Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '16

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
188
 

Aynadaki Göz- Kezban Şahin Taysun

Aynadaki Göz- Kezban Şahin Taysun
 

Şiir ve deneme ilgi alanım olduğu için, okuduğum öyküler üzerine söz söylemek bana düşmez diye düşünürdüm hep. Bu nedenle de öykü yazan arkadaşlar da görüşlerimi sorduğunda, samimi bir okur olarak kitaptan bende kalanlar hakkında bir iki şey söylerdim. Sonraları öykünün , şiirin kızkardeşi olduğu yolunda görüşler ortaya çıkınca, ya da daha önce çıkmıştır da ben yeni duyunca, kendime bir cesaret geldi. Mademki kardeşiz, ozaman okuduğumuz öyküler üzerine söz söylediğimizde, kimse “Senin haddine mi düşmüş!” demez sanırım. Yine de ben ihtiyatlı davranayım da sadece okur gözüyle değerlendireyim. Yani  okuduğum öykülerden bende kalanları anlatayım. Ha bu arada aramızda kalsın. O erbabı dediğimiz kişilerin gazetelerin kitap eklerindeki uzman değerlendirmelerinden hiçbir şey anlamıyorum. O yazıları okuyup,, anlayıp da kitabı merak ederek gidip alan var mıdır hep merak etmişimdir. Ben hiç almadım da. Çünkü bana öyle geliyor ki adam kitaptan ziyade kendinin ne kadar derin ve ulaşılmaz, anlaşılmaz bilgilere sahip olduğunu anlatmak için kitabı bir araç olarak kullanıyor. Günahı kendi boynuna.

Gelelim konuya. Elimde bir öykü kitabı.  “Aynadaki Göz” Yazarı Kezban Şahin Aysun. Yitik Ülke Yayınları arasında çıkmış. (Mart/2014 İstanbul) Genel Yayın Yönetmeni Kadir Aydemir, kapak tasarımı da Savaş Çekiç işi  olunca, profesyonel ellerin değdiği hemen ilk bakışta belli oluyor. Kitapta hiçbir dizgi hatasına,  yazım yanlışına rastlamadım. Önce bunun için kutlarım. Benim için çok önemlidir bu. Kitabın arka kapağındaki tanıtım bülteninde yazılanlar, kitap hakkında epey bilgi veriyor zaten:

Kötülüğün kılıcı niçin çok keskindir? Ve bir o kadar yıkıcı? Onunla karşılaşmaksızın yaşamak ütopya olsa gerek! Ya bozuk bir karakter ya da olumsuz düşüncenin esiri olanlar, öldürmez mi güzellikleri? Kötülüğün kurşunu hep pusuda mı bekler? Yoksa ona rastlamadan geçen anlar mıdır, mutluluk? Ne çok soru! Ne çok yanıt! Yanıtlardan birini seçip sakinleşme çabası mıdır yaşamak?

"Aynadaki Göz", kadını, aşkı, yaşadığımız çevreyi ve duygularımızı mercek altına alıyor. Sözde dört dörtlüklerin yazdığı kurguları yazgı olarak yaşayan kadınların iç dünyasının birer izdüşümü olan öyküler ile karanlığı sorgulatıyor okura. Umarsızca, doğrularına sahip çıkamadan toplum baskısı altında ezilen kadınların sessiz çığlıklarını ön plana çıkarıyor. Aynı zamanda doğa yitiminin gelecekte yaratacağı trajediyi gözler önüne seriyor. Duyarsızlığın, sevgisizliğin ve savurganlığın sonuçlarına vurgu yapıyor. İçimizde tortulaşmış duyguları dışa vurmanın çözüm yollarını arıyor. Diğer bir ifade ile bizi iç ve dış dünyamızla yüzleşmeye çağırıyor.

Kitabı okuduğunuz zaman, bu bültende yazılanların hiç de abartı olmadığını görüyorsunuz. Hatta mütevazı bile davranmışlar diyebilirsiniz. Yazarın aynı zamanda Ankara Üniversitesi Ziraat Fakultesi mezunu olması, sonra ilgi alanlarında yüksek lisans yapmış olması, toplumsal sorunların yanında, özellikle de kadın sorunlarının yansıtılması yanında, ister istemez doğaya karşı da duyarlı olmaya davet eden öyküler serpiştirilmiş kitabın içine.

Hani derler ya “Hayvanları sevmeyenler insanları da sevmezler”diye. Ben de sonuna kadar katılırım bu görüşe. Kitapta yer alan “Tüccar Pri”adlı öyküyü okuyunca bunlar geldi aklıma. İnsana, doğaya duyarlı olmaya çağırıyor dedik ya, hayvanlar için de diyor bunu yazar. Öyküyü okuyup bitirene kadar, Tüccar Pri’nin  eşek olduğunu anlayamamıştım. Bazılarını aşağılamak için söylerler ya: “Adam sandım eşeği”diye. Benimkisi öyle değil, harbiden adam sandım eşeği.Tüm eşeklere sevgilerimi sunarak elbette. Öykü kahramanının babası hasta olduğu zaman, sağılan günlük sütlerin kesilmeden alıcısına ulaşması için eşeğin  pardon Tüccar Pri’nin gösterdiği gayretler, aileye katkı unutulmuyor. Öldüğünde bile mezarını evlerinin bahçesine kazıyorlar. Yazar, öykü kahramanını şöyle konuşturuyor: ”‘Tüccar Pri benim en iyi dostum’  derdi  rahmetli babam.’Onun gibi sadık olanına hiç rastlayamadım. Ömrüm boyunca.Bugüne kadar mahalle, yol,okul, askerlik gibi pek çok yerde edindiğim arkadaşlarım oldu fakat onun yeri apayrı. O, benim hem iş arkadaşım, hem de dert ortağım. İnsan ancak gerçek bir arkadaşla tüm sırlarını paylaşabilir. Bazen karına bile anlatamadığını ona anlatırsın. O seni hiçbir zaman sıkıntıya sokmadığı gibi,  zor anında yanında beliriverir.’ “    Dostluk, samimiyet, vefa, iyilik, yardımlaşma, kısaca dünyayı yaşanılır kılma adına, toplam yaşam kalitesini yükseltmek adına, insan ya da hayvan, eşek, köpek olmak farketmiyor samimiyet olduktan sonra. İçtenlik, yani samimiyet. İkiyüzlülerin iyice dolup doluştuğu dünyamızda o kadar önemli ki bu kavram.

Yazar Kezban Şahin Taysun’la Adana’da tanışmıştık.Yaşam Sanat Dergisi ödül töreninde. Sanırım jüri özel ödülü almıştı. Biraz sohbet etme fırsatı bulduk o günlerde. Kendisi de içten bir insan ve kişiliği eserlerinde de ışıldıyor. Ben zaten yazarla eserini ayrı tutmam. Yazar samimi ise eseri de öyledir. Ve okunasıdır. İşte bu yüzden yazarın samimiyetini öykü kahramanlarına da yansıttığını görünce mutlu oldum. Her şeyden önce samimiyet. Bir yazar niçin yazar ki  o kadar öyküyü. Vermek istediği mesajlar için, davet ettiği duyarlılıklar için.  İşte koskoca Tolstoy. Okuduğum bütün öykülerinde açgözlü, gözü doymayan zengin insanların bu açgözlülükleri yüzünden gözleri açık gittiğini ve  gözlerini ancak toprak doyurduğunu anlatır durur. İşte Ömer Seyfettin.Vefa, dostluk, arkadaşlık değil midir duyarlı olmaya davet ettiği insanları.Yoksa işin mutfak çalışması okuru ilgilendirmez ki. Metinlerarası geçişler, sözcük seçimleri anlatıcının kaçıncı şahıs olduğu, düz anlatım mı ara sıra geriye gidişler mi , iç sesi mi dış sesi mi? Okuru eserin akıcı olması ilgilendirir.  Öyküler üzerindeki akademik değerlendirmeleri okurla bir ilgisi olmaması gerekir diye düşünüyorum .Eserin akıcı olması ve verdiği mesaj Önemli olan budur okur için.

Kezban Şahin Taysun biçim/biçem denemeleri de yapıyor elbet. Kendine özgü tarzı olan bir öykü yazarı.  Ancak şu var ki, bu denemeleri aşırıya götürüp okuru da abandone etmemek lazım diye düşünüyorum. Yani kafada eleştirmenleri, uzmanları, işin erbabını düşünüp onların gazabından korunmak için ustalıklar da gerekli ama okuru da unutmamak şartıyla. Ne de olsa okurdur velinimetimiz olan.

Yazarın satıraralarına yerleştirdiği ve hiç beklemediğiniz bir anda ve farkettirmeden sobe dercesine kendilerini gösteren usta cümleleri de altyapısının oldukça donanımlı olduğunun bir göstergesi. İşte o cümlelerden bazıları:

 “Bazen havada kalırdı sözcükler. Birileri onları ipe mandallayıp anlamlı bir bütün yapsın isterdik.”(s.23)

“Bir an mutlu yaşandığında ne kadar sonsuzdu..”(s.31)

“Kötüler mutlulukları yutar yavrum.”

“Belki de en önemlisi, geçen zamanı özlenebilecek kadar özel kılabilmek!(s.44)

“Sessizliğin sesinden ürperdim.”(s.48)

“Az öne aynı cadde koşuşan insanları ve araçları ağırlıyordu.Gökyüzü de düşünceleri toplamakla meşguldü.Kimsenin düşüncesi birbirine değmiyordu.”(s.53)

Yazar Kezban Şahin Taysun öykülerin genelinde arkadaşlık, samimiyet, vefa , sorumluluk ve doğaya karşı duyarlılık konularını işliyor. Sevgiyi , sevgisizliği, aldatmayı işlediği öykülerde özellikle de kadın erkek ilişkilerinde sevginin yanına mutlaka saygıyı koyuyor. Sanki saygının olmadığı sevgilerin buhar olup uçacağından kaygı duyuyor..  Yoksa zaten öyle mi?  Yazar açık açık söylemese de duyumsatıyor okura. Geçici olanın, uçup gidecek olanın insanlara ilk başta hoş geldiğini, başını döndürdüğünü ama asıl kalıcı olannın yakalanması gerektiğini duyumsatıyor. İnsanın içini acıtsa da, kanatsa da, “Çekingen, sessiz, mahçup ve saygılı”  bir duruşu sergiliyor, okuru da böyle olmaya davet ediyor.

Yazıyı Sabri Tandoğan’ın  “O BÖYLE OLSUN İSTEMEZDİ”adlı şiirinden bir bölümle bitirelim:

İçinde kalmıştı bütün özlemleri

Çekingen, sessiz, mahcup ve saygılı

Ona herkes böyle bakar

Onu herkes böyle tanırdı

Ve onun bütün sevgileri hep...

Sonralara, yarınlara kalmıştı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 1089
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 1067
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

1956 Sarıkamış Kars doğumluyum. 6 şiir kitabım ve 2 deneme kitabım var. son kitaplarımı B..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster