Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1226
 

Aynaya Bakmaya Cesur musunuz?

Aynaya Bakmaya Cesur musunuz?
 

resim:http://img.blogcu.com'dan alıntı


Bu yazıdaki tespitler, eğitim yönünden ve ekonomik yönden geri kalmış birey, toplum ve şehirlerin ortak panoramasıdır.

Hangi şehirde yaşarsak yaşayalım, kendimize, şehrimize ve içinde yaşadığımız topluma bir de bu gözle bakmanızı öneririm.

Şehrimin eğitimi, ekonomisi gibi dibe vurmak üzere…
Şehrimin eğitim seviyesi ve sınavlardaki başarısızlığı çok tartışıldı; Ama hep aynı ezberler, tekrarlanmakta…

Ezberlerin en önemlilerinden biri ekonomi…
Bence ilk sorulması ve üzerinde tekrar düşünülmesi gereken sorulardan biri:

Eğitim mi ekonomiden etkileniyor, ekonomi mi eğitimden? Hani “tavuk yumurta ilişkisi” var ya, işte öyle…

Toplumdaki genel kanaatin aksine ben, eğitimin ekonomiden değil, ekonominin eğitimden ve eğitime bağlı olarak dünya görüşünden etkilendiğini düşünmekteyim.

Ekonomisi çok iyi olmayan Burdur’un son yıllarda ÖSS ve OKS başarısında il sıralamasında, Türkiye birincisi olduğunu hatırlatarak… Bu başarı, yakında Burdur’un ekonomisine yansıyacaktır. Bu arada Burdur il milli eğitim müdürü de Erzurumludur.

Kimse bana ekonomisi güçlü olan ülkelerin eğitimi güçlü olur, demesin. Ekonomi bir yere kadar…
Önce bilgi vardır hayatta, sonra ekonomi ve teknoloji. Yani, teknolojiyi aydınlanma ve bilgi üretir. Belli bir noktadan sonra da bilgi elde etmek için teknoloji kullanılabilir. Ama dediğim gibi belli bir seviyeden, yani teknolojiyi kullanabilecek bilgi seviyesine ulaştıktan sonra…

Eğitimli insanların ticari ufuklarının da iyi olduğu yadsınamaz.

Kurumsallaşmasını tamamlayamamış kurumların yöneticilerine bakın, diplomaları en süslü çerçevelerle ofislerinin duvarlarına asılıdır; ancak süslü bir diploma dışında içinde bulundukları sektörün gerektirdiği ufuktan, hedeften ve donanımdan uzaktırlar.

Yöneticilerin, işlerini sevmeleri, sorumluluklarına sahip çıkmaları, hedeflerine uygun planlama ve organizasyon yapmaları, sektörlerinde başarıyı yakalamak için elzemdir.

Başarıyı da ancak eğitimli ve donanımlı insanlar elde ederler.

İletişimin ve teknolojinin bütün nimetlerine kolayca ve ucuz bir şekilde ulaşmanın mümkün olduğu bir çağda yaşıyoruz. Kişinin, örgün eğitim dışında kendisini yetiştirmesi hiç de zor değil.

Kişi kendisini yetiştirirken öncelikle kendisinin ve toplumun dünya görüşünü, alışkanlıklarını ve ezberlerini sorgulamalıdır. Böylesine yapılacak bir sorgulama, kişiye diplomayla elde edemeyeceği entelektüel nitelik ve gerekli donanımları kazandıracaktır.

Hem özel sektörde hem devlette; okuyan, sosyal ilişkileri gözlemleyen, işi üzerine düşünen, yaptığı işi ve insanları seven her meslek erbabı ve yönetici hedeflediği ve inandığı başarıyı yakalayacaktır.

Ben de, bir eğitimci olarak, özellikle eğitimin içinde bulunan herkesin(veli, öğretmen, öğrenci, idareci) bu sorgulamayı yapması gerektiğine inanıyorum.

Bence “algı ve anlayış kültürü" açısından, kapalı ve geleneksel sosyal yapının hâkim olduğu şehrimizde ilk yapılması gereken iş; ciddi bir özeleştirinin yapılması, dinî ve dünyevî alışkanlıkların ve bu alışkanlıkların biçimlendirdiği ezber yaşantının sorgulanmasıdır. Böylelikle istismar edilen değerler, ihmal edilen yenilik, değişim ve gelişmeler fark edilecek, kavramlar yeniden anlam bulacaktır.

Yine kendimizi sorgulamamız; muhafazakârlığımızın ve muhafaza ettiklerimizin, aslında tarihi misyonuyla, kültür, eğitim ve irfanıyla dillere destan “Erzurumluluk karakterinin dejenere olmuş halinden başka bir şey olmadığını fark ettirecektir.

Hâlâ toplumun önemli bir kısmında hayattan kopuk taassuplarımızın olduğu açığa çıkacaktır.

Acaba, şehrimizden göç edenlerin kaçma gerekçelerinin en önemlisi bu “taassup” değil midir? Bu taassuba başkaldıranlar ve artık bu taassubu çekemeyenler midir, Erzurum’u terk edenler? Ve Erzurum’da kalıp yalnızlaşanlar…

Bilinçten yoksun muhafazakârlık ve taassup, tarafgirliği doğurur. Kalitede ve hizmette liyakatin değil, “taraf” olanın ödüllendirilmesi; niteliksizliği, şekilciliği, miskinliği, başarısızlığı ve geri kalmışlığı tetiklemektedir. Tarafgirlik maalesef gelişmenin en önemli ayaklarından rekabeti ortadan kaldırmaktadır.

Ezber bozmak, aynaya bakmak ve kendimizle yüzleşmek; kısacası sorgulamak cesaret ister! Bu cesareti göstermek en büyük yiğitlik olsa gerek!

Taassubun olduğu, düşüncenin olmadığı yerde, istismar vardır. İstismarın olduğu yerde de düzensizlik, keyfilik ve geri kalmışlık vardır… Düzensizlik, keyfilik ve geri kalmışlık da bir müddet sonra şehrin kaderi olarak kabul edilir. İşte işin varacağı en tehlikeli ve karanlık nokta da burasıdır.

Kendimize bakıp adeta “kral çıplak” demeden, hayat felsefemize, algı ve anlayış geleneğimize başkaldırmadan eğitimde ve ticarette kalkınmanın pek mümkün olmayacağı kanaatindeyim.

Hem birey hem toplum olarak toplumun her kesiminden Erzurumluların kendisini, sorumluluklarını, iş heyecanını, samimiyetini, sosyal ve ticari ilişkilerini; kısacası “hayatı algılama ve anlama” alışkanlıklarını sorgulamaya ihtiyacı var!

Evet, Erzurumlular vakit, aynaya bakma vaktidir.

Var mısınız tozunu alalım aynaların?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İstanbul'lu olmuşlar hocam, onlardan fayda yok :) Geçen yıl bir arkadaşım akraba ziyaretine gitmişti Erzurum'a, yolda, hem de şehir içinde üzerinde biraz kolları kısa bluz var diye 14 yaşlarında bir oğlanın küfürleriyle muhatap olmuş, çok üzülmüş, bize geldiğinde anlattı eşime, o da çok üzüldü. Gerçi bu tür yobazlıklar İstanbul'da yok mu ? Var maalesef, çocukları din sanarak alakasız bomboş işlerle dolduracaklarına, eğitimleriyle ilgilenseler keşke, sevgiler

Dilek Fuçucı 
 08.10.2008 16:41
Cevap :
Yorumuna aynen katılıyorum. Durum, bölhenin sosyo-kültürel gelişmişlik düzeyi içinde ele alınmalıdır. Teşekkürler, sevgiler  10.10.2008 12:55
 

Aynaya bakıp ezber bozan bireyler...toplum olarak kendini eleştiren ve nerede hata yapıyoruz diye soran halklar...Bu tür bir öz eleştiri, özgürlüğü, özgürlük ise zenginliği getirecektir. Değişen üretim biçimi zaten eğitimin kalitesine yöneltecektir işsiz yığınları. Aynı küreselleşmenin ülkemizi demokratikleşme sonucu zenginleşmesine yol açması gibi. Mükemmel tespitlerle dolu bir yazıydı. Saygılar sunarım.

DurmuşGüler 
 25.09.2008 21:03
Cevap :
Değerlendirmeniz ve katkınız için teşekkür ederim Hocam... Saygılarımla..  25.09.2008 22:20
 

Bugüne kadar Erzurumlu velilerim oldu. Hepsi içe dönük yaşayan, çok dindar, kızlarını okutmaktan yana olmayan insanlardı. İletişim kurmakta hep zorlandım, çünkü olan herşeyi Allah'a bağladılar. Kadercilik, bazen başarının önünde büyük engeldir bana göre. Maddi durumları iyi olsa bile okumaya çok önem vermeyip, kızlarını sadece İmam Hatip liselerine gönderdiler. Dediğiniz gibi ekonomi bir engel değil eğitimin önünde. Burdur'un başarı sırrını bir öğretmen yazmıştı, çocuklara çok kitap okutulması ve sistematik bir şekilde takibinin yapılması. Selamlar, sevgilerle...

moonlight1 
 25.09.2008 20:16
Cevap :
Her şeyi "yanlış tanıdıkları" Allah'a bağladılar, evet. Yorumunuza katılıyorum. Selam ve saygılar öğretmenim.  25.09.2008 20:49
 

Burdur'un başarısı bir bakıma Denizli'den geliyor, birçok aile çocuğuna ev tutup Denizli'deki okullarda okutur. hafta sonları dershaneye Denizli'ye gelirler...Halkı fakir olan yerlerin çocuklarının okumaktan başka çaresi yok... Böyle bakınca olaya Erzurum halkı zengindir görüşü çıkıyor ya, bakalım sizin tepkiniz ne olacak?..Selamlar-saygılar...

Fatma Köse  
 25.09.2008 11:31
Cevap :
Erzurum halkı zengin sayılmaz; ancak duyarsız ve çok farklı sosyo-kültürel yapıya sahip kesimlerin bir arada yaşadığı bir şehir. Gelenekçi ve eğitimsiz... Erzurum niteliksiz göç aldı, yıllarca... Biz eğitimciler de teşhis, tespit ve tedavi noktasında düşünceler üretmek zorundayız. Selam ve saygılar öğretmenim.  25.09.2008 12:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 2363
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2287
Kayıt tarihi
: 22.08.07
 
 

Bu âlem içinde aileme zaman ayırmak, gezmek, okumak, fotoğraf çekmek, resim çizmek ve iş hayatı h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster