Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1079
 

Aynadaki yansımalar

Aynadaki yansımalar
 

Asansörde karşılıklı konmuş iki aynanın arasında dikiliyorum. Aynada oluşan sonsuz sayıdaki yansımalarıma bakıyorum. Her bir yansıma ile görünen ben, yaşamım boyunca bürünebileceğim olası kişiliklerimin taşıyıcısı oluyor. 3. sıradaki; güler yüzlü, esprili mi? Ya sekizinci sıradaki; somurtkan ya da ketum mu? 15. sıradaki ben, despot, baskıcı; ya da 30. sıradaki; kötü ve çıkarcı mı? Hırslı olan hangisi ya da pısırık olan? Haydi açıklayın, çekinmeyin.

Geçmişte, herhangi bir zamandayken, büyürken kazanacağım olası kişiliklerimin sayısını kestiremiyorum ne yazık ki! Karşı karşıya konmuş aynalarda oluşan yansılamalarımın teorik sonsuzluğu, büyürken sahip olabileceğim olası kişiliklerimin sonsuzluğuna eşit midir, saymam imkansız ama, teorik sonsuzluğun sanal görüntülerimle kanıtlanması ve bu kanıtın sadece ve sadece o anda kendi seçimlerimle benim düşünce ve devinimlerime bağlı olması ne kadar da çekici geliyor bana. Tüm bunları düşünürken, dudaklarımı yeter yükseklikte aralayıp, çaktırmadan dilimi aynaya doğru nanik yapmaktan kendimi alamıyorum. Yaptığım nanikle, sayısız yansımalarımın benimle yapacağı kusursuz uyumu sınıyorum ve bu uyumu görünce kahkahamı küçük bir gülümsemeyle bastırıyorum. Tüm kişiliklerimin arasında “deli” sıfatını kazanma şansını da böylece kaçırıyorum. Asansördeki diğer insanların o anda neler düşündüğümü bilememesi benim suçum olamaz herhalde ki, bana yakıştıracakları olası sıfatları doğru seçmekte yanılmasınlar. Onlara karşı oldukça hoş görülüyüm.

Devinimlerimin kararını ben veriyorum. Bununla birlikte yaşamımın seyrini belirlerken kişiliğimi belirleyen sonsuz sayıdaki seçimlerimin tamamına hakim olamadığımımın da farkındayım.

Denizde yol alan bir teknenin suyun üzerinde bıraktığı karmaşık çizgiler ve beyaz köpükler, teknenin oradaki varlığını, oradan belirli bir süre önce geçtiğini güzelce kanıtlıyor. Aynen aynadaki sonsuz yansılamalarımın benim varlığımı kanıtlaması gibi. Aynadaki yansımalarımda gördüğüm olası kişiliklerim, biraz biraz, ucu ucuna, bir ondan bir bundan birbirine eklenerek kendi kişiliğimin bileşkesini oluşturuyorlar. Sıcakla soğuğun, tuz ile şekerin bir kapta suyla birlikte karışıp kendi tadında başka bir tat bırakması gibi, yansımalarımdaki her bir katışıksız kişilik birleşerek, iki ayna arasında duran gerçek beni, kendi tadındaki haline kavuşturuyor. Biraz hırçın, belki biraz somurtkan. Bazen güler yüzlü, bazen ketum. Her bir kişilik profilinin birbirini dengelediği, belki de birinin diğerinden biraz daha fazla öne çıkabildiği renkli bir kişiliğim var elbette.

“"Beni bölsem koysam zamana
Her biri tek tek yaşasa
Sonra toplasam beni bende
Zaman bırakır mı ? " (1)

(1) Dörtlük : Şükrü Şahin
(2) Görsel : Norman Rockwell - Girl at The Mirror - "Ekin'e"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne yapıyor acaba diye bir halini hatırını sorayım dedim. Baktım derin devlet işlerindesin:) Bu konuyu ben şöyle değerlendirsem. Aslında bizim oturmuş tek bir kişiliğimiz var da... Sağdan soldan gelip onu gezmelere çıkarıyorlar galiba??? Konu komşu, dost, akraba… Ne dersin. Düşünsene herkesin kişiliğine göre bir davranış şekli geliştirmiyor muyuz hepimiz de? Sevgi ve saygılarıma.

Ayrıntıda gezinmek 
 24.02.2008 1:14
Cevap :
Aynur Hanım, hoş geldiniz. Kişiliklerimiz çevremizdeki diğer kişiliklere göre şekil değiştiyor. Pozisyon alıyoruz. Maske ya kalkan olarak isimlendireceğimiz bu durumu yazımda özellikle belirtmedim. Çünkü yazımda insanın yalnız olduğu andaki duygularını vurgulamak istedim. Maske taktığımız ya da kalkanlarımızı kullandığımız durum, topluma karıştığımız andaki halimiz olmuyor mu? Ayna karşısında -yalnızken- sahip olduğumuzu düşündüğümüz kişiliğimiz, sizin de söz ettiğiniz gibi topluma çıkınca değişebiliyor. Değişmeli mi, değişmemeli mi sorusunun yanıtı, kişinin sorumluluğunu tek başına üstleneceği bir karar olarak yaşanmayı bekliyor. Aynen "çekmecemdeki suratlar" yazımda belirttiğim gibi. Güzel yorumunuz yazıma katkı sağladı, teşekkürler. Saygı ve sevgilerimle...  25.02.2008 10:59
 

Hakan yazılarını izliyorum. Resmi bana ithaf etttiğin için teşekkür ederim. Ekin

aysegül alasarli 
 23.02.2008 10:28
Cevap :
Yazılarımı okuduğunuz için esas ben teşekkür ederim.  23.02.2008 11:17
 

İnsan bazen çok mutlu günler yaşar , bu kişiliğine artı bir özellik katar umut gibi,bazen hayatın acımasız yüzünü görür kederlerin en büyüğünü yaşar başka bir artı özellik kazanır mücadeleci olmak gibi,bazen en büyük ihanetleri yaşar yeni bir şey daha öğrenir dikkatli ve mantıklı olmak gibi. Zaman süzgecinden geçerken önemli olan kötüyü çirkini geride bırakıp tüm güzelliği harmanlıyan özüyle kalabilmeli insan.Enfes bir yazıydı kalbinize düşlerinize klavyenize sağlık sevgili Hakan Şahin.

Meltem Şahin 
 21.02.2008 16:59
Cevap :
Müthiş bir yorumdu. Teşekkürler  22.02.2008 11:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 414
Toplam mesaj
: 97
Ort. okunma sayısı
: 1438
Kayıt tarihi
: 16.02.07
 
 

Yaşam ışığını 1968 yılında Bafra’da gördü. İnşaat Mühendisi ve aynı sektörde yazılım geliştiren bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster