Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
234
 

Ayrılan Hayatlar

Ayrılan Hayatlar
 

Sokaklar kan gölü, terör, silahlı çatışma, torbacılar kısacası her yerde sorunlar yumağı artıyor ve kazan gibi kaynıyor. Doğal olarak imkânı olanların ülkeyi yavaş yavaş terk ettiğini basındaki haberlerden takip ediyoruz. Öyle ki milyon dolar ve üstü parası olanların son bir yılda ülkeleri terk oranı açıklandığında en fazla terk edilen ülke Avrupa’da Fransa olurken, Türkiye hemen arkasından ikinci sırada geliyormuş. Ülke imkânı olanlarca, mesleği yurtdışında bazı ülkelerdeki talepler doğrultusunda zekâ seviyesine göre terk ediliyormuş. Ne derece doğrudur bilinmez, basından izleyebildiğimiz kadarıyla böyle haberlere rastlanıyor. Nasıl mı?

Hâlihazırda son otuz yıldır, özellikle inşaat sektöründe patlamanın da etkisiyle insanlar özellikle imkân sahibi insanlar korunaklı, güvenlikli sitelerde yaşamaya başlarken, herkes çocuğunun, dışarıdaki ortamdan tamamen soyutlandığı bir hayat tarzını yaşamaya başladı. Bazı siteler sadece güvenlikli site şeklinde yapılmış, içinde camisinden alışveriş merkezine, sinemalar, restoranlar, okulları olan kısaca yediden yetmişe insanların normal yaşantısında kullanmak istediği tüm hizmetleri veren sitelere olan talep her geçen gün artıyor. Güvenliğini parasının gücüyle sağlayabilenler dış ortamın olumsuzluklarından arınmaya, adeta kendisine camdan yaşam alanları oluşturmaya devam ediyorlar. Bu sürecin artarak devam edeceği görülüyor.

Şimdi yeni bir akım daha var ki, onlar genellikle basına haber olmuyorlar. Bazı gruplar ise kendilerine bir köyü,  ya da birkaç köyü satın alıp birleştirmek suretiyle mensuplarının tamamının orada yaşayabileceği yaşam alanları oluşturuyor. Eğe’de birkaç köyü satın alarak hem diğer yerlerden izole ediyorlar hem de mensuplarıyla hep birlikte mutlu mesut yaşıyorlar. Özellikle dini gruplara ait yerleşkeler tatil köyü mantığında değil de sürekli yaşam alanı olarak özellikle tercih ediliyor. Ancak bu da kâfi değil.

Bazı gruplar ise; özellikle özgüven ve cesaret gerektiren bir işe kalkışmışlar: üyesi olduğu toplumdan tüm meslek erbaplarının bulunduğu, tüm ihtiyaçlarını kendilerinin yerine getirebileceği, çok az paraya ihtiyaç duymaksızın yaşayabilecekleri,  ideallerinin birbirlerinden şüphe etmeyen üyelerle birlikte yaşadığı kurtarılmış kasabalar oluşturmaya çalışan gruplar var. Çünkü büyükşehirlerde birbirleriyle irtibat kurmak, birbirlerine yeterince zaman ayıramamaktan şikâyetçi olan grup, üyelerinin tamamının meslek sahibi olan bireylerden oluşma koşulu var. Öğretmenler, doktorlar, avukatlar, hâkimler, çiftçiler, berberler, elektrikçiler, mimarlar, şehir planlamacıları, bilim adamları, mekanik ustaları, tarım makinecileri vs. Kasabada ortak üretim fazlasının satılmasıyla içeride üretilemeyenlerin toplu ve yerinden satın alınması, toptan alınması konusunda projeler geliştiren halk dışarıdan kimseyi kasabaya kabul etmiyor. Planlanan yaşam alanları kendi enerjisini kendi üretecek nitelikte binalar tasarlamak şeklinde doğa ve çevre en az şekilde kirletilecek şekilde bir yaşam alanı oluşturulmaya çalışılan projede ilginç köykent birleşimi bir planlama var. Herkes görevini yaptığında mükemmel işleyecek projede herkes kalacağı evi inşa edeceği ve herkes birbirine çıkar ve güvenlik bağı ortak fikir bağıyla bağlı olduğundan akşam yemeğinde et yiyen birisinin aklının ucunda şüphe oluşmuyor çünkü bizzat orada yaşayan bir meslek grubu ve oraya ait insanlar üretim yaptıklarından hile ve aldatma gibi kelimeler kullanılması mümkün değil. Kasabada banka, kredi, kredi kartı gibi borçlandırma araçları yok. Zaten borçlanılacak bir durum da yok.

Kasabanın alt tarafında hafif meyilli araziye sahip. O yüzden hayvanların barınakları ahırlar söz konusu bölgeye yapılmış ve tüm ahırların çıkışları dev bir bant sistemiyle dev bir siloya doluyor. Metanı ayrıştırılan hayvan gübresi işlemden geçirildikten sonra, organik gübre, gaz ve yakılan gazın türbini çevirmesiyle alternatörler çalışıyor kasabanın elektriği üretilirken, organik gübre tarlalara, bahçelere hayat veriyor. İnsanlar ısınma ve mutfaktaki gaz ihtiyacını da bu şekilde karşılıyor. Evlerin yağmur olukları eğimli olarak bir noktada birleştiriliyor ve yer altı su deposunda birleştiriliyor,  yağmur yağdığında dolan su ile sifon ve bahçe sulaması gibi temiz su kullanılmasına gerek olmayan işlerde kullanılıyor, mutfaktaki ve banyodaki sular yine özel bir metotla ayrıştırılıyor ve yine o sular da tekrar geri-çevirimde kullanılıyor.

Kasabada bazı yasaklar da var, başlıca ve ilginç yasaklar!

 

Yalan yasak!

Dedikodu yasak!

Soru sormamak yasak!

İşbirliği yapmamak yasak!

Kendi başına buyruk hareket etmek yasak!

Sınıf ayrımı, sınıflar arası üstünlüğe dair tartışmalar yasak!

Üyeler harici mesleki sırları dışarıya vermek yasak!

Toplantılarda fikir belirtmemek yasak!

Üyeler arasında mesleki sır yasak!

Toplantılara katılmamak yasak!

Tembellik yasak!

Oburluk yasak!

Seçimlerde politik bir duruş sergilemek istemeyen bu grup kimseden faydalanmak gibi bir niyetleri yok. Devlet yatırımı, özel sektör satışı olan elektrik, gaz, su gibi altyapı şebekelerini kullanmak istemiyor ve mümkün olduğunca fosil yakıt kullanmak yerine yenilenebilir enerji kullanmayı tercih ediyorlar. Kasabada bir milyon kitap kapasitesine sahip kütüphane var.  Spor alanları, koşu alanları, gibi sporla ilgili neredeyse tüm etkinlikler var ve spor faaliyetleri bu konuda eğitimli kişilerin denetiminde gerçekleştiriliyor. Politize olmamak için seçimlerde kesinlikle oy vermemeyi düşünüyorlar, ancak bu konuda kesin karara verebilmiş değiller!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1090
Toplam yorum
: 160
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 207
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster