.baktığında herşeyi görebildiğin ve seni anlayan ayna.yıllar sonra aynaya bakmak ve onun senin güzelliğini,sadeliğini,ne istediğini bilmesi ve yansıtması.... çok güzel bir yazı olmuş.devamını dilerim

deryagok 
 29.08.2007 20:06
 

Bu güzel yüreği tadilatda fazla bırakma bence .Yüreğine sağlık..

Akışına bıraksak 
 29.08.2007 15:07
 

aynadan içeri girince koşulsuz sevgiden yapılma silahlarla, yani oyuncak tabancayla. çünkü biliriz ki sevgi koşulsuz olmuyor, ilk koşulu da sevginin kabul edilme koşuludur, ardından karşılık bulma koşulu ardından daha fazla sevme koşulu ardından ardından ardından... geriye kırık kalp, mağrurlukla gizlenmiş bakışın içindeki mağdur çekince. ve yine tek kişilik yalnızlıklar. ardından tekrar ayna. aynanın içine girmek mi belki de içine değil de yanından geçip gitmek en iyisi. sevgilerimle...

Zevzek 
 26.08.2007 5:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1598
Kayıt tarihi
: 14.10.06
 
 

Merhaba, Okumaya olan sevdam beni yazmaya yöneltti ve artık sevgili dostlarımın da yüreklendirmesiyl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster