Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
839
 

Aynı Tanrı'nın çocukları

Aynı Tanrı'nın çocukları
 

Tanrı, herşeyi gören gözleriyle hayat ve ruh verdiği canlılara şöyle bir bakmış ve yeryüzünü insanlarla doldurmakla ne kadar iyi bir şey yaptığını düşünmüş. İnsanlar Tanrı’dan aldıkları yaşamı yeryüzünün her köşesine taşıyor ve çoğalıyorlarmış. Tanrı mutluymuş ve onun mutluluğu insanlara da mutluluk saçıyormuş.

İlk başlarda Tanrı’nın kendilerine armağan ettiği hazır yiyecekleri tüketen insanlar, sonradan üzerinde yaşadıkları verimli toprağı ekip biçmeyi ve yiyeceklerini topraktan kendi çabalarıyla çıkarmayı öğrenmişler. Hayat, insanlar için yorucu ve mücadelelerle doluymuş ama insanlar yine de yaşamaktan mutluymuşlar.

Zaman geçmiş, mevsimler birbirini izlemiş ve insanlar karınca sürüsü gibi çoğalmışlar. Dağlara, ovalara, deniz ve nehir kıyılarına yayılmışlar. Aralarında hiçbir kavga ve çekişme yokmuş, çünkü hepsi de aynı Tanrı’nın çocukları olduklarını biliyorlarmış. Derken birgün büyük bir deprem olmuş ve yeryüzünü oluşturan kara parçaları birbirinden ayrılmış. Bir zamanlar aynı Tanrı’nın çocukları olduğunu bilen insanlar, uzak kara parçalarında kalan insan kardeşlerini görmeye görmeye onlarla kardeş olduklarını unutmuşlar. Sonuçta aralarında artık denizler ve okyanuslar varmış ve bu engelleri aşıp yeniden birleşmek zormuş.

Yüzyıllar geçmiş ve nesiller değişmiş. Her kara parçasında farklı farklı diller gelişmiş. Konuşmayı ve kendini ifade etmeyi öğrenen insanlar; resmi, müziği, çamura şekil vermeyi ve hatta akıllarına gelen tüm düşünceleri ve birikimlerini yazıya geçirmeyi öğrenmişler. Bu birikimler birbirine eklene eklene birbirinden kopan kıtaların her birinde zengin kültürler ortaya çıkmış.

Tanrı, yeryüzüne şöyle bir bakmış ve insanların ne kadar çok yol aldıklarını görmüş. Gördüklerinden hoşnut olmuş. Bir zamanlar toprağı ekip biçmeyi bile bilmeyen insanoğlunun yarattığı envai çeşitli dillere, yazılara, kültürlere, müziklere ve yaşam biçimlerine bakarak yeryüzünde yaşayan evlatlarıyla gurur duymuş. Tanrı’nın üzüntü duyduğu tek nokta: Evlatlarının farklı farklı kıtalarda birbirlerinden kopuk ve habersiz yaşıyor olmalarıymış. Tanrı, bu sorunu çözmeye karar vermiş ve insanlar uzun zaman önce ayrıldıkları kardeşleriyle yeniden tanış olsunlar diye kıtalar arasında ışıktan köprüler kurmuş. Uzun zaman boyunca birbirlerinden bağımsız olarak yaratılan kültürleriyle birbirlerini daha da besleyeceklerini ve güzelleştireceklerini ummuş.

İnsanlar birbirleriyle yeniden tanış olmuşlar ama artık arada eski kardeşlik yokmuş. Birbirlerinin dillerinden anlamıyorlar ve aynı Tanrı’nın çocukları olduklarını artık anımsamıyorlarmış. İnsanların bazıları gerçeği yeniden keşfetmişler ve farklılıklarının aslında güzel birşey olduğunu ancak bunun aynı Tanrı’nın çocukları oldukları gerçeğini değiştirmediğini görmüşler. İşte bu insanlar, gerçeği gören gözlere sahiplermiş ve başkalarına da ışık vererek gerçeği yaymışlar.

Ancak insanların hepsi bir değilmiş; kiminin gönül gözü sonuna kadar açıkken, bazılarının ki kalın perdelerle kapalıymış. Perdelerini ışığa açmayı reddeden insanlar birbirleriyle savaşmışlar ve kan dökülmüş. Etrafı acı çeken insanların sesleri sarmış. Tanrı, evlatlarına üzüntüyle bakmış ve gözünden bir damla yaş düşmüş...

Perdelerini açamayan insanların sesi çok çıkıyormuş ama diğerlerinin gücü daha fazlaymış çünkü onlar ışıkla donanmış varlıklarmış... Işığın gücüyle donanmış o insanlar, nereye karanlık çökerse oraya gidiyor ve gerçeği yayıyorlarmış.

Tanrı, gülen gözlerle ışığın çocuklarına bakmış ve her yere ulaşan elleriyle onların saçlarını okşamış. Tanrı’nın, ışığın gücüyle çevrelenmiş evlatları ürpermişler ve O’nun sonsuzluktan gelen sevgi dolu sesine kulak vermişler: “Sizler umudu yeniden yeryüzüne yayacaksınız ve insanlara aynı Tanrı’nın çocukları olduklarını anımsatacaksınız. Bundan böyle size sonsuz ışığın habercileri denilecek”.

Blog Resim: http://www.message-of-god.com/GodsMessage-1.gif


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sayın yazarımız yazınızı çok beğendim,tebrikler ve de kaleminize sağlık..

İbrahim kaya 
 31.01.2007 19:37
Cevap :
İbrahim Bey, Size çok teşekkür ederim: Hem beğeniniz için hem de beni yazarımız olarak tanımladığınız için. Beni çok mutlu ettiniz. Saygılar, sevgiler...  31.01.2007 23:00
 

Tek Tanrı lı dinlerde ilk cinayet,ADEM ile HAVVA nın çocukları arasında değilmiydi .. ?? Benim üzüldüğüm,"" HOŞGÖRÜ ve TAHAMMÜL "" ün Bizlerden çok uzaklarda olması;bir kaç örnek vermek istiyorum..; şu an 43.yş dayım.1996 yılında askere gittim.12 gün sürekli bir asker peşimdeydi,artık rahatsız olmaya başladım ve dayanamadım,sordum ne oluyor diye ... ıkına,sıkıla bana kuyruğumu aradığını söyledi ... LÜTFEN ŞAKA ZANNETMEYİN. ist.da yaşıyorum,geçmişte aslen Bitlis li bir işverenim vardı;hem Ermeni olacaksın hem de Kayseri de doğacaksın olmaz böyle şey,OLAMAZ diye günlerce tartıştık ... AYNI TANRI nın çocukları olmak, DÜŞÜNÜYORUM ve HİSSETMEYE çalışıyorum .. ama nasıl var olabileceğimi ve olabileceğimizi bilemiyorum ... son dk.a golü atabilirmiyim ?? yeğenim bu yıl üniversiteyi kazandı,köklü ve prestijli bir üniversite;öğrenci kimliğinde ne yazıyor biliyor musunuz ??? YABANCI UYRUKLU ...! Benim dileğim,biraz saygı "inanca ve insanlığa ..."

Avedis 
 31.01.2007 18:49
Cevap :
Sireli Avedis Çakmak, Yorumuzu alınca çok mutlu oldum çok teşekkür ederim size. Ben sizin anlattığınız durumları inanın çok iyi biliyorum çünkü birçok kereler benzer şeylere şahit oldum. Bunlar tabii ki son derece üzücü şeyler. İnsan bazı zamanlarda çok çaresiz hissediyor kendisini. Sonuçta insanın kendi vatanında yabancı muamelesi görmesi ve üstelik bu muameleyi devlet kurumlarından görmek çok acı. Biliyorsunuz anayasada Türkiye'ye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür yazar. Ancak iş uygulamaya gelince bu ülkenin vatandaşları olan Rumlar, Ermeniler,Museviler...asker olamaz, polis olamaz, kamu görevlisi olamaz. Bu nasıl bir çelişkidir? Takdirini vicdan sahibi insanlara bırakıyorum. Sirov...  31.01.2007 23:08
 

Bazıları insanlığını bile unutuyor gerçekten. Ben bu yorumu yazarken milyonlarca insan aç, binlercesi birbirini öldürüyor...Bunlara biz mi sebep olduk acaba diye sormadan edemiyorum. Düşündürücü...Eline sağlık, sevgiler...

Hasan ARSLAN 
 31.01.2007 10:01
Cevap :
Sevgili Hasan; Yorumun için çok teşekkür ederim. Bende komşusu açken tok olan insanların ve birbirlerine nefretle bakan insanların aynı Tanrı'nın çocukları olduklarını uzun zaman önce unuttuklarını düşünüyorum. Bunu unutmamış olan güzel insanlar olmasa zaten dünyamızın hali çok daha kötü olurdu. Bir gün herkesin insan kardeşine sevgiyle ve iyi niyetle bakabildiği günleri görmemiz dileğiyle...Biliyorum fazla ütopik bir dilek oldu ama insan dilemeden de edemiyor işte. Sevgiler...  31.01.2007 11:54
 

Sevgili Özlem, Dünya üzerindeki tüm sorunlar, acılar insanların aynı Tanrı'nın çocukları olduklarını unutmalarından kaynaklanmıyor mu zaten? Ortak ve en önemli noktamızı unutup binbir parçaya bölmüşüz kendimizi. Bu koca dünyayı paylaşamıyoruz. Oysa herkese yer var ve herkesin yaşaması için yeterli olan herşey de öyle...Bir gün belki değişecek herşey.Umudum var. Umudumuzu kaybedersek elimizde ne kalır ki...Kucak dolusu sevgiler...

Fulya 
 31.01.2007 9:07
Cevap :
Sevgili Fulyacığım; Haklısın herşey bu unutuştan kaynaklanıyor. Benim de umudum var. Dilerim gelecek bize sevgi, barış, umut ve kardeşlik getirir. Sevgiler canım...  31.01.2007 11:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 273
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 4637
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümü mezunuyum. Şu anda Marmara Üniversitesi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster